Rafet ULUTÜRK
Ahmed Doğan’ın yaptığı bu açıklama, Bulgaristan’daki Türk toplumunu temsil etmediği gibi, artık hiçbir siyasi karşılığı da olmayan bir şahsi hevesten ibarettir.
Kendisinin ne bir partisi kalmıştır,
ne belediyeleri,
ne muhtarları,
ne de sahada karşılığı olan bir örgütü.
Türk halkı adına konuşma yetkisini çoktan kaybetmiştir.
Bugün “karşılıksız destek” diye sunulan şey, aslında kişisel hesaplaşmaların ve iktidar kulislerinin bir parçası olmaktan başka bir anlam taşımamaktadır. Türk halkının iradesi, yıllarca kapalı kapılar ardında pazarlık konusu yapılmış; Türk gençlerinin önü bilinçli şekilde kapatılmış; “bizim adımıza siz düşünürsünüz” anlayışı dayatılmıştır.
Bu dönem bitmiştir.
Bulgaristan Türkleri artık:
Kimin adına konuştuğunu,
Kimin kimi temsil etmediğini,
Kimin tarih yazdığını, kimin tarihte kaldığını
çok iyi bilmektedir.
BULTÜRK’ün ortaya koyduğu irade nettir:
Türk halkı yedek oy deposu değildir,
Türk halkı başkalarının iktidar hesabının aparatı değildir.
Ve en önemlisi:
Türk halkı, artık kendi liderini kendi çıkarır.
Türk Oyları Pazarlık Malı Değildir
2011 yılı Bulgaristan Türkleri açısından bir kırılma noktasıdır.
O güne kadar alışılmış bir düzen vardı:
Cumhurbaşkanları seçilir, Türk oyları “doğal destek” sayılır, karşılığında ise hiçbir siyasi vizyon, hiçbir temsil, hiçbir gelecek sunulmazdı.
Birileri Türklerin oylarını kendi tapulu malı gibi görüyordu.
Ahmed Doğan çıkıp açıkça şunu diyebildi:
“Kral Simeon cumhurbaşkanı çıkarsa ben karşılıksız desteklerim.”
İşte tam o noktada BULTÜRK şunu sordu:
“Sen kimsin?”
Türklerin oylarını ne hakla pazarlık ediyorsun?
Neden bir Türk cumhurbaşkanı çıkarmıyorsun?
Neden Türk gençlerine ‘sen de olabilirsin’ duygusunu vermiyorsun?
Bu sorulara cevap verilemedi.
Çünkü cevap yoktu.
Ve BULTÜRK tarihte ilk defa şunu yaptı:
Bulgaristan’da bir Türk cumhurbaşkanı adayı çıkardı.
50 bin oy alındı.
Bu sadece bir rakam değildi.
Bu, “biz buradayız” demekti.
Daha da önemlisi ne oldu biliyor musunuz?
İlk defa HÖH’ün desteklediği aday kaybetti.
İvaylo Kalfin seçilemedi.
Cumhurbaşkanlığı dengesi değişti.
Bu bir mesajdı:
“Artık eskisi gibi olmayacak.”
Bugün aynı zihniyet yeniden sahneye çıkmak istiyor.
Yine yukarıdan konuşmalar, yine “biz destekliyoruz” açıklamaları…
Ama ortada bir gerçek var:
Ne eski güç var,
ne eski korku,
ne de eski itaat.
Türk halkı bir lidere gider, evet.
Ama sarhoşluğa, kibire ve geçmişte kalmış hesaplara değil.
Bugün Bulgaristan Türklerinin ihtiyacı:
Temsil edilen değil, temsil eden bir nesil
Susan değil, söz alan bir gençlik
Pazarlık konusu olan değil, oyunu belirleyen bir iradedir
Ahmed Doğan dönemi siyasi olarak kapanmıştır.
Bu bir hakaret değil, bir tespittir.
Artık yapılacak en doğru şey;
tarihi yazanların önünden çekilmek ve tarihte kalmayı kabullenmektir.