BULTÜRK Derneği Genel Başkanı Rafet Ulutürk ile Röportaj: Bulgaristan’daki Son Durum ne?

Soru:

Bulgaristan’da Türk ve Müslümanların oyunu talep eden yeni partilere Türkiye’de yaşayan Bulgaristan göçmenleri nasıl bakıyor? Destek verirler mi?

Cevap:

Bugün için bu soruya kesin bir “evet” ya da “hayır” demek mümkün değil. Çünkü bugüne kadar bu yeni oluşumların amaçlarını, hedeflerini ve topluma ne vaat ettiklerini açık ve şeffaf biçimde görmedik. Henüz bize ulaşan, “biz buyuz, yolumuz budur” diyen bir ekip de olmadı. Bizim için destek, sadece bir çağrıya uymak değildir. Gelirler, oturur konuşuruz. Ne istediklerini, kime hizmet ettiklerini, Türk ve Müslüman toplum için hangi bedelleri göze aldıklarını net şekilde ortaya koyarlarsa, kararımızı vicdanımızla veririz.

Soru:

Bugüne kadar partiler neleri yapmadı, neleri başaramadı da siz bugün bunları yapmaya talipsiniz?

Cevap:

Bu soru en kritik sorudur. Çünkü Bulgaristan’daki Türk ve Müslümanlar yıllardır hep aynı vaatleri dinledi ama aynı sorunları yaşamaya devam etti. Eğitimde, temsilde, inanç özgürlüğünde, ekonomik hayatta ve devlet kademelerinde gerçek ve kalıcı bir iyileşme sağlanamadı. Sorunlar konuşuldu ama çözümler ertelendi. Haklar savunuldu denildi ama masada pazarlık konusu edildi. Halk seçimden seçime hatırlandı, sonra yine yalnız bırakıldı. Eğer birileri bugün “biz farklıyız” diyorsa, önce geçmişin hesabını vermeli, sonra geleceğe talip olmalıdır.

Soru:

HÖH partisinden ve diğer Bulgar partilerinden farkınız nedir?

Cevap:

Bu fark, sadece isimle ya da logo ile ölçülemez. Asıl fark, zihniyette ve cesarette ortaya çıkar. HÖH ve diğer Bulgar partileri, yıllar içinde sistemi değiştirmek yerine sistemin bir parçası olmayı tercih etti. Türk ve Müslüman toplumun talepleri çoğu zaman denge siyasetine kurban edildi. Eğer yeni bir parti gerçekten farklıysa, bunu söylemle değil duruşla göstermek zorundadır. Güç karşısında susmayacak mı? Pazarlık masalarında toplumun haklarını feda etmeyecek mi? Bizim aradığımız fark budur.

Soru:

Ekibiniz kimlerden oluşuyor? Yine eski yüzler mi, yoksa yeni ve genç kadrolar mı?

Cevap:

Bu da en az program kadar önemli bir sorudur. Çünkü aynı isimler, aynı yöntemlerle çıkıp “değişim” diyorsa, bu toplum artık buna inanmıyor. Eğer ekip yine yıllardır sahnede olan, aynı düzenin içinde yoğrulmuş isimlerden oluşuyorsa, bunun adı değişim değil, makyajdır. Toplum; temiz, genç, cesur ve halktan kopmamış kadrolar görmek istiyor. Gençlerin sadece afişte değil, karar mekanizmalarında yer aldığı bir yapı istiyor. Aksi halde bu çaba da önceki hayal kırıklıklarının arasına eklenir.

Soru:

Yaklaşan seçimler önceki seçimlerden farklı mı olacak?

Cevap:

Evet, bu kez farklı olacak. Bulgaristan’da oy kullanma oranı artacak, Türkiye’de yaşayan Bulgaristan göçmenleri de bu sürece daha güçlü şekilde katılacak. Ancak bu sefer oylar alışkanlıkla, korkuyla ya da “mecburiyetle” verilmeyecek. Tek bir partiye blok oy dönemi kapanmıştır. Seçmen artık daha bilinçli, daha sorgulayıcı ve daha cesur. Kim samimiyse, kim gerçekten bedel ödemeye hazırsa, karşılığını sandıkta görecektir.

Kapımız kapalı değil, ama gözümüz de kapalı değil.
Sözle değil, icraatle gelin.
Geçmişle yüzleşmeden geleceğe talip olmayın.
Biz dinleriz, tartarız ve bu kez gerçekten farklı olana oy veririz.

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

fifteen + 19 =