Bulgaristan 15 Temmuz şehitlerini anıyor…

TÜRK HALKININ YAZDIĞI DESTANI, ÇILGIN TÜRKLERİN TANKLARI NASIL EZDİĞİNİ ANLATTIK.
Türkiye’nin milli birlik ve beraberliğini hedef alan Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016’daki hain darbe girişimine karşı Türk halkının kahramanca verdiği mücadelenin birinci yılında Bulgaristan Kazanlık şehrinde de anıldı. Bulgaristan’da Türk Halk Kültür Derneği ve Türkiye’den BULTÜRK Derneği ile birlikte Temmuz 2016’daki hain darbe girişimi için anma toplantısı yapıldı. Türk Halk Kültür Derneği Başkanı Sayın Menderes Kungün’ün düzenlediği toplantıda asistanlık görevini Sn.Dilay ALBAYRAK yaptı.

Toplantıya katılanların arasında; Kazanlık şehrinde sevilen ve saygı duyulan demokrasi geçişinde ilk Belediye Başkanı olan Müh. Bonço SARAFOV, Filibe-Plovdivden gelen misafirler, Kazanlık ilçesinin her köyünden en az ikişer kişi olarak katılım sağlandı. Bu toplantıyı organize eden Sn. Menderes KUNGÜN bukadar ince düşünmesi bizleri onurlandırdı. Ayrıca BULTÜRK – Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneğimizin Başkanı ve yöneticileri de katıldık. Slaytın bulgarca olmasından dolayı çok beğenildi. Tabi ki alınan hediyeler için biraz şaşkınlıkla karşılasalar da çok memnun kaldılar.

Bulgaristan Kazanlık-tayız!  Buradaki kardeşlerimizin hepinize kucak dolusu muhabbet sevgi ve selamları var…Harika bir program gerçekleştirdik.

İlk defa Bulgaristan’da 15 Temmuz anma töreni gerçekleştirmenin gururunu yaşıyoruz.

Toplantının açılışını Kazanlıkta bulunan Türk Halk Kültür Derneği Başkanı Sayın Menderes Kungün yaptı. İlk önce Türkiye’de temmuz 2016 da darbe girişiminde şehit düşenlere bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Ardından ilk konuşmacı Osman Bülbül bey kitabını tanıttı ardından sırayla  Başkanımız Rafet ULUTÜRK, Şakir Arslantas,  Nedim Birinci ve Elif Güneş Türkiye’de yapılan darbeyi anlatılar… TÜRK HALKININ YAZDIĞI DESTANI, ÇILGIN TÜRKLERİN TANKLARI NASIL EZDİĞİNİ ANLATTIK

SLAYTTA ARKADA GÖRDÜĞÜNÜZ GİBİ “DEMOKRASİ VE ŞEHİTLER ” MİTİNGİNDE BULTÜRK YERİNİ ALMIŞTIR

Programın sonunda katılımcılara 15 Temmuz darbesini anlatan Cumhurbaşkanlığımız tarafından basılan Darbe kitabını, Bultürk Gazetesi ve 15 Temmuz konulu şapka,  tişört, hediye olarak zambak kolonyası ve Başkanımızın “Türk Dünyasında Bir Bulgaristan Türkü 50 Yıllık Mücadele” ve Osman Bülbülün de “Bulgaristan Türklerinin Durumu” kitapları gelenlere dağıtıldı.

Program çok samimi bir ortamda Bulgaristan’daki kardeşlerimizin yüksek katılım,   ilgi ve alakaları içinde birlik ve dirliğimizin vurgulandığı Yenikapı ruhunu hep birlikte hissettiğimiz bir atmosferde gerçekleşti.

Ali KAÇAN Beye plaketini Kültür Bakanlığı görevlisi Elif GÜNEŞ Hanım taktim etti

Osman BÜLBÜL Beye Şakir ARSLANTAŞ plaketini taktim ederken

Toplantının sonunda BULTÜRK Gazetesine hizmetlerinden dolayı Sn. ALİ KAÇAN ve köşe yazarımız Sn.Osman BÜLBÜL’e de birer plaket taktim edildi. Ayrıca bu günün anısına ve bu darbe bir daha unutulmaması ve unutturulmaması adına Menderes KUNGÜN’e özel bir plaket taktim edildi. Başarılı bir konferansın ardından güzel bir akşam yemeği her şey için çok teşekkür ederiz.

Elif GÜNEŞ

Not: Fotoları çeken Selin ALBAYRAK Hanım efendiye teşekkür ederiz.

Not: Konuşmalara buradan ulaşabilirsiniz;

Osman BÜLBÜL http://www.bghaber.org/bghaber/kitap/

Rafet ULUTÜRK http://www.bghaber.org/bghaber/kazanlikta-15-temmuz/ 

Şakir ARSLANTAŞ http://www.bghaber.org/bghaber/kazanlikta-15-temmuzu-andik/

Dr.Nedim BİRİNCİ http://www.bghaber.org/bghaber/stanimaka-sorun-mahalleli-sorunu-degildir/

Elif GÜNEŞ http://www.bghaber.org/bghaber/kazanlikta15-temmuz/  

Görüntünün olası içeriği: 13 kişi, oturan insanlar ve iç mekan

15 temmuz hediye kalem ile ilgili görsel sonucu

TÜRKİYE’DE ÇILGIN TÜRKLERİN TANKLARI NASIL EZDİĞİNİ ANLATTIK

 

BULGARİSTAN’DA TOPLANTIYA KATILANLARA DAĞITILAN HEDİYELER;

  1. Cumhurbaşkanlığımız tarafından basılan Darbe kitabını
  2. Bultürk Gazetesi
  3. 15 Temmuz konulu kalem, şapka,  tişört,
  4. 15 temmuz tişort şapka ile ilgili görsel sonucu
  5. 15 temmuz hediye kalem ile ilgili görsel sonucu
  6. Zambak kolonyası
  7. “Türk Dünyasında Bir Bulgaristan Türkü 50 Yıllık Mücadele” Rafet ULUTÜRK
  8. “Bulgaristan Türklerinin Durumu”  Osman Bülbül 

Mehmet BAYRAM Kardeşime kitabımı taktim ettim

Bulgaristan Kazanlık “ÇUDOMİR” Kültür merkezinde DARBEYİ ANLATIRKEN

 Türkiye’de 15 temmuz darbe girişimini Kazanlıkta halkı bilinçlendirirken. TÜRK HALKININ YAZDIĞI DESTANI ADIM ADIM ANLATIRKEN. BULGARİSTAN’DA YAŞAYAN TÜRKLERİN YANINDA BULGAR HALKININ DA İLGİ GÖSTERMESİ BİZİ ÇOK MEMNUN ETTİ.

 Bu güze organizasyonu BULGARİSTAN’DA yapma cesareti gösteren Sn.Menderes KUNGÜN’e Bulgaristan Türklerini hakkıyla temsil etme konusunda yüreğini koyduğu için ve bu çalışmalarında daha ileriye gitmesi için hazır olduğumuzu kendilerine beyan ettik. Ayrıca başarıların ödüllendirileceğini göstermek adına bu günü tarih sayfalarına kazıyabilmek için kendilerine BULTÜRK’ün plaketini taktim ettik. Allah yar ve yardımcısı olsun başarılarını devamını diledik.

