Bulgaristan’da Kurulan Sözde “Türk” Partilerinin Tarihçesi

Rafet ULUTÜRK

1.⁠ ⁠Bulgaristan’da Siyasal Parti Geleneğinin Doğuşu (1878–1879)

Osmanlı egemenliği döneminde Bulgaristan’da modern anlamda siyasal partiler bulunmamaktaydı. Siyasal parti fikrinin ortaya çıkışı, 1878 Berlin Konferansı sonrasına rastlar. Konferans kararlarında anayasal prenslik ve parlamenter demokrasi öngörülmüş, bu durum çoğulcu siyasal yaşamın temelini oluşturmuştur. Bu dönemde gençler liberal, yaşlı kuşaklar ise muhafazakâr (konservatif) partiler etrafında örgütlenmiştir.

10 Şubat – 16 Nisan 1879 tarihleri arasında, Berlin Antlaşması’nın 4. maddesi uyarınca Kurucu Meclis toplanmış ve Bulgaristan’ın ilk anayasası kabul edilmiştir. Anayasa, Rus Çarlığı adına görev yapan Aleksandır Dondukov-Korsakov başkanlığındaki Rus komiserliği tarafından hazırlanmıştır. Dikkat çekici biçimde, o tarihte Rusya’da henüz anayasa bulunmamakta, Duma ise ancak 1905’te kurulmuştur.

Kurucu Meclis tutanakları bugün Sofya’daki “Kiril ve Metodiy” Devlet Kütüphanesi’nde 237 sayfa el yazması halinde muhafaza edilmektedir. Tutanaklarda anayasa maddelerinden çok, Berlin Konferansı’nda Bulgar Prensliği dışında bırakılan Makedonya, Güney Bulgaristan ve Trakya delegelerinin konuşmaları öne çıkmaktadır.

Toplam 229 milletvekilinin:

117’si Rus makamlarında görevli, 9’u Korsakov’un özel temsilcisi, 88’i seçilmiş milletvekiliydi.

Seçilmişler arasında 9 Müslüman, 1 Yahudi ve 1 Rum bulunmaktaydı. Milletvekillerinin yarısı lise öğrenimini İstanbul’da, yüksek öğrenimini ise Batı Avrupa ve Rusya’da tamamlamıştı. %35’i Fransızca ve Rusça, geri kalanların önemli bir bölümü ise ikinci dil olarak Türkçe biliyordu.

  1. Anayasa Süreci ve Türklerin Dışlanması

16 Nisan 1879’da anayasa imzalanırken, imzacı milletvekilleri arasında Türk bulunmaması dikkat çekmiştir. Bunun üzerine Komiser Korsakov, Prensliği oluşturan altı eyaletin müftüsünü Tırnova’ya davet ederek anayasayı imzalatmış, böylece Müslüman Türk nüfus anayasanın dolaylı muhatabı haline getirilmiştir.

Ancak Birinci Anayasa’dan Dördüncü Anayasa’ya kadar Bulgaristan’da:

Etnik, Dini, Azınlık temelli siyasal parti kurulması kesin biçimde yasaklanmıştır.

Bu yasaklar yalnızca kâğıt üzerinde kalmamış, uygulamada da titizlikle sürdürülmüştür.

1947 Anayasası, referandumla kabul edildiği için mecliste imzalanmamıştır.

1971 Anayasası, %99,7 “evet” oyuyla kabul edilerek totaliter rejimin anayasal zeminini oluşturmuştur.

Azınlık haklarının tanınması için Halk Meclisi Anayasa Komisyonu’na gönderilen 14 bin dilekçe dikkate alınmamış; böylece Türkler üçüncü anayasayı da fiilen imzalamamıştır.

  1. Türklerin Neden Milli Bir Parti Kuramadığı Sorusu

Bulgaristan Türklerinin milli bir siyasi parti kuramamasının temel nedeni, Bulgar devletinin Türkleri:

Bulgaristan nüfusu içinde,

Ancak Türkiye Türklerinden ayrı bir etnik-dini azınlık olarak tanımlamasıdır.

Bu anlayış anayasal ve yasal güvence altına alınmış olsaydı, durum farklı olabilirdi. Bu çerçevede 1879–1971 arasında kurulabilecek herhangi bir Türk partisi, milli bir parti değil, Osmanlı döneminde Padişah’a, Cumhuriyet döneminde ise Ankara’ya bağlı bir yapı olarak algılanacaktı.

Bunu doğrulayan önemli belgeler:

1909 İstanbul Antlaşması (yalnızca eğitim ve kültürel haklar),

1925 Ankara Antlaşması (serbest göç hakkı).

Bu anlaşmalar Bulgaristan Türklerinin Türk milletinin ayrılmaz bir parçası olduğunu fiilen kabul ettirmiştir.

  1. 1971 Sonrası: Asimilasyon ve Yok Etme Politikaları

1971 Anayasası ile Bulgaristan Türklerini Bulgar kimliği içinde eritmeye yönelik açık bir asimilasyon politikası başlatılmıştır. Bu politikanın temel hedefleri:

Türk milliyetçiliğini kurutmak, Bulgar milli ideolojisini dayatmak, Türk ve Makedon kimliğini ortadan kaldırmaktı.

Bu kapsamda:

Türkçe ve Makedonca yasaklandı, Okullar ve medya kapatıldı, Türkçe konuşanlara cezalar verildi, Sivil toplum örgütleri yasaklandı.

Bu sürecin zirvesi:

1972–1975 Pomak operasyonları, 1984–1989 Türk soykırım denemesi ve 1989 Büyük Göç olmuştur.

  1. 1989 Sonrası ve HÖH Gerçeği

1989 Türk direnişi sonrası:

BKP çökmüş, Çoğulculuğa geçilmiş, Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH-DPS)’nin kurulmasına izin verilmiştir.

Ancak HÖH, ayakta kalabilmek için:

Bulgar milli doktrinine açıkça karşı çıkmamış, “Bulgar Etnik Modeli” tezine sessiz kalmıştır.

Bu durum, Türklerin öz siyasi iradesinin sınırlanması anlamına gelmiştir.

  1. Sonuç

Bulgaristan Türkleri tarih boyunca:

Siyasetin dışında bırakılmamış ancak öz kimliklerini yansıtan milli bir siyasi parti kurmalarına izin verilmemiştir.

Bugün Bulgar milliyetçiliğini ayakta tutan temel unsur, Türk karşıtlığıdır. Türkler bu çemberden çıktıkları anda, Bulgar milli doktrininin de çökeceği açıktır.

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

five × three =