ÇANAKKALE ZAFERİ VE ŞEHİTLERİMİZİ ANMA KONFERANSI

Dr.Nedim BİRİNCİ
Görüntünün olası içeriği: 13 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlarBayrampaşa Kaymakamımız Sn.Osman Aslan CANBABA, Belediye Başkanı Atila AYDINER, BGSAM Bulgaristan Stratejik Araştırma Merkezi Başkanı Dr.Erdal KARABAŞ, TRT Sanatçısı Rüstem AVCI, AK Parti İlçe Başkanı Kemal KIDIL, Türk Dünyası ve Akraba Toplulukları Derneği Sekreteri Ahmet Selim ARSLAN, Türk Dünyası İnsan Hakları Derneği Başkanı Celal OCAL ve Bayrampaşa Meclis Başkanı Rasim BİLGEHAN ve konuşmacı olarak  da Araştırmacı Gazeteci Sn.Şamil KUCUR, Konferansımza teşriflerinden dolayı ayrıca üyelerimiz ve tüm dostlara teşekürler.
Araştırmacı Gazeteci Şamil KUCUR Konuşma yaparken

 

Türk Milleti’nin iman, cesaret ve kahramanlık sembol zaferlerinden olan, Çanakkale Zaferi’nin 102’nci yılı ve şehitlerimizi anma adına, BULTÜRK Derneği tarafından düzenlenen, ‘Çanakkale Zaferi ve Bulgaristan Türkleri’ konulu konferansımızda, Çanakkale Savaşlarına, Osmanlı Devleti coğrafyasının çok farklı bölgelerinden, olduğu gibi, Balkanlar ve bugünkü Bulgaristan coğrafyasından da din, devlet, millet ve hürriyet müdafaası için adeta cepheye koşan ve şehadet mertebesine kavuşan vatan evlatlarını yad ettik.

Bayrampaşa Kaymakamımız Sn.Osman Aslan CANBABA’ya Kitabımızı taktim ettik.

Bayrampaşa Kaymakamı Osman Aslan Canbaba, “Şimdi barışçıl yollarla yeniden Balkanlar’da etkin olmak gibi bir fırsat var. Kimseyi ürkütmeden ama sonuna kadar haklarımızı kullanarak oralarda etkin olmamız lazım.” dedi.

Bayrampaşa Kaymakamı Osman Aslan Canbaba, “Şimdi barışçıl yollarla yeniden Balkanlar’da etkin olmak gibi bir fırsat var. Kimseyi ürkütmeden ama sonuna kadar haklarımızı kullanarak oralarda etkin olmamız lazım.” dedi.
Bulgaristan Türkleri Derneği (BULTÜRK) tarafından 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 102. yılı dolayısıyla düzenlenen “Çanakkale Zaferi ve Bulgaristan Türkleri” konulu konferansta konuşan Canbaba, Bulgaristan’daki Türklerin Bulgaristan-Türkiye ilişkilerini geliştirecek mekanizmalar oluşturmaları gerektiğini belirtti.
Bulgaristan’da 26 Mart’ta yapılacak seçimlere ilişkin sandığa gidin çağrısında bulunan Canbaba, “Ne kadar çok oy o kadar etki demektir. Orada etkin olabildiğimizde oradaki insanlarımızın yaşam kalitesini arttırabiliriz. Bulgaristan’ı Türkiye’ye yakınlaştırabiliriz. Bunu bilimsel metotlarla yapabiliriz. Ekonomik olarak büyüyebilmemizin gelişmemizin bir yolu da bu aslında.” dedi.
Balkanların Osmanlı Devleti’nin yaşam alanı olduğuna vurgu yapan Canbaba, şunları kaydetti:
“Şimdi barışçıl yollarla yeniden Balkanlar’da etkin olmak gibi bir fırsat var. Kimseyi ürkütmeden ama sonuna kadar haklarımızı kullanarak oralarda etkin olmamız lazım. Sizlerin orada etkin olması oradaki Türklerin yanı sıra geleceğimiz için de önemli. Bunun için çalışmamız, kafa yormamız lazım. Bulgaristan’daki Türklerin örgütlenmesini desteklememiz lazım. Nereye oy verirse versin Türklerin oy kullanması gerektiğini düşünüyorum. Siyasete katılımlarının yüzde 100 olmasını arzu ediyorum.”

