Aysu AKBAŞ
Bulgaristan son günlerde yalnızca siyasi bir gerilim yaşamıyor; çok daha köklü bir hesaplaşmanın içinden geçiyor. Meydanları dolduran binlerce insanın sesi bir bütