Aysu AKBAŞ
Tarihin suskun fakat etkili şahsiyetlerinden biridir Ebu Bekir Paşa. Adını bağırarak değil, taşlara kazıyarak değil; dualarla, suyla, kalemle ve merhametle duyurmuştur. Osmanlı’nın 18. yüzyılında vezirlik ve valilik yapmış bu büyük adam, arkasında ne saraylar ne servet bırakmıştır; onun mirası mektepler, su kemerleri ve hayırlı dualardır. Tarihin bazı isimleri vardır ki, sokaklara yazılmasa da taşlara kazınır. İsmi anıldığında sadece bir insan değil, bir çağın vicdanı gelir gözümüzün önüne. İşte onlardan biri de:
Ebu Bekir Paşa. Bugün İstanbul’un Fatih semtinde, Aksaray sokaklarında sessizce yükselen bir mektep duvarında, onun ruhu hâlâ yaşar. Bugün yerinde BULTÜRK Derneği vardır.
Ve en etkileyici yönü şudur:
Ebu Bekir Paşa, yaptırdığı bu mektebin hemen yanındaki mezarlıkta medfundur.
Yani o, son uykusunu; kendisinin inşa ettirdiği ilim ve hayır yuvasının gölgesinde uyumaktadır.
Ne büyük tevazu, ne büyük bir anlam…
Taşa Yazılan Hayır: Sübyan Mektebi
Ebu Bekir Paşa, Osmanlı’nın 18. yüzyılında devletin üst kademelerinde görev almış, vezirlik ve valilik yapmış, ama en çok da hayırseverliğiyle anılmış bir devlet adamıdır. Bugün Fatih Aksaray’da hâlâ ayakta olan Ebu Bekir Paşa Sübyan Mektebi, onun sadece bir yönetici değil, geleceği eğiterek inşa eden bir bilge olduğunu gösterir. O mektep, sadece duvarları olan bir bina değildir; bir milletin çocuklarına umut ve terbiye sunan bir medeniyet tasarımıdır.
İstanbul Fatih’in Aksaray semtinde yer alan Ebu Bekir Paşa Sübyan Mektebi, onun eğitim anlayışını yansıtan en somut örneklerden biridir. O mektep sadece bir eğitim binası değildir. O mektepte; taşlar sabrı, duvarlar ahlâkı, pencereler merhameti öğretir çocuklara. Orası bir binadan öte, bir medeniyetin çocuklara uzattığı eli temsil eder.
Kıbrıs’ta Su, İstanbul’da Eğitim
Ebu Bekir Paşa, sadece İstanbul’da değil, Kıbrıs’ta da iz bırakmıştır. Kıbrıs valisi olduğu dönemde, Larnaka halkının susuzlukla mücadelesine çare olarak Kamares Su Kemerini yaptırmıştır. O günlerde su kadar kıymetli bir hizmeti, halkına sunarak halka hizmetin Hakk’a hizmet olduğuna inanan bir Osmanlı duruşu sergilemiştir.
Kimdi Ebu Bekir Paşa?
- Bir Osmanlı veziri,
- Bir Kıbrıs valisi,
- Bir İstanbul hayırseveri,
- Bir şehir mimarı,
- Bir çocuk dostu…
Ama en çok da adını taş değil, insan kalbine yazdıran biriydi.
Onun ismini taşıyan bir mektep; gürültüsüz, gösterişsiz ama anlamı derin bir şekilde orada duruyor. Bize de bu mektebin gölgesinde, eğitimin ne kadar kutsal bir emanet olduğunu hatırlamak düşüyor.
Ebu Bekir Paşa’yı tanımak; sadece bir Osmanlı vezirini değil, bir vicdan medeniyetini tanımaktır.
Ve bizler, onun mezarı başında dua ederken sadece geçmişi değil; kendimizi de hatırlamalıyız.
Tarihçiler onun vefatını genellikle 1747 ya da 1758 olarak kaydeder. Ancak asıl önemli olan hangi gün öldüğü değil, ne için yaşadığıdır. O, arkasında harabeler değil; mektepler, su kemerleri, camiler, dualar bırakarak gitti.
Bugün mahallemizde yükselen binalar ne kadar çoksa, çocuklarımıza ruh katan mektepler o kadar azaldı. Beton çok, ama Bekir Paşa gibi adam az. İşte bu yüzden, onu sadece “kimdi?” diye değil, “biz neden onun gibi biri olamıyoruz?” diye sormak gerek.
Unutmayalım:
Bir ülke sadece yollarla, köprülerle değil; iyi yetişmiş çocuklarla inşa edilir.
Ve her çocuk, arkasında Ebu Bekir Paşa gibi bir vicdan bulduğunda, geleceği aydınlatır.