Bir Gencin Sesi: Unutmadık, Unutturmayacağız

Rafet ULUTÜRK

Çameria: Unutulmuş Değil, Unutturulamaz!

Geceydi…
Ama sadece saat olarak değil, aynı zamanda tarihti.
Rumeli Türkleri Vakfı’nda o gece, susturulmak istenen bir hakikatin perdesi aralandı.
Unutulanlar hatırlandı. Bastırılanlar konuştu.
Ama bu defa sadece acılar değil, direniş, umut ve kardeşlik de dile geldi.

Çameria…
Yunanistan’ın kuzeybatısında, Arnavutluk sınırında tamamı Arnavutlardan oluşan bir bölge.
Ancak esas mesele etnik değil, inançtı. Müslüman oldukları için tehdit olarak görüldüler.
Önce ekonomik baskılar geldi: mallarına el kondu, toprak satmaları yasaklandı.
Sonra toplu göçe zorlama başladı.
Ardından tarihin karanlık sayfalarına kazınan o katliamlar…

27 Haziran 1944’te, Paramithia kasabasında 600 kişi bir günde öldürüldü.
Haziran 1944’ten Mart 1945’e kadar süren süreçte binlerce Müslüman Arnavut evlerinden sürüldü, göçe mecbur bırakıldı.
Katliamı gerçekleştirenler yerel paramiliter güçlerdi; fakat sırtlarını dayadıkları yer İngiliz istihbaratıydı.
Tüm bu olanlar, Avrupa’nın “uygar” salonlarında ya görmezden gelindi ya da sessizce desteklendi.

Tıpkı Bosna’da, Sancak’ta, Batı Trakya’da, Kırcaali’de olduğu gibi…
Kurşunlar sustu, adalet ise hiç konuşmadı.

Ama o gece Rumeli Türkleri Vakfı’nda biri konuştu.
Genç bir akademisyen, Doç. Dr. İdlir Lika
Anlattıkları sadece belgeler değil, aynı zamanda bir halkın bastırılmış vicdanıydı.
Tarihin, sadece kitaplarda değil, yüreklerde de taşındığını gösterdi.
Ve hepimize bir gerçeği hatırlattı:

Bu dava unutulmadı. Bu dava, genç zihinlerde yeniden diriliyor.

Konuşması boyunca salonda derin bir sessizlik vardı. Ardından yükselen alkışlar, sadece bir akademisyene değil;
bir halkın onuruna, bir milletin susmayan çığlığına gönderilmişti.

Ve gecenin sonunda kürsüye çıkan Vakıf Başkanı Melek Araş şöyle seslendi:

“Balkanlar’da Acem ve Araplar dışında herkes Türk’tür! Aynı soydan, aynı imandan, aynı kaderden gelen insanlarız.”

Bu sözler salonda öyle bir yankı buldu ki, alkışlar dakikalarca sürdü.
Bu sadece bir cümle değil, yüz yıldır bastırılan bir gerçeğin haykırışıydı.

Bugün Türkiye’de bile bu gerçekleri dile getirmek kolay değil.
Ama artık korkmuyoruz.
Çünkü anlatanlarımız var. Çünkü biz sadece toprak değil, hafızamızı da istiyoruz.

Adalet yalnızca mahkemelerde değil, hatırlayan vicdanlarda yaşar.
Ve adalet, sadece geri verilen topraklarla değil, geri dönen hatıralarla yerini bulur.

Bu yolda can verenleri rahmetle, anlatanları minnetle anıyoruz.
Çünkü biliyoruz ki:

Bir milletin sesi susturulabilir ama hafızası asla teslim alınamaz.

Doç. Dr. İdlir Lika gibi gençler var oldukça, bu soykırımlar asla unutturulamayacak.
Bu toplantı sadece bir anma değil, bir uyanıştır.
Kimliğimizi yaşatmak istiyoruz. Fazlası değil.
Ve bu yolda, tarihin sesi gençlerle birlikte yeniden yükseliyor.


Son Söz Yerine:

“Tarihi yazanlar kadar, onu unutturmayanlar da kahramandır.”
“Bir milleti yok etmek istiyorsan önce hafızasını sustur. Biz susturulmadık.”
“Balkanlar’da her minare, adalete açılan bir tanıktır.”
“Sürgün edilenlerin ayak izleri silinse de, duaları hâlâ toprağın altında yankılanıyor.”
“Unutmak ihanettir, hatırlamak direniştir!”


Kalemin Vicdanı Adına,
Rumeli Türkleri Vakfı
İstanbul – 27 Haziran 2025


Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

12 + eighteen =