Görüntünün olası içeriği: 9 kişi, oturan insanlar ve iç mekan

Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, oturan insanlar, masa ve iç mekan

Görüntünün olası içeriği: 6 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar

Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, oturan insanlar ve iç mekan

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, ayakta duran insanlar ve iç mekan

Görüntünün olası içeriği: 6 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar ve iç mekan

 

Share

Bulgaristan’da Roman Toplumu Karşıtı Protesto

Bulgaristan‘ın güneydoğusunda Asenovgrad kentinde milliyetçi Bulgarlar, Roman toplumu karşıtı protesto gösterisi düzenledi.

Kentteki Bulgar gençler kürek takımı sporcuları ile yerel Roman topluluğu arasında 10 gün önce yaşanan kavganın ardından, bölgede Roman toplumu karşıtı gösteriler devam ediyor. 10 gün önceki olayda bazı sporcuların yaralanmasının ardından başlatılan soruşturmada, kavgaya karışan Roman topluluğundan 9 genç gözaltına alınırken bazı şüphelilerin serbest bırakılması bugün kent merkezinde toplanan yüzlerce kişi tarafından protesto edildi.

Gösteride, “Bulgaristan Bulgarlarındır” şeklinde slogan atan göstericiler, Bulgaristan bayrakları ile haçlar taşıdı.

Roman toplumunun Bulgaristan‘a entegrasyonun mümkün olmadığını ileri süren göstericiler, ülkede yerleşik Roman azınlığın Hindistan‘a gitmesi iddiasını dile getirdi.

Protesto gösterisini organize eden ve adını vermek istemeyen kişi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Protestomuzun tek bir nedeni var, o neden de ortak evimiz olan Bulgaristan‘dır. Eğer suç işleniyorsa ve işleyenlerin etnik kökeni bahanesi ile adalet sistemi bu suçların karşısında kayıtsız duruyorsa biz sokaklara dökülüyoruz. Türklere veya Romanlara karşı değiliz, ancak onlar bizim gelenek, dil ve adetlerimizi bilmeli, Bulgaristan‘da yaşıyor olmaktan bizim gibi gurur duymalıdırlar.” görüşlerini ileri sürdü.

Protestoya destek veren Filibe ve Asenovgrad Motosikletçiler Kulübü üyesi Genadi Stavrev de, protestonun etnik sebepli olmadığını öne sürerek, sadece adaletsizliğe karşı olduğunu iddia etti.

Gösteri nedeniyle şehir merkezinde polis ve jandarma güçlerince güvenlik önlemleri alınırken protestocular, eylemlerine okudukları bildiri sonrası son verdi.

Asenovgrad Romanları huzursuz

Bu arada jandarmanın çevresinde güvenlik kordonu oluşturduğu ve giriş çıkışları denetlediği şehrin Roman mahallesi sakinleri de huzursuz. Romanların, protestolara neden olan olaylara karışan birkaç kişi yüzünden tüm mahallelinin dolaşım hakkının sınırlandırılmasından dolayı duyduğu memnuniyetsizlik de gittikçe artıyor.

Göstericiler ise, Roman mahallesinden kaynaklandığını ileri sürdükleri güvensizlik ortadan kalkana dek eylemlerini devam ettireceklerini bildiriyor.

Öte yandan Asenovgrad’daki gerginliğin ardından, Roman mahallelerin bulunduğu ülkenin bazı kentlerinde de küçük çaplı benzer protestolar yapıldı.

Romanlar, 7 milyon dolayındaki ülke nüfusunun yüzde 10’unu oluşturuyor.

Share

BULTÜRK GECESİNDEN

Seydullah HALAÇ

Salonda Kadriye LATİFOVA’nın müzikleri çalıyordu, insanlar yavaş yavaş gelmeye başladı. Ardından Bulgaristanlı İstanbul TRT Sanatçımız Rüstem AVCI canlı devam etti.

Bultürk derneğinin Birlik ve Kardeşlik panelinde toplantı saygı duruşu ve istiklal marşı ile başladı.

Bultürk genel sekreteri Doc.Dr.Müjgan DENİZ’in sunuculuğunu yaptığı toplantıda ilk önce derneğin kısa tarihçesini anlattı.

2003 yılından beri hep ilkleri yaptıklarını İlk Türk Cumhurbaşkanı, İlk defa Sofyada Türk Dünyası Liderler toplantısı, ilk defa Bulgaristanda 13 bin kişi üzerinde dev bir anket yaptıklarını, İlk defa Kırcaalinin hıdıllezden 3 gün önce 1434y doğum tarihinin Kırcaalide anma toplantısını yapmaları, ilk defa Bulgar parlamentosuna bir dernek olarak davet alıp gittiklerini, ilk defa çernooçenede Bulgarlar ile beraber bayram kutladıklarını, ilk defa Türk Kurultaylarına katıldıkları ve birçok ilke daha imza attıklarını belirterek gelen dernek başkanlara söz verelim. Ayrıca dernek merkezinde her 15 günde bır konferans, seminerler yaptıklarını belirtti. Bizim alanımız Bulgaristan ve bu konuda biz her zaman devletimize ve yöneticilerimize projeksiyonlar sunduğumuzu ve Bulgaristan’ın 50 yıl sonrası için çalışmalar yaptıklarını belirtti.

Ardından Türk Dünyasından gelen Dernek Başkanlarına ayrı ayrı söz verildi;

Yavuz Selim Derneği Başkanı, Afganistan İpek Yolu Vakfı Başkanı Mustafa MAHDUM Afganistan; Türkiye Universite Mezunları Birliği Türkiye Temsilcisi-Lale HASANOĞLU; Çankırılılar Derneği Gaziosmanpaşa-Ahat AKÇAL; Balkan ve Avrasya STK’ları Komisyon Başkanı Ferudun AY; Osman DUMAN-OSMAR KRİSTAL;

Gecemize katılan dernek Başkanları;

Vakıflar Genel Müdürlüğü-Mustafa ÖZKAN; Küçükçekmece Muhtar-Faruk DEMİR, Yusuf DEMİREL; Kâğıthane Bld. Kent Konseyi Kadın Kolları –Necmiye CEYLAN; AK Parti İl Başkanlığı Hüseyin CEYLAN; Kemal KARADAĞI-Rumeli Türkleri Vakfı; İbrahim HALİL BALAYOĞULLARI; -Moskova; Rüstem AVCI-TRT Sanatçısı-Bulgaristan; URAL Derneği-Bülent MAŞAOĞLU; Azerbaycan-Agil SAMETBEYLİ; Balkanlara Vefa Derneği-İsmail ERDEM. Türk Dünyası Gazeteciler Federasyonu Başkanı Menderes DEMİR, Gazetecilerden – Yakut MISIRHANLI; Bayrampaşa haber Yılmaz BİRİNCİ, Anadolu ajansı; Hepsine katılımlarından dolayı teşekkür ederiz.

Konuşmalar devam etti – Bayrampaşa AK Parti İlçe Başkanı Sn. Kemal Oğuz KIDIL, Bayrampaşa Belediye Başkanım Sn. Atila AYDINER, Ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Sn. Ekrem Erdem’e söz verildi;

 Bayrampaşa Belediye Başkanı Atila AYDINER

Halk oylamasına doğru – BULTÜRK Gecesinde AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Ekrem Erdem, “Cumhurbaşkanını halkın seçmesi istikrar ve huzur adına önemli bir adımdır.” dedi.

Erdem, Bulgaristan Türkleri Derneği BULTÜRK tarafından düzenlenen etkinlikte öncelikle Başkan başta olmak üzere tüm yönetime teşekkür etti ardından “2007 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçiminden önce yüzde 47 oy aldık, Önümüzde Cumhurbaşkanlığı seçimi var, 367 diye bir garabet icat ettiler ve Cumhurbaşkanını o tarihte seçtirmediler.” dedi.