 Bayrampaşa Belediye Başkanı Atila AYDINER’e Kitabımızı taktim ettik.

 

Bayrampaşa Belediye Başkanı Atilla Aydıner ise Osmanlı’nın Bulgaristan’da uzun yıllar köklü medeniyet kurduğunu, her kentinde Osmanlı eserlerine rastlanabileceğini söyledi.
BULTÜRK Genel Başkanımız Rafet Ulutürk’de Türkiye Cumhuriyeti’nin gösterdiği hedefe emin adımlarla ilerleyeceklerini dile getirdi.
Bulgaristan’daki seçimlere katılan DOST Partisi’nin temsilcisi Rasim Bilgehan da konuşmasında; Türkiye’deki seçmenlerin oy kullanabilmesi için çalışma yürüttüklerini, bugüne kadar 19 bin kişiyi sisteme kaydettiklerini ifade etti. Başkanın konuşmalarına katılıyorum ancak seçimlere ilişkin, Geniş perspektifli Balkan politikamız olmadı. Günübirlik değil, uzun vadeli politikalar olması lazım. Bütün enerjimizi bu yeni oluşumun barajı geçmesi üzerine kurgulamamız gerekli.” diyen Bilgehan, Bulgaristan’ta seçimler öncesinde çok ciddi sindirme politikalarına maruz kaldıklarını anlattı.

BULTÜRK Derneği konferansımıza katılan tüm dostlarımıza teşekkürler…

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, ayakta duran insanlar ve takım elbiseBGSAM Başkanı Dr.Erdal KARABAŞ Rafet ULUTÜRK’ Bulgaristan Türklerine hizmetleri için özel yapılmış bir kupa hediye etti. Rafet ULUTÜRK; “Bulgaristan Türkleri için yapmış olduğum çalışmalardan dolayı BGSAM – Bulgaristan Stratejik Araştırma Merkezi Başkanı Sn. Dr. Erdal KARABAŞ Beyefendiden hayatımda aldığım en anlamlı hediyedir” dedi.

Türk Dünyası İnsan Hakları Derneği Başkanı Celal OCAL konuşmasında; Bu gün bir ilk yaşıyoruz, bu gün Rafet Kardeşim beni bile şaşırttı bizden küçük olmasına rağmen kendi kitabını yazdı. Artık bu günden sonra dernek Başkanlarını kitabı olan ve olmayan Başkanlar diye hitap edeceğiz. Ardından Rafet ULUTÜRK’ü yanına kürsüye davet ederek alnından öptü ve Kahramanlar alnından öpülür, hayırlı uğurlu olsun tekrar sizleri kutluyorum.dedi.

Şehitlerimizin ruhları şad olsun.
Ben ezelden beridir, hür yaşadım, hür yaşarım/
Hangi çılgın bana, zincir vuracakmış şaşarım… (Mehmet Akif)

Share

Bulgaristan Yabancılar Yasası Kabul Etti.

tel orgu bg 

Hiç bir ülkenin vatandaşı olmayan kişilere “apatrid” denecek.

Bulgaristan Cumhuriyeti halk meclisi YABANCILAR KANUNU kabul etti.

Kendi ülkelerindeki vatandaşlık haklarını yitiren ve başka bir devlette vatandaşlık hakkı alamayan kişilere bundan böyle “apatrid” statüsü tanınacak.

 

Yasa değişikliği, 1954’te kabul edilen ve Bulgaristan Cumhuriyeti tarafından onaylanan, Hiçbir Ülkenin Vatandaşı Olmayan ve Vatandaşlık Hakları Olmayan Kişilerin Azaltılması Sözleşmesi’ne göre, hiçbir devletin vatandaşı olmayan kişiler için “apatrid”  kavramı kullanılmasını ve bu kişilerin hukuksal durumunu düzenlemeyi öngörüyor.

 

Vatandaş hakkı olmayan kişilere İç İşleri Bakanlığı “GÖÇ’ Müdürlüğü statü tanıyacaktır.

