Azerbaycan’ın bağımsızlığı, yalnızca bir devletin yeniden özgürlüğüne kavuşması değil; bir milletin tarihine, kimliğine, diline ve geleceğine sahip çıkma iradesinin de simgesidir.
- yüzyılın başlarında, 28 Mayıs 1918’de kurulan Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti, Müslüman Doğu’nun ilk parlamenter cumhuriyetlerinden biri olarak tarihe geçti. 1920’de Sovyet hâkimiyetine giren Azerbaycan, uzun yıllar süren mücadelenin ardından 30 Ağustos 1991’de bağımsızlığını yeniden kazanmaya yönelik bildiriyi kabul etti. 18 Ekim 1991’de ise Azerbaycan’ın devlet bağımsızlığının yeniden tesis edilmesine ilişkin anayasal belge kabul edildi.
Bu tarih, Azerbaycan halkının özgür yaşama arzusunun, millî kimliğini koruma mücadelesinin ve kendi geleceğini belirleme hakkının önemli bir dönüm noktasıdır.
Azerbaycan’ın bağımsızlığı, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki tarihî ve kültürel bağların da anlamını derinleştirmiştir. Ortak dil, kültür, tarih ve gönül birliği, iki ülke arasındaki ilişkilerin temel unsurlarını oluşturmaktadır. Mustafa Kemal Atatürk’ün “Azerbaycan’ın sevinci bizim sevincimiz, kederi bizim kederimizdir.” sözü, bu kardeşliğin hafızalarda yaşayan ifadesidir.
Bugün Azerbaycan’ın bağımsızlığı; egemenliğin, millî iradenin ve gelecek nesillere bırakılacak ortak mirasın önemini hatırlatmaktadır. Bağımsızlık, yalnızca geçmişten devralınan bir kazanım değil, aynı zamanda korunması ve güçlendirilmesi gereken bir sorumluluktur.
Yaşasın Bağımsız Azerbaycan!
Yaşasın Türkiye-Azerbaycan Kardeşliği!
Bir Millet, İki Devlet!