Rafet ULUTÜRK
Sayın Başkan, Sayın Valim, değerli misafirler, kıymetli Azerbaycanlı kardeşlerimiz,
Bugün sizleri İstanbul’da ağırlamaktan büyük bir onur duyuyorum. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.
Bugün burada sıradan bir buluşma gerçekleştirmiyoruz. 1926 yılında Bakü’de toplanan Bakü Türkoloji Kurultayı ile ortaya konan büyük fikrin, bir asır sonra yeniden hayat bulmasına şahitlik ediyoruz.
O kurultay, sadece bir toplantı değil; ortak aklın, ortak dilin ve ortak geleceğin doğduğu andı.
Ancak bu fikir kolay yaşamadı.
O fikri taşıyan birçok aydın, ilerleyen yıllarda Stalin Dönemi Büyük Temizlik döneminde baskıya uğradı, susturuldu ve hayatını kaybetti. Bu süreç, yalnızca insanların değil; düşüncenin, üretimin ve cesaretin de bastırıldığı bir dönem oldu. Uzun yıllar boyunca kendi hikâyemizi başkalarının kaleminden okumak zorunda kaldık.
Bu, bizim için sadece bir geçmiş değil; aynı zamanda bir ders, bir uyarıdır.
Ama tarih bize şunu öğretir:
Gerçek fikirler yok edilemez. Bastırılır, gecikir; fakat zamanı geldiğinde yeniden ayağa kalkar.
İşte bugün o gündür.
Bugün Bakü’de doğan fikir, İstanbul’da yeniden güç kazanıyor. Bu buluşma bir anma değil; bir yeniden başlangıçtır.
Değerli kardeşlerim, Artık yeni bir eşiğin önündeyiz.
Bir zamanlar atılan fikir, ekilen tohumlar ve ödenen bedeller bugün sonuç verme aşamasına gelmiştir.
Fikir atıldı.
Bedel ödendi.
Şimdi hasat vaktine giriyoruz.
Ancak bu hasat kendiliğinden gelmeyecek.
Bu süreç; emek, bilgi, disiplin ve güçlü bir irade gerektirir. En önemlisi ise bu davayı taşıyacak insanları gerektirir.
Davası olan, sorumluluk alan, üretmekten kaçmayan insanlar…
Artık en kritik görevimiz şudur:
Doğru insanları bulmak, yetiştirmek ve onlara sorumluluk vermek.
Çünkü bir millet, ancak nitelikli ve ahlaklı insanlarla yükselir.
Bugün bize düşen görev nettir:
Geçmişi doğru anlamak, bugünü doğru değerlendirmek ve geleceği bilinçli şekilde inşa etmek.
1926’da ortaya konan o büyük fikir, bugün yeni şartlarda yeniden üretilmelidir.
Bilimde, eğitimde, kültürde ve teknolojide ortak çalışmalar geliştirilmelidir.
Kurumsal iş birlikleri güçlendirilmelidir.
Genç kuşaklar bu bilinçle yetiştirilmelidir.
Artık savunma değil, üretme zamanıdır.
Artık takip etme değil, yön verme zamanıdır.
Çünkü dünya değişiyor. Ve bu değişen dünyada güçlü olanlar, kendi hikâyesini yazabilenlerdir.
Biz de kendi hikâyemizi kendimiz yazmak zorundayız.
Bakü’de doğan fikir İstanbul’da yeniden ayağa kalkıyorsa, bu sadece bir hatıra değil; geleceğe yapılmış güçlü bir çağrıdır.
Hazır olun.
Ama sadece hazır olmak yetmez—hazırlıklı olun.
Kendinizi geliştirin.
Dünya ile yarışın.
Ve her alanda en iyiyi hedefleyin.
Çünkü dünya bizi bekliyor.
Evet, dünya Türkleri bekliyor.
Hoş geldiniz Azerbaycanlı kardeşlerimiz.
Sefalar getirdiniz.
Bu yürüyüş başladı.
Ve bu ateş artık sönmeyecek.