Rafet ULUTURK
Birlik, sadece güzel bir temenni değil; bir zorunluluktur.
Birliğin olmadığı yerde, zenginlik haram, özgürlük geçici, gelecek
belirsizdir.
Türk-İslam âlemi bugün çok kalabalık olabilir ama güçlü değildir.
Çünkü birlik yoktur. Herkes kendi derdine düşmüş, her millet kendi
sınırlarına çekilmiş, her toplum kendi göğsüne kapanmıştır. Oysa
biz ne zaman birlikte hareket ettik, işte o zaman tarih yazdık!
Ayrılığın Bedelini Ödedik
Ayrılıklar, bize sadece savaşlar, işgaller, sömürüler getirmedi…
En büyük bedeli kimlik kaybıyla ödedik.
Mazlum coğrafyalar, emperyalistlerin oyun alanına döndü.
Filistin yetim kaldı, Arakan ağladı, Doğu Türkistan susturuldu.
Irak parçalandı, Suriye tarumar oldu, Libya işgal edildi.
Oysa bir olsaydık,
bir sofraya oturur,
bir düşmana karşı birleşir,
bir yetime kol olurduk…
Ama birleşmedik.
Kardeş dediklerimiz duvar ördü.
Sözde “İslam ülkeleri” birbirine sırt çevirdi.
Türk dünyası dillerle değil, dargınlıklarla ayrıldı.
Birlik: Dirilişin Anahtarıdır
Birlik; sadece coğrafi değil, vicdani bir yakınlıktır.
Aynı secdeye baş koyanlar, birbirinin düşmanı olamaz.
Aynı kitaba inananlar, birbirine sırt çeviremez.
Aynı acıyı yaşayanlar, aynı hayali kurmak zorundadır.
Diri olmak için bir olmalıyız.
Bir olmak için önce birbirimizi anlamalıyız.
Anlamak için ise geçmişten ders, gelecekten umut almalıyız.
Birlik olmazsa;
Güçlü görünürüz ama kolay yıkılırız.
Kalabalık oluruz ama etkisiz kalırız.
Tarih yazarız ama başkaları okur.
Unutma!
Gökte kartal gibi süzülen bir milletin,
yerde karınca gibi ezilmesinin tek nedeni ayrılıktır.
Bugün Türk’ün birliği, sadece Türk için değil,
tüm insanlık için bir adalet umududur.
O yüzden sormayalım artık “Birlik olur mu?” diye…
Sormalıyız: “Birlik olmadan ne olurdu halimiz?”
Ve cevabı açık:
Birlik yoksa; millet yok. Ümmet yok. Gelecek yok.