” Cumhurbaşkanı neden seçtirilmez? Bu sistemin zayıflığından kaynaklanan bir engellemeydi” diyen Erdem, sözlerini şöyle sürdürdü: “Mecliste 550 milletvekili var, baskılar yaptılar, tehditler aldılar ve bazı partilerin genel başkanları, milletvekillerine cumhurbaşkanlığı seçiminde, meclise girmemesi için baskı yaptı. 367 garabetinden daha ağır olanı, milletvekillerinin meclise girememesiydi.”

Erdem, 2007 yılından sonra cumhurbaşkanını, milletvekillerinin seçmesinin, sistemi kilitlediğini ve problem oluşturduğunun altını çizerek “Eski sistemde milletin istediği değil, birilerinin istediği kişi cumhurbaşkanı oluyordu, cumhurbaşkanı halkın iradesinin dışında seçiliyordu.” ifadelerini kullandı.

Erdem, 1960 askeri darbesinden beri Türkiye’de cumhurbaşkanlığı seçimlerinde problemler yaşandığını anlatarak, 1961 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmak isteyen Ali Fuat Başgil’e yapılanları hatırlattı. Başgil’in, dönemin askeri cuntası tarafından Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmaması için ölümle tehdit edildiğini anlatan Erdem, “Başgil’in başına silah dayadılar, ya cumhurbaşkanlığı adaylığından çekilirsin veya ölürsün dediler.” şeklinde konuştu. Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal dönemine kadar Türkiye’de sivil birisinin cumhurbaşkanlığı makamına gelebilme şansını bulamadığını söyleyen Erdem, “Cumhurbaşkanını halkın seçmesi istikrar ve huzur adına önemli bir adımdır” görüşünü dile getirdi.

Osman DUMAN -Rafet ULUTÜRK’e Bulgaristan Türklerine Hizmetlerinden dolayı özel bir plaket yaptırdığını ve bizat kendisi taktim etmek istediğini söylleyerek sahneye davet etti.

 

Rafet ULUTÜRK konuşması; Değerli AK Parti Genel Başkan Yrd. Sn.Ekrem ERDEM, Değerli Bayrampaşa Belediye Başkanım, AK Partinin Değerli İlçe Başkanı Sn.Kemal OuzKIDIL, Değerli bilim adamları, gazeteciler ve Türk Dünyasın’dan gelen dernek ve federasyon başkanları ve yöneticileri,

Değerli konuklar ve değerli misafirler: “Bulgaristan Türkleri Birlik ve Kardeşlik Panelimize” ilgi duyan ve bu akşam bizimle beraber olmaya zamanınızı ayıran kardeşlerim, 26 Mart’ta yapılan Bulgaristan erken genel parlamento seçimleri ve 16 Nisanda, Türkiye Cumhuriyeti’nde düzenlenecek HALK OYLAMASI arifesinde durum değerlendirmemize BİRLİK VE KARDEŞLİK PANELİNE HOŞ GELDİNİZ… SEFALAR GETİRDİNİZ…

Değerli misafirler Türkiye bizim işimize karışmıyor.

Biz hür iradeli insanlarız, son seçimde bazı siyasetçilerin egoları ön plana geçmiştir. O egolular değil, fakat biz Bulgaristan Türklerinin sivil toplum örgütleri bu işte tarafız, çünkü Bulgaristan vatandaşıyız. Seçme hakkımız var ve bizim için oy kullansın diye kimseye vekalet vermedik.

1356’da Çanakkale’yi geçip Rumeli Balkanlara yerleşen atalarımız da hürdüler. Yeni topraklara insanlığın görüp göreceği en üstün zekâyı gönüllü taşıdılar. O gün bugün, koca dünyada değişen pek fazla bir şey olmamıştır, desem yanlış olur.

Kılıcımızın daha iyi kestiği ve toplarımızın daha güçlü patladığı için 1453’te Doğu Roma İmparatorluğu’nun yerine geçebildik. Tarihte çağ açan zaferler, üstün olan uygarlığın zaferidir. Ve biz o Avrupa karanlığında parlayan yıldızın bugün parlayan ışıklarıyız.

600 yıl önce dünya işlerine akort verenler bizdik, günümüzde bazı anahtarlar onların eline geçti. Değişmeyen bir şey kaldıysa, o da, belirleyici olanın yine insan zekâsı ve yine aklın rolü olduğuna işaret etmek isterim.

Dünyayı değiştirenler hep akıllı ve zekiler olmuştur. Bu tezi savunmak için bin bir dereden su getirmeme gerek yok. Amerika’da Bill Geyts ve 2 arkadaşı, yani sadece 3 kişi, 2016’da 80 milyonluk Türkiye’mizin ürettiği Gayrı Safi Milli Hâsılaya eşit değer üretti. Yorumu siz yapınız.

Bizi düşmanca yönetenlerin 140 yıldan beri yaptığı en önemli iş, yavaş yavaş dünyamızı karartmak ve bizi karanlığa alıştırmak oldu. 

Bu cümleden kimliğimizin, zekâmızın, insan severliğimizin ve medeniyetimizin üstünlüğünü karartmak, dilimizi, dinimizi, kültürümüzü, düşünme kabiliyetimizi karartmak, köreltmek ve zekâmızı kısır kılmak oldu. Yaratan biz Türkleri hem zeki hem de sabırlı yaratmıştır.

Tarihimiz, 1815’te ters dönmüştür. O gün bu gün Avrupa’dan çekiliyoruz. Büyük Atatürk Sakarya Savaşında son kalemiz Anadolu’nun istilasını durdurdu. Daha o zaman 1815’te başlayan Avrupa’dan çekilmemiz durmadı, “93 Harbinden” sonrada daha da yoğunlaştı.

BULTÜRK yönetimi olarak biz, Bulgar devletinin 140 yıl süren Türk düşmanlığı birikimiyle aramızdan kimliksizleştirmeyi ve asimile olmayı kabul etmeyenleri, pirinç taşı ayıklar gibi ayıklayıp, vatandan kovma siyasetini iyi biliyoruz. Birazdan hepinize dağıtacağım ve boş zamanlarınızda okumanızı önermek istediğim, “Türk Dünyasında Bir Bulgaristan Türkü 50 Yıllık Mücadele” ve “Bulgaristan Türklerinin Durumu” Osman BÜLBÜL Hocamızın ve Musa VATANSEVER abimizin eserlerinde düşmanlık mantığının işleyişini analiz ettiğimizi okuyabilirsiniz.

Hepimizin bildiği gibi Bulgaristan devleti her geçen gün daha baskıcı ve faşizan tutum izleyerek ülkedeki Türkleri sindirmeye asimile etmeye, Jivkovun yolunu sürdürmeye çalışmaktadır.

26 Martta yapılan Bulgaristan Genel seçimlerde Hain DPS-HÖH nin Bulgaristan siyasi arenasından uzaklaştırmak için bir çok çaba içerisine girildi. Ancak özlenen ve beklenen neticeye ulaşılamadı, çünkü strateji yoktu.

Bulgaristan yönetimi durumu nekadar zorlaştırır ise zorlaştırsın gelecek seçimler için daha iyi program ve planlama ve daha iyi strateji ile Bulgaristan parlamentosuna gerçekten Türk-Müslüman topluluğunu temsil edecek Milletvekilleri çıkartacağımıza gönülden inanıyoruz. Bizim Bulgaristan’da ve tüm Balkanlarda güçlü ve güven içinde olabilmemiz Ana-Vatan Türkiye’nin ne kadar güçlü olduğuna bağlıdır.

