Ali Gaffar Okkan, Türkiye’de devlet–vatandaş ilişkisini güven ve samimiyet üzerinden yeniden tanımlayan ender isimlerden biridir. O, üniformasını bir mesafe aracı değil; halka yaklaşmanın bir sorumluluğu olarak taşıyan bir emniyet müdürüydü.
1997 yılında Diyarbakır Emniyet Müdürü olarak göreve başlayan Okkan, uzun yıllar boyunca korku ve güvensizlikle anılan bir şehirde farklı bir yönetim anlayışı ortaya koydu. Halkla kurduğu doğrudan temas, sokakta yürürken esnafla selamlaşması, çocuklarla konuşması; güvenliğin sertlikten değil, adaletten ve karşılıklı saygıdan doğduğunu gösterdi.
Görev süresi boyunca yasa dışı yapılanmalarla ve terör örgütleriyle kararlılıkla mücadele etti. Ancak onu farklı kılan, bu mücadelenin yöntemiydi: Ayrıştıran değil birleştiren, ötekileştiren değil dinleyen bir devlet dili. Bu yaklaşım, Diyarbakır’da devletin yüzünü değiştiren en önemli adımlardan biri oldu.
24 Ocak 2001’de, Diyarbakır’da uğradığı silahlı saldırı sonucu, beş polis memuruyla birlikte şehit edilmesi; yalnızca bir emniyet müdürünün değil, halkla barışık bir devlet anlayışının da hedef alındığını gösterdi. Onun ardından dökülen gözyaşları, toplumun farklı kesimlerinin aynı acıda buluşabildiğinin kanıtıydı.
Ali Gaffar Okkan, ardında yalnızca başarılı bir güvenlik mirası değil; insanı merkeze alan bir devlet anlayışı bıraktı. Bugün hâlâ saygıyla anılmasının nedeni, makamıyla değil karakteriyle iz bırakmış olmasıdır.
Bazı isimler, görevleriyle değil; toplumun kalbinde açtıkları yerle hatırlanır. Ali Gaffar Okkan da onlardan biridir.
Bultürk Yönetim Kurulu