 

Ülkemiz sınırları içinde fiilen bulunan ve elinde olmayan sebeplerden dolayı ülkeyi terk edemeyen yabancıların ikamet süresinin yasal olarak uzatılması olanakları yeniden sağlanıyor.

 

Bundan böyle sınır makamları da insancıl nedenlerle bir defalık olmak üzere 15 günlük kısa süreli ikamet vizesi verebilecek.

 

Böylece vize dilekçesinin reddedildiği durumları değerlendiren mahkemelerin yetki alan sınırları açıklık kazanmıştır.

 

Yapılan yasa değişikleriyle, yasalara göre mutlaka bulunması gereken yolculuk evrakları ve zorunlu Bulgar vize kontrolü istemini uygulamayan,  Bulgaristan’a ve Bulgaristan’dan yabancı yolcu taşıyan şoförlere kesilen asgari cezanın 6 000 levadan 3000 levaya indirilmesi yasallaşmıştır.

 

Ülkede ticaret yaptıklarını gerekçe göstererek uzun vadeli vize için aday olan kişilere tam iş günü uygulayan 10 işyeri açma istemi yasallık kazanmıştır.

Tercüme *Alıntı Vesti bg

Share

Edebiyatımızda Etnik Motifler

Avsin Avşin BALKAN

Konu: Biz edebiyatı olan bir halk topluluğuyuz

BGSAM yayınları olarak 5 bölümlü bir yazı dizimizle özgün edebiyatımızın etnik motiflerine değinmek istiyoruz.

Bölüm 1.

Başlıca Bulgaristanlı Türk halk edebiyatı üzerine, yerli bir özgün Türk edebiyatı duğuyor. Kuşkusuz Türkiye ile Bulgaristan edebiyatları, tüm kültür alanlarında olduğu gibi, yerli Türk edebiyatımızı da doğal olarak etkiliyorlar. Ancak gelişme sürecinde kendine özgü nitelikler kazanarak göreceli özgün bir edebiyat durumuna geliyor. Bu edebiyat bizim estetik değerlerimizi, mizaç, etnik bilinç ve beğenilerimizi yansıtıyor. Adına da Bulgaristan Türkleri Edebiyatı dedik. Tarihi 93 Harbinden başlayarak günümüze kadar uzanır ve bilinçlenme, dirilme ve savaşabilecek duruma gelmemizde güçlü kılıç kalkan rolü oynamıştır.

İlk dönem ve seçkin temsilcileri.

1877 – 78 Plevne Savaşından Birinci Dünya Savaşı’na kadar Bulgaristan Türk Edebiyatı biçimlenme döneminde duruyor. Âşık Hıfzı, Hüseyin Raci Efendi ve diğer yazarlar, halkın savaş yıllarındaki ızdıraplarını ve tanık oldukları olayları yansıtıyorlar.

Yerli Türk edebiyatı, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları arasındaki dönemde tam anlamıyla ortaya çıkıyor. Aralarında Aliosman Ayrandoruk (1878 – 1952), Mehmet Con (1885 -1974),  Mustafa S. Alyanak  (1890 – 1966) , Mehmet Behçet Perim  (1896 -1965) , Haydar Baba ((1871 – 1956) , Mehmet Fikri (1909 – 1941)  vb ozan ve yazarların bulunduğu yeni bir yaratıcılar kuşağı ortaya çıkıyor. Yerli edebiyat Türk olarak zenginleşiyor. Şiir ile birlikte öykü ve sahne yapıtları yayınlanıyor. Ama şiir egemen konumunu koruyor. Biçim ve içerik bakımından edebiyatımız halk yaratıcılığı havasını koruyor.

Bulgaristan Türk Edebiyatı, Tüm kültürlerimizle birlikte totaliter sosyalizm döneminde iki gelişim aşamasından geçiyor.

Olgunluk aşaması ve sivrilen temsilcileri.

1944’ten 69’lıyılların sonlarına kadar geçen sürede olgunluk aşamasına ulaşıyor. Eski yaratıcı grubuna Selim Bilal (1915 – 1987), Hasan Karahüseyin (1925 -1990), Sabahattin Bayram (1931 -2013), Ahmet Şerif (1926 – 2000), Recep Küpçü (1934 -1976), Mefküre Mollova (1927 -2009) ve başka yazar ve ozanlar katılıyor. Bu kuşak, çağdaş dünya görüşüne ve estetik düşünceye sahip. Dilleri daha zengin, söylemleri taze ve renkli. Bunlar edebiyatımıza yeni konu ve poetikayla, çağdaş renkler katıyorlar. 1950’lerin sonlarına doğru yaratıcılık sürecini, totaliter sosyalizmin ilk yıllarında dayatılan ideolojik klişelerden ve basma kalıp söylemlerden kurtarma  denemelerinde bulunmaya başlıyorlar. Edebiyatın tüm türlerinde eserler yaratılıyor, yayınlanıyor. Serbest şiir biçimi yaygınlaşıyor. Öykü sanatı, olay örgüleri, teknik ve anlatım dili geliştirilerek, olgunluk aşamasına ulaşıyor. Kısa Öyküde Muharrem Tahsin (1929 -2007), Ahmet Tımış (1926 – 2007) ve başka yazarlar önemli sanat değeri olan önemli yapıtlar ortaya koyuyorlar.Sabri Tata’nın  (1925 – 2010) Güneş Doğarken adlı yapıtıyla çağdaş anlamda romancılık başlamış oluyor. Onu Halit Aliosman (1932)  izliyor. Turhan Rasi (1942), Yusuf Kerim (1922 – 2007), Mehmet Bekir  (1932) ve diğer yazarların yapıtlarıyla mizah yeni bir aşamaya ulaşıyor. Bu dönemde çocuk edebiyatı gelişerek edebiyatımızda başlı başına bir kol durumuna geliyor. Ahmet Şerif, Nadiye Ahmet (1931), Nevzat Mehmet (1933), Muharrem Tahsin, İsmail Çavuş (1940) vb yazarlar bu alanda seçkin yapıtlar ortaya koyuyorlar.

Demokrasi rüzgârında yeniden canlanma.

Edebiyatımız demokrasiye geçiş yıllarında yeniden canlanmaya başladı. Önceki aşamada ustalaşan yazarlar – Ahmet Şerif, Ömer Osman, Sabahattin Bayram, Mehmet Çavuş, Niyazi Hüseyin, Sabri Tata, Naci Ferhad (1940 – 2013) Muharrem Tahsin, İsmail Çavuş, Sabri Alagöz, Ahmet Emin vb birçok yeni yapıtlar yayınladılar. Bu yapıtların bazıları zorla kimlik döneminde yazılmış, ama yayınlanamamışlar. Yeni aşamada Mustafa Bayramali (1938) gibi yetenekli öykü yazarları da belirdi.

Edebiyatımızda demokrasiye geçiş döneminde yeni isimler de belirdi. Aziz Sakir-Taş (1985), Haşim Akif (1946), Kamil Topçu (1985), Nurten Remzi (1964). Nurdan Çete (1975), Melis Aziz (1995)  ve başka genç kalemler yaratıcılık sürecine yeni soluk katıyor ve onun yeni bir aşamaya ulaşmasına katkıda bulunuyorlar.

Doksanlı yılların dorukları

Geçen Yüzyılın 90’lı yıllarında ve XXI. yüzyılın başlarında yayınlanan edebi yapıtlarda totaliter sistemin sosyalist gerçekçilik biçiminde dayattığı ideolojik şemalara rastlanmaz. Yaratıcılar tasarım, sanatsal fikir ve duygularını özgürce dile getirmekte, çok taze anlatım biçimleri kullanmaktadırlar. Yapıtları estetik bakımdan daha nitelikli, biçimleri daha yetkindir.

Böylece tarihsel gelişim sürecinde Bulgaristan’da yavaş yavaş özgün bir Türk edebiyatı oluşuyor. Kuşkusuz o, klasik Türk edebiyatına özgü nitelikleri taşıyor. her şeyden önce yapıtlar edebi Türk dili, gece vezni ve kafiye ile örülüyor. Aynı zamanda Bulgar ve dünya edebiyatından etkileniyor.  Ama özü, Bulgaristan Türkünün duygularını, düşünce, özlem ve felsefesini yansıtıyor.

Günümüz şiirinde özellikler

Günümüz aşamasında ebedi yapıtlardan en iyi şiirin geliştiği bir gerçektir. Onu nesir, özellikle öykü izliyor. Roman türü hala başlangıç sürecini tamamlama sürecinde. Mizah yapıtları hem halk yaratıcı geleneğini sürdürüyor, hem de yaşamdan yeni süjeler alarak gelişiyor. 50’li yıllarda kaleme alınan piyesler daha fazla bir perdelik olup güncel yaşamı yansıtıyorlar.

Yapıtların ebedi ve estetik nitelikleri yavaş yavaş gelişiyor, yaratıcılar daha renkli bir dil kullanıyorlar. Motifleri Türk halkının yaşamından, sosyokültürel durumundan kaynaklanıyor. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları arasındaki dönemde sosyal ve kültürel kalkınmanın nesnel gerekliliği, Anadolu’ya göç edenlerin göç sılası gibi konular izleniyor. Ozan ve yazarlar, yapıtlarında doğup yetiştikleri bölgenin doğa güzelliklerinin betimliyorlar.

Yeni Türk edebiyatında, yukarıda belirtilen konularla birlikte, barış, hoşgörü, adalet, erdemler gibi genel insani sorunlar da ele alınmaktadır.

Bulgaristan Türkleri edebiyatı, bir yandan topluluğumuzun estetik duygularını, yaşam felsefesini yansıtmakta, öte yandan okul ile birlikte , etnik kimliği güvence altına almaktadır. Yeni Osmanlıların ve Genç Türklerin görüşleri, 1920’lerde de Atatürkçü düşünceler; edebiyatçıların ve özellikle belirli bir zaman bugünkü Bulgaristan Topraklarında yaşayan ve çalışan Ahmet Suavi ve Ahmet Mithat’ın yapıtları eğitim sistemi ve basın aracılığı ile halkımızın daha uyanık kesimlerine ulaşıyorlar. . Türkçülük ve ulusçuluk fikirleri aydınlar arasında yayılıyor ve kök salıyorlar. Bunların etkisiyle Türk topluluğunun etnik bilinci oluşup gelişmeye başlıyor. Bilindiği gibi, öz bilinçten yoksun bir ulusal ve etnik topluluk var olamaz.

Bulgaristan Türkleri Bilincine Doğru adımlar

Ulusal fikirler edebiyatımıza Mustafa Alyanak, Mehmet Behçet Perin, Aliosman Ayrantok’un yapıtlarıyla girmiştir. Bunların yaratıcılığı yerli Türk edebiyatında yeni bir çığır açmıştır. Etnik ve kültürel kimliğin oluşturulup geliştirilmesini amaç edinen ekolün ortaya çıkmasında M. Alyanak’ın şiir, öykü ve makaleleri önemli rol oynamıştır. Örneğin “Çobanın Rüyası” şiirinde ozan, ulusal geleneklerin giderek unutulmasından tedirgin olduğunu, bunları geleceğe taşıma özlemini dile getirmektedir.  Söz konusu çığırın açılıp gelişmesinde A. Ayrantok’un katkısı çök önemlidir. Ozanın kanısınca, kültürel kimliğimizin geleceği hurafelerden arınmamıza bağlıdır. “Be Yahu” adlı şiirinde fen ve sanat mektebini cennette benzetmiştir. .

Bu ekolün yaratıcıları arasında en seçkin ozan olarak Mehmet Behçet görülmektedir. Ozanın ulusal ve kimlik ülküsüne tutkusu en açık biçimde “Tunalılar Marşı” adlı şiirinde betimlenmiştir.

 

“Biz Tunalı Türk oğluyuz

Azmimizde er oğluyuz,

Bilgi, soydaş, hak için biz

Ölümlere yeminliyiz.…”

Devam edecek.

Kaynak: İbrahim Yalımov “Bulgaristan Türk Topluluğunun Etnik-kültürel ve Dinsel Kimliği” Sayfa 163-166
Share