İşte bu nedenle Biz Bulgaristan Türkleri o Büyük ve Güçlü Türkiye için ülkemizin 2023-2053-2071 hedeflerine ulaşabilmesi için tüm imkanlarımızı seferber etmeliyiz. Bu nedenle 16 Nisanda yapılacak referandumda yani Halk oylamasında GÜÇLÜ TÜRKİYENİN YOLUNU açabilmemiz, tüm engelleri ortadan kaldırabilmemiz için EVET demeliyiz.

Bizler Atalarımız gibi HAKKN VE ADALETİN YANINDA OLMALIYIZ.

GÜÇLÜ TÜRKİYE AYNI ZAMANDA GÜÇLÜ TÜRK DÜNYASI DEMEK VE TÜRK DÜNYASININ SORUNLARININ HALLEDİLMESİ DE TÜRKİYE’NİN GÜCÜ ORANINDA OLACAKTIR.

Türkiye Cumhuriyeti devletinin temellerinde kanı olan soylarımız, biz Bulgaristanlı, Rumeli-Balkanlı Türkler, geleceğimiz açısından kutlu bir gün olan, 16 Nisan 2017 Pazar gününde Anayasa değişikliğine ve Başkanlık sistemine “EVET” diyenlerin başında, alaylarında ve denizinde olacağız.

Yolumuz, “BÜYÜK ve GÜÇLÜ TÜRKİYE” yoludur.

1815’ten beri suyu çekilen büyük ırmağın yatağını gelecekle doldurma yoludur. Başarısızlıklara son verme ve zaferlere yeniden açılma yoludur. Bu muzaffer yolda toplumumuzun BABASI, Türkiye Cumhuriyeti’nin Başkanı, 21. yüzyıl yıldızı, Türkiye halkının, hepimizin, Türk ve İslam Dünyasının büyük önderleri Sn.Devlet BAHÇELİ ve Sn.Recep Tayyip ERDOĞAN’a inanıyor ve güveniyoruz!

Bunun için Biz Balkanlar “EVET” diyoruz.

Bu nedenle Güçlü Türkiye’ye EVET diyoruz ve tüm katılımcılar bir daha cani gönülden teşekkür ediyorum. Türkiye’de bu Halk Oylaması Vatanımıza ve tüm Türk Dünyasına hayırlı ve uğurlu olmasını cani gönülden dileriz. Sağ olun var olun Allaha emanet olun.

 

 

 

Share

Rafet ULUTÜRK’ün Kitabı tanıtıldı

Rafet ULUTÜRK’ün Kitabı tanıtıldı

Otomatik alternatif metin yok.

Bulgaristan Türkleri için yapmış olduğum çalışmalardan dolayı özellikle çıkarmış olduğum bu kitaptan dolayı da BGSAM Bulgaristan Stratejik Araştırma Merkezi Başkanı Sn.Dr.Erdal KARABAŞ Beyefendi bir kupa yaptırmış ve bana taktim ederken, hayatımda aldığım en anlamlı hediyedir. Teşekkürler Hocam

 

Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, ayakta duran insanlar ve takım elbiseBayrampaşa Kaymakamımız Sn.Osman ASLAN CANBABA Beyefendiye kitabımızı taktim ederken

 

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişiİçişleri Bakanımız Sn.Süleyman SOYLU Beyefendiye kitabımızı taktimi

 

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, takım elbise

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, ayakta duran insanlar, takım elbise ve ayakkabılarAK Parti İzmir Milletvekili Sn. Kerem Ali SÜREKLİ

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, ayakta duran insanlar, ayakkabılar ve takım elbiseAK Parti Bursa Milletvekili Sn. Hakan ÇAVUŞOĞLU’na kitap taktim ettim.

 

Bayrampaşa Belediye Başkanı Atila AYDINER’e Kitabımızı taktim ettik.

 

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, ayakta duran insanlar, takım elbise, ayakkabılar ve iç mekan

Bayrampaşa Meclis Başkanı Sn.Rasim BİLGEHAN Beyefendiye kitabımızı taktim ettik

 

İstanbul Türk Ocakları Başkanı Sn.Cezmi BAYRAM Beyefendiye Kitabımı taktim ederken

 

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, ayakta duran insanlar, takım elbise ve iç mekanAhmet Selim ARSLAN Beyefendiye kitabımızı taktim ettim

 

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, ayakta duran insanlar

Seyhan ÖZGÜR’e Kardeşime Kitabımızı taktim ettik

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, ayakta duran insanlar ve takım elbise

Araştırmacı Gazeteci Sn.Şamil KUCUR Beyefendiye kitabımı taktim ederken

 

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, ayakta duran insanlar ve takım elbise

Dr.Erdal KARABAŞ Hocama Kitabımı taktim ederken

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, ayakta duran insanlar, takım elbise ve iç mekan

Seydullah HALAÇ Beyefendiye Kitabımı taktim ettim

 

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, takım elbise

Dr.Nedim Birinci Kardeşime Saygılarımla

Türk Dünyası Gazeteciler Federasyonu Başkanı Sn. Menderes DEMİR’e kitabımı taktim ederken

 

Görüntünün olası içeriği: yazı

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi

Bulgaristan’ın Stara Zagora (Eski Zağra) Kızanlık ilçesinden,

Kızanlıklı Ziraat Mühendisi Sn. Osman BÜLBÜL’ün yeni kitabı çıktı.

Değerli Türk yurttaşlarım,  yakın zamanda Türkiye’nin ve Bulgaristan’ın kitap pazarında BG-Haber gazetesinin yazarı ve Viyana muhabiri Sn. Osman Bülbül’ün en yeni kitabını bekleyiniz.
Yazar Bulgaristan’daki Türk ve Müslüman azınlık durumunu gerçekleri ile aydınlığa kavuşturuyor ve aktüel siyasi analizler yapıyor.
Geriye dönük tamamıyla ülkede var olan  siyasi etnik modelinin ve  etnik partilerin Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi davranışları da var.
“Ulus” “Millet”, Türk Halk Kültür Evinin ve BULTÜRK’ ün işbirliği ile Razgrad ve İstanbul’da yapacakları organizasyonlarla kitabın tanıtımı yapılacaktır.
Menderes KUNGÜN

Meşale Yakmaya Hoş Geldiniz

Rafet ULUTÜRK Tarih: 18 Mart 2017 Değerli Büyüklerim, Sevgili kardeşlerim Olimpiyat Oyunlarının Meşalesi hep Atina’da yanar, Yani Olimpiyatlar hangi ülkede yapılırsa yapılsın yanan meşale elden ele oraya taşınır. Şu an toplanmış olduğumuz Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneği – BULTÜRK dernek merkezi, Bulgaristanlı Türklerin Özgürlük Meşalesinin yandığı yerdir. Tarihte yer alacak ve yeni kuşaklar ilk … Okumaya devam et

Share

Referandumu destekleme konser mitingi

1990 “demokrasi” mitinginden sonra Sofya bu kadar çok insanı bir arada görmemişti.

Şimdi 120 bin kişi “demokratik haklarımızı genişletelim” konser -mitinginde buluştu.  Konserde yalnız yurtsever ve devrimci şarkılar çağrıldı, konuşmalarda tüm seçmenlerin 6 Kasım’da referanduma katılması ve siyasi sitemin değişmesi yolunu açacak oyunu vermesi istendi.

Referandum seçim siteminin orantılıdan çoğulcuya değiştirilmesini, partilere verilen devlet paralarının azaltılmasını ve meclisteki milletvekili sayısının da 240’tan 120’ye indirilmesini öngörüyor. Continue reading Referandumu destekleme konser mitingi

Share

Bulgaristan Türkleri

Bulgaristan Türkleri | Bizim Gazete

Share

Yurtdışında Oy Kullanma Hakkı

Vatansever Cephesi Koalisyonunun önerisi ile Seçim Yasasında yapılan değişiklikler, yurtdışında yaşayan Bulgaristan vatandaşlarının oy kullanma imkanına kısıtlama getirdi.

147 “evet”, 27 “hayır” ve 1 “çekimser” oyla kabul edilen düzenlemelere göre seçim sandığı yalnızca Bulgaristan’ın diplomatik temsilcilik ve konsolosluklarında kurulabilecek.

2014’te yürürlüğe giren Seçim Yasasına göre Bulgaristan vatandaşlarının mensup olduğu dernekler, oy kullanmak isteyen en az 40 seçmenin bulunması durumunda büyükelçilik veya konsolosluklara teklifte bulunarak istedikleri yerde seçim sandığı kurabiliyordu. Böylece okul, üniversite ve benzer binalarda seçim sandığı kurulup seçmenlere kolaylık sağlanıyordu.

Share

Bulgaristan Türkleri Yeni Bir Işık Bekliyor

Araştırmacı Gazeteci Yazar Şamil Kucur Bey ile İstanbul Gazetesi -Pazartesi Röportajları’nda yayınlanan röportajımız.
Sayın Şamil Kucur’a, Bulgaristan Türklerinin haklı davasına, gösterdikleri ilgi ve bizlere söz hakkı verdikleri için teşekkür ederiz.

Bulgaristan’daki Türklerin siyasi temsilcisi Hak ve Özgürlük Hareketi’nin yöneticilerinin, Komünist dönemde özel yetiştirilmiş birer ajan olduğu ortaya çıkınca Evlad-ı Fatihan büyük hayal kırıklığı yaşadı. Ekonomik ve siyasi kriz yaşayan AB üyesi Bulgaristan’da tarihten bu yana zulüm gören Balkan Türkleri, haklarına sahip çıkacak yeni bir ışık bekliyor.

Balkanların en önemli coğrafi ve stratejik öneme sahip ülkesi Bulgaristan’da asırlardır yaşayan Türkler, yıllardır yaşatılan baskılara karşı, bir ümit ışığı olarak gördükleri ‘Hak ve Özgürlük Hareketi’ (HÖH), yöneticilerinin, Türklere karşı eğitilmiş, Bulgar (DC) ve Rus(KGB) istihbarat elemanları olmalarının ortaya çıkmasının ardından hayal kırıklığı ile karşı karşıya. Bulgaristan Türkleri ve Türk Dünyası üzerine çalışmaları ile tanınan, Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneği (BULTÜRK) Genel Başkanı Rafet ULUTÜRK, yaşanan siyasi ve ekonomik kriz hakkında, “Gerçekler uzun zamandır biliniyordu, ancak artık şimdi, saklanacak yüzleri kalmadı. Fakat Bulgaristan Türkleri, her zamankinden daha fazla ümit vardır ve geleceğe umut ile bakmaktadır. Bulgaristan Türkleri, yeni bir ışık beklemektedir” dedi.

Tarihte ‘Rumeli’, bugün ‘Balkanlar’ olarak adlandırılan, ‘Evlad-ı Fatihan’lar diyarı…  Asırlarca Osmanlı Devleti’nin idaresi altında kalmış, Müslüman Türk adaleti ile Müslüman Türk ve diğer din ve millet temsilcilerinin, adalet ile yönetildiği, huzur ve güzellikler diyarı.

Ne yazık ki, Osmanlı’nın güç kaybetmeye başlaması ve çöküş yıllarında, bir çok vatan toprağının elden çıkması gibi, Rumeli-Balkanlar da, bir bir elimizden çıkartıldı. Fakat, otopraklarda dünden bu güne var olan, bizim imanımız, bizim sesimiz, bizim nefesimiz olan kardeşlerimiz yaşamaktadır.

Balkanların en önemli coğrafi, stratejik ve bizler ile manevi bağı olan ve de özellikle son yıllarda siyasi ve ekonomik çalkantılar yaşanan Bulgaristan ve bu ülke sınırları içindeki olan Müslüman Türk soydaşlarımızı okuyacağız, bu hafta.

Bulgaristan doğumlu olan, Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneğinin (BULTÜRK) Genel Başkanı Rafet ULUTÜRKile Bulgaristan Türkleri ve hem Balkan, hem Türkiye hem de diyasporadaki Bulgaristan Türkleri ile tarihi, siyasi, kültürel, inanç ve eğitim alanındaki yaşanan zorluklar ve beklentileri konuştuk.

Türkler ne zaman, kimin zamanında ve nasıl Bulgaristan bölgesine yerleşmişler?

Bugün Bulgaristan’da yaşayan ve ev bark sahibi olan, kendi topraklarını işleyerek geçinen Türk nüfusun atalarının Balkan Yarımadasına gelip yerleşmesi, birkaç yönden ve değişik zamanlarda olmuştur. Bir Bölümünün daha Atilla devrinde Orta Asya’dan akın ettikleri, başka bir bölümünün Bizans’la sürekli savaşan Bulgar Çarlarına atlı birlikler veren Kumanlar (Kıpçaklar), Hazar Türkleri kanalıyla, Osmanlı öncesi olduğu gibi, Kosova Savaşından sonra da özel kişilerden seçilerek, Konya Karaman, Kastamonu, Sivas, Tokat, Diyarbekir, Çorum ve diğer yörelerden göçlerle vs. gerçekleşmiştir. Osmanlının Orta Avrupa ve Rusya seferlerinden dönenlerin birçoğu da, bugünkü Bulgaristan topraklarını kendilerine daimi ikamet yeri olarak seçmiştir.

Bulgaristan Türkleri Yeni Bir Işık Bekliyor

Araştırmacı Gazeteci Yazar Şamil Kucur Bey ile birlikte

 

Osmanlı Devleti zamanında Bulgaristan’daki Türklerin nüfusu, mesleki durumları, eğitim, ekonomik ve nüfus durumları nasıldır?

Bugünkü Bulgaristan coğrafyası, Osmanlı Döneminde Sofya Rumeli beyler-beyliğidir. Konakları, hamamları ve 72 camisiyle çok önemli bir ticaret merkezi olarak gelişmiştir. Yörenizi merkezi konumunu belirleyen sınırlar içinde Küstendilde “Fatih Mehmet” Camii, Samakov’taki “Bayraklı Camii” sınır belirleyici olmuştur. Öteki önemli idari ve dini merkezler arasında, Filibe (Plovdiv), Vidin, Osmanlı manevi merkezi Şumnu (Şumen), Dobriç ve bugünkü Blagoevgrat gibi yerleşim merkezleri başlıca rol oynamıştır.

Türkler genellikle Deliorman, Gerlova, Tuna boyu, Dobruca ve Rodoplarda ikamet etmiştir. Türkler Osmanlı döneminde, hububat üretimi ve hayvancılıkla birlikte abacılık, kaytancılık, gül yağı ve lavanta, tütüncülük gibi işlerle de gönül vermiştir. Şehirlerde Türk ticaret erbabı, esnaf ve manevi zümre otorite sahibi olmuştur. Osmanlı döneminden Bulgaristan topraklarında çok zengin bir tarih, kültür, yüksek mimar kalıtı kaldı. Bulgaristan’da eskilerde sadece Camilerin sayısı 2.332dir ve bunlardan bir bölümü, bugün hizmete açıktır. Yeni yüzyıla girerken Bulgaristan Müslümanlarının durumu pek iç açıcı değildir.

OSMANLI’DAN SONRA, ZULÜM VE BASKI GÖRDÜK

Bulgaristan’ın kuruluşu sonrasında, ne tür zorluklar ile karşı karşıya kaldılar? 

Bulgarlar 18. ve 19. yüzyıl boyunca Osmanlı içinde uyandılar, rönesans devri yaşadılar, İstanbul’dan başka Odesa ve Petersburg’ta da eğitim aldılar. Fransa ve Almanya’da okudular ve papazlarla aydınlar el ele verip, halkı Osmanlı’dan ayrılmaya ve Bağımsız Bulgar Devleti kurmaya ısıttılar. Ne var ki, Bulgarların Osmanlı’dan ayrılması, 1876 Nisan Ayaklanması ve 1872 Stara Zagora Ayaklanması gibi isyan ateşleri yanmış olsa da, bir Bulgar ayaklanması veya devrimi sonucu olmadı. “93 Harbi” dediğimiz Rusya Osmanlı Savaşı sonucu ve daha doğrusu, 1878 Berlin Konferansı kararlarına uygun oldu ve Balkan arkası dediğimiz Kuzey Bulgaristan’ın Tuna vadinde ve Sofya ovasında bir Bulgar Prensliği kurulmasıyla mayalandı. Bulgar prensleri Batenberg ile ardından, tahta oturan Ferdinand Avrupa soylular saraylarında yetişmişti. 1878 ile 1908 yılları arasında Prenslik olan Bulgaristan, 1908’de Veliko Tırnovo kentinde III. Bulgar Çarlığı ilan etti. Berlin Konferansı ve ardından İstanbul Protokolü, orada kalan Türklere azınlık hakkı da tanımış olsa bile, bu yasal kazanımlar yerel ortamda, ne Veliko Tırnovo Kurucu Meclisi tarafından kabul edilen Birinci Bulgar Anayasasına, ne de daha sonraki yasal düzenlemelere işlenmedi. Hatta 1878’de nüfusun % 61 Türk ve Müslüman olmasına ve Kurucu Meclis vekillerinin nüfus oranına göre çağrılması gerekse de, Türk milletvekili sayısı yalnız bir kişidir. Bulgaristan Türkleri, Osmanlıdan koparılan ve Rusya ile Batılı emperyalist güçler arasında parçalama ve paylaşma kavgasına sahne olmuştur. Ayrıca topraklarda yeni döneme ezilerek ve zulüm görerek girmişlerdir. Baskı, terör, zulüm ve göçe zorlama ile eriterek, Pomak Müslümanlarını Hristiyanlaştırma ve Türkleri de Bulgarlaştırma kavgaları ölüm kalım cephesinde, 138 yıl gündem belirlemiştir. Geçen yüz yıl Pomak soydaşlarımızın adları ve soyadları 1912-13’de, 1923-24, 1936’da, 1942’de ve 1970-72’de olmak üzere defalarca değiştirilmiş ve halk kitleleri çok yıpratılmıştır. Bulgar devleti çok etnik, dil ve dinli tebaası olsa da, tek uluslu devlet zihniyetiyle kurulmuş ve ulusal çoğunluk ile etnik azınlıklar arasındaki savaşım, asla dinmemiş ve soluklanmamıştır.

HEDEF; TÜRKLERİ BU COĞRAFYADAN, TEMİZLEMEK!

 Türkiye’ye göçlerin sebepleri ile ne gibi sonuçlar doğurmuştur? 

Osmanlıdan koparılan topraklarda kalan Türkler, 1699 Karlofça anlaşmasıyla başlayan Avrupayı Türklerden ve Müslümanlıktan temizleme siyasetine hedef olmuşlardır. Bu siyaset Rusya baskısıyla ve Sofya eliyle, bir zulüm olarak uygulanmış ve binlerce Türk, bu siyasete kurban gitse de, şimdiye kadar tutuklanan ve yargılanan olmamıştır. 1985’te isim değiştirme teröründe 42 Türk kurşunlanarak şehit edildi ama konu hakkında, sorgulama bile açılmadı. Yargısız idamlar devlet eliyle unutturulurken, olayları sorgulamak isteyenler ise ilk fırsatta Türkiye’ye göçe zorlanıyor. Son 138 yılda Türkler, gün yüzü görmemiştir. Asimile etme ve Türklüğü eritme siyaseti, totaliter dönemin bir uzantısı olan “Bulgar Etnik Modeli” şeklinde, bu defa da Türklerin kendilerinin kurduğu ve oy verdiği Hak ve Özgürlük Partisi tarafından artık 26 yıldan beri ısrarla uygulanıyor. Türk çocuklar 70 yıldan beri, devlet okullarında anadil öğretimi göremiyor. Ananeler, törelere dayanan özgün Türk kültürü budandıkça budanıyor.

“93 Harbiyle”, 1877-78 Plevne Savaşıyla başlayan Bulgaristan’dan Anadolu’ya göçler bugün de devam ediyor. Düzenli ve iki devlet arasında Balkan Savaşlarından, Birinci Dünya Savaşından sonra, 1936’da, 1950-51’de, 1967-68’de, 1976-78’de ce 1989’da büyük göçler olmuştur.

Bu göçler sonucu Bulgaristan topraklarında yaşayan Türk Müslüman nüfus % 62’den bugün % 17’ye düşmüştür. Bulgaristan’da 1.000 milyon Osmanlı Türkü, 800.000 Pomak Türkü halen yaşamaktadır. Türk nüfusun en kalabalık olduğu bölgeler Rodoplar, Pirin ve Deliorman’dır.

TODOR JİVKOV DÖNEMİNDE, BASKI HAD SAFHAYA ULAŞTI

Todor Jivkov dönemi Türklere uygulanan baskılar ve 1989 yılında yaşanan göç,

1989 göçü 1984-1989 “soya dönüş” zulmüne tepkidir. 1989 Mayısında ayaklanan Bulgaristan Türkleri, 1950’lerde elde edebildikleri azınlık haklarını talep ettiler. İsimlerin ve soyadlarının geri verilmesiyle birlikte, kendi yaşam tarzlarına, özgün kültürlerine, medeniyetlerine ve Türkiye ile dostça ve iyi komşular olarak karşılıklı işbirliği içinde yaşamaya dönmek, “Belene” ölüm kampı da aralarında, sürgün kamplarının, zindanların, ceza evlerinin boşaltılmasını, tutukluların salıverilmesini istediler. Bu siyasi bir isyandı. Bulgaristan Türklerinin kitlesel tepkisi, devrim basamaklarınca yükselmiş ve siyasi iktidarı, Todor Jivkov’un yönettiği komünist totaliter devleti hedef almıştı. Zamanını çoktan doldurmuş olan bu iktidar, Türklerin direnişleri sonucu ve 350 bin kardeşimizin baba ocağını terk etmesiyle, 10 Kasım 1989’da devrildi. Bulgaristan’da Türk toplumu ikiye bölündü. Bu parçalanmışlık, bugüne kadar devam etti ve derinleşiyor. Bulgaristanlı Türklerin politik bilinçlenme düzeyinin doruk yapması, Bulgar baskı rejimini korkuttu. 1989’da başlayan “Büyük Göç”ten sonra devam eden Türklerin,Türkiye’ye akışı durdurulamadı, son 26 yılda Türkiye’ye 710 bin Bulgaristanlı soydaşımız geldi, bu rakama Türkiye’de doğanların sayısı dahil edilmemiştir.

1985’te Bulgaristan’da 2 milyon civarında Türkün adı değiştirildi. Bu sayı temel alındığında nüfusumuzda azalma olduğu ortadadır. Bugün oradaki soydaşlarımızın ekonomik durumu güçtür, çünkü Bulgar ekonomisi totaliter devletçi kooperatifçilik-ten serbest pazar ekonomisine dönüştürülemedi. 2007’de AB üyeliğine ayak atılması da bizim insanlarımızın girişimci ruhunun sosyalizm yıllarında köreldiğini, halkın yeni statükoya kolay ayak uyduramadığını, eğitim düzeyimizin de modern teknolojik üretimleri kullanabilmemize olanak tanımadığını kanıtladı. Türkler AB fonlarını kullanıp ekonomiyi yeşertemediyse bunun ana sebebi ise, Büyük Göçten sonra ellerinde birikmiş sermaye kalmaması ve yeni ödevleri kucaklayamamalarıdır.

Türkler Bulgaristan nüfusunun % 17si, Pomaklar % 8’i, Romanların da % 24 gibi toplam yaklaşık yarısını oluşturuyor. Ne var ki, son yıllarda etnik azınlıklardan 1.5 milyon kişi ekmek parasını Batı devletlerinde aramayı seçti.

Bulgaristan Türkleri Yeni Bir Işık Bekliyor

İstanbul Universitesi ile birlikte sempozyuma katılanlar

ÇEKİLEN BİN BİR ÇİLE SONUNDA, HÖH ÜMİT İDİ AMA…

 SSCB dağılması sonrasındaki Bulgaristan’daki Türklerin hali hazır durum ve beklentileri nelerdi?

“Berlin Duvarı”nın düşmesi ve Batı ile ekonomik yarışta yenik düşen Moskova 1945’te kurduğu sistem ve düzeni bozmak zorunda kaldı. SSCB’nin dağılması, sosyalist sistemin çökmesi, Bulgaristanlı Türklerde de, birçok umut doğurdu. Ne var ki bu umudun ufuktaki hesaplarla kaynaşması beklenirken, Türklerin genç kuşağı memleketi terk etmiş, köylerde yaşlılar ve ağır işe yaramayan bir katman kalmıştı.

En kötüsü de 10 bin Türk aydın ülkeden kovulurken, 1985-1989 zulüm ortamında kurulan, 44 direniş hareket ve grubu da ülkeyi terk etmeye zorlanmıştı. Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) partisi Bulgaristan’da Türk kimliği oluşturma, Müslüman yaşam biçimini ayakta tutma, özgün kültürümüzle ve medeniyetimizle yaşama davamızın, 1989 Mayıs Ayaklanmasıyla taçlanan haklı öz davasının, mutlak bir ihtiyaç ve sonucu idi.

Bu parti, Türklüğümüzün kitle ruhundan doğmuştur. Kuruluş amacında, program ve tüzüğünde hak ve özgürlüklerimizin elde edilmesi, adalet tesis edilmesi, memleketimizin demokratikleşmesi, çok kültürlü bir vatan oluşturma ve mutlu mesut yaşama vardır. İsteklerimizin arasında anadilde eğitim ve yaşama, dini haklarımızın tanınması başta gelir. 1950 yıllarındaki haklarımızı geri isteyenler, HÖH kitle bilincini ve hareketlenme yönünü oluşturmuştur. Ancak ne yazık ki, hayal kırıklığına uğramışlardır.

HÖH, TÜRKLERİ TUZAĞA DÜŞÜRDÜ!

Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH), beklentileri neden karşılayamadı?

Bulgaristan Türklerindeki siyasi birikim başsız kalmış ve KGB ve DS gibi istihbarat örgütlerinin, Türkler arasında büyük çabalar sonucunda eğitebildiği 3.016 ajan-hain için, arena boş kalmış ve HÖH partisi halkın çileli bağrından doğmuş olsa da, zaman içinde anlaşılmış ve belgeleri ile de ortaya çıkmıştır ki, ruhlarını satmış ve yeni hain liderlerin himayesine verilmiştir. Bu çok feci bir olaydır.

100 yıllık geçmişlerinde ilk kez ayaklanan Türkler, pusuya ve tuzağa düşürülebilmiştir.

Türklerle başa çıkamayacaklarını anlayan Sofya maske taktı, Türklerin idaresini Başta Ahmet Doğan olmak üzere, gizli polis ajanlarına devretti, HÖH partisinin kurulmasına izin verdi ve totalitarizm omurgasını koruyarak, demokratikleşme ve özgürlükler oyununa başlayarak, azınlıkların doğal ve insan haklarını yine prangalamayı başardı.

Son 26 yılda Bulgaristan’da Türk halkı lehinde köklü reform yapılmadı, “geçiş dönemi” masal çıktı, serbest pazar ekonomisini off shore sermaye ve oligarşi boğdu, umutların bile mayası bozuldu.

Bulgaristan’ın bütünü olarak baktığımızda da, etnik azınlık olarak tüm halk topluluklarının özgün hakları askıdadır. AB üyeliği duruma değişiklik getirmemiştir.

Türklerin % 30’u işsizdir. Nüfusun % 90’nı sefillik normu altında yaşam mücadelesi verirken, üretim biçiminde, sosyal ve sağlık sisteminde değişikliklere gidilmeden, ileri adım atılamayacağı ortadadır. Bulgar zenginleri paralarını dış ülkelere kaçırıyor.

19990’dan beri, 30 milyar USA Dolar kaçırıldı. Bizim dış borçlarımız T. Jivkov dönemini 2 defa aştı.  Perspektif karanlıktır. Türkler açısından baktığımızda da, bugün de, mecliste 30 milletvekili olan HÖH-DPS partisi tarafından, Bulgaristan Türkleri kimlik oluşturma davası, Türk toplumunun direnç göstermesine rağmen, Bulgarlaştırma politikaları sürdürülme çabası sürmektedir.

HER ŞEYE RAĞMEN, GELECEĞE ÜMİT İLE BAKIYORUZ

Önümüzdeki süreçte yapılması gerekenler sizce nelerdir?

Biz Bulgaristan Türkleri olarak her türlü olumsuzluklara rağmen, dirençliyiz, gelecekten ümitliyiz, çünkü biz iman sahibi, köklü bir tarihi, kültürü, dili, adet ve gelenekleri olan ve her türlü olumsuzluklara rağmen, bu değerlerimizi yaşatma gayret ve kararlılığında olan insani, inanç ve hukuki haklarını alacaktır.

Asil bir milletin evlatlarıyız.

Bugün artık, Bulgaristan’da her şey açığa çıkmıştır, kimin, hangi parti ya da sivil toplum kuruluşunun kimin yanında, kimin maşası olduğu ya da kime hizmet ettiği artık gün gibi ortaya çıkmıştır. Bulgaristan Türkleri yeni bir ışık beklemektedir. Yeni bir ruh ve yeni bir heyecan ile gelecekte, hak ettiği insani ve hukuki haklarını alacaktır. Beklentilerimiz arasında il merkezlerinde Türkçe liseler, kasabalarda müfredatı Türk dilinde olan anaokulları, ilk ve ortaokullar olması, Türk üniversitemiz olması, kendi tiyatrolarımızı kurmamıza, amatör sanat topluluklarımızı kurmamıza, TV ve radyo yayınlarımız, gazete ve dergilerimiz, basın evimiz vb olmasıydı ki, 1950’lerde biz bu hakları bir defa elde edebilmiştik.

Bizler yeni bir şeyler istemiyoruz, eskiden olan haklarımızı geri istiyoruz.

Bu beklentiler canlıdır. Sönmemiş ve yaşamaktadır. Milli ve manevi değerler ile ana dilimiz Türkçe eğitim ve öğretim ile kültürümüz, sanatımız, kültürümüz, muzikimiz, edebiyatımız, folklorumüz ile ilelebet, yaşayacağız. Buradan Hem Balkanlarda yaşayan kardeşlerimize hem de, güzel ve büyük Türkiye’miz ve diyasporada yaşayan kardeşlerimize de, söylemek isterim ki; biz köklü bir mirasın sahibi olan, insanlar olarak bugünü ve yarını birlikte inşaa edeceğiz. Yeter ki, ele ele, gönül gönüle verelim, bugün bizimdir, yarın da ilelebet bizim olacaktır.

Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneği (BULTÜRK)

Bulgaristan Türkleri Yeni Bir Işık BekliyorBULTÜRK soydaşların kurduğu bir dernektir. Merkezi İstanbul’dadır. 2003’ten beri faaliyet yürüten bu Sivil Toplum Örgütlerinin çalışmalarını Türkiye ve Bulgaristan’da yürütmekte ısrarlıdır. Orada ve burada yaşayan Türklerin aynı soy ve boydan olması ve birbirlerinden kopmamaları gerektiği gerçeği, bu faaliyetin özünden bir çizgidir. İkinci olarak ise, ana vatanda Türk ulusuyla kaynaşma sağlamak var. Soydaşlarımızın 2 kuşak öncesi yakınları Edirne, Çanakkale vb savaşlara katılmıştır ve bu onlarda birliktelik ve ait olma ruhu yaratmıştır. Bulturk güncel siyaseti takıp ederken, Bulgar tarihi, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti tarihi gibi konularda yeni bir paradigma yaratmayı ve bunu Türklerin zihnine işlemeyi kendine ana hedef belirlemiş ve bu amaçla yayımcılığa başlamıştır. www.bgbulturk.net -Bulgaristan Türklerinin Sesi Gazetesiyle, www.bghaber.org – web haber sitesiyle, www.bulturk.org.tr -dernek sitesiyle ve başka yayınlar bu amaçla geliştirilmiştir. Bu amaçla BG Stratejik Araştırma Merkezi kurulmuş ve birçok araştırma yazısı ve kitabı yayınlamıştır. 2014 ve 2015 yıllarında örgütlenen “Büyük Göç”, “Kültürel Soykırım” vb forumlara Bulgaristan aydınları da büyük ilgi, göstermiştir. Bultürk günümüzde Bulgaristan Türklerinin uyanış ve bilinçlenme kırmızı çizgisini çizen ve yöneten düşünce kuruluşu olarak ün yapmıştır ve çalışmalarını sürdürüyor.

RAFET ULUTÜRK KİMDİR?

Bulgaristan Türklerindendir. 1966 yılında, Kırcaalinin Köseler köyünde doğdu. İlkokulu doğduğum köyde, ortaokulu Boyno’da tamamladı. 1984 yılında Kırcaali’de ,, M. Palauzov “Lisesinden mezun oldu. Liseden mezun olur olmaz askere çağrıldı ve Troyanovo, daha sonra Kovaçevo demir yollarında devam etti. Asker olduğu günlerde, “Bulgarlaştırma” harekatı başladı ve derin kaygılar içerisinde 1986 yılında tamamladı. 1987 yılının başında DFS “ARDA” spor kulübünde, daha sonra da 1988 yılında, İnşat teknik lisesinde tedarikçi-domakin olarak işe başladı.

Bulgaristan’daki Türklerin, Bulgar yönetiminin uyguladığı baskılara karşı, Türklerin demokratik hak arama sesi olduğu iddiası ile kurulan Hak ve Özgürlük Hareketi’nde (HÖH) bir süre görev aldı. 1990 yılında, turizm ile ilgili bir şirket kurdu. 1992 yılında Filibe Müftülüğü’ne Vakıf Müdürü olarak göreve başladı. Burada Türk tarihi ile de yakından tanışma ve ilgilenme imkânı buldu. Filibe Müftülüğü’nde göreve başladıktan sonra, Türkiye ile de sıkı bir ilişki, işbirliği içerisine girdi ve bu dönemde, Türkiye’ye ilk resmi ziyaretimi yaptı.  Filibe’de “Ufuk Vakfı” adı altında, Türk-İslam Tarihi Eserlerimizi araştırma ve koruma vakfını 1995 yılında kurdum. Bu Vakıf’ı da DTGB üyesi yaptı ve Türk Dünyasında Bulgaristan Türkleri olarak yerini aldı.

1996 yılında, Türkiye’ye göçtü ve İstanbul’a yerleşti. Serbest meslekte çalışmaya başladı. Türkiye’deki Bulgaristan Türkleri ile ilgili derneklerde, faaliyet göstermeye başladı.

Balkan Türkleri Dayanışma ve Kültür Derneği Bayrampaşa Şube Başkanı olarak görev yaptı (1997- 2002).

Dünya Türk Gençler Birliği Yön. Kur. Üyeliği,

Türk Dünyası Gazeteciler Birliği Federasyonu Yön. Kur. Üyesi,

Rumeli Balkan Federasyonu Kurucusu ve Genel Sekreterlik görevinde bulundu

İstanbul Valiliği Türk Dünyası ve Akraba Toplulukları Koordinatörlüğü Balkan Masası’nda görev yaptı.

DETAY sigorta şirketinde çalışmaktadır.

Türk Halkları Kongresi Dönem Başkanlığı -2015- ……,

2003 yılında Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneğinin (BULTÜRK) kurucusu oldu.

Dernekte Genel Sekreter olarak görev aldı ve ardından Genel Başkanı Oldu

Halen Genel Başkanlık görevini devam etmektedir – 2013 – ……

Share

Türkiye’ye en çok Bulgaristanlı göç etti

Dünya genelindeki göç hareketlerini araştıran Washington merkezli düşünce kuruluşu Pew Araştırma Merkezi, araştırmanın sonuçlarını yayımladı

1990-2013 arası hareketliliğin yer aldığı raporda, Türkiye’de doğup başka ülkelerde göçmen olarak yaşayan; diğer ülkelerde doğup Türkiye’de yaşayanlara ilişkin verilere de yer verildi.

Rapora göre, 1990’da Almanya’da yaşayan Türk göçmenlerin sayısı 1 milyon 590 bindi. Bu sayı 2013’te 1 milyon 540 bine düştü. Continue reading Türkiye’ye en çok Bulgaristanlı göç etti

Share

BULTÜRK’ten Kubrat’a ziyaret

Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneği yönetimi olarak, Bulgaristan yerel seçimlerinde Razgrad ilinin Kubrat ilçe Belediye Başkanlığını kazanan Sn. Burhan İSMAİLOV’U makamında ziyaret ederek gelecek ile ilgili çalışmaları konusunda güzel bir projeksiyon sundular.

Bizlerde İstanbul’dan kendilerine bir kardeş belediye konusunda ve buralara Kubrat ilçesine yatırımlar konusunda da görüşmeler ve önerilerde bulunduk.

arkıyolojı

Ziyarette BULTÜRK Derneğinin siyasi danışmanı olan Mikrobioloji uzmanı Sn.Osman BÜYÜKKAYA, Dr.Nejdet ÖZGÜR, BULTÜRK Derneğinin Denetim kurulu Başkanı Mesut UĞURLU ile birlikteydik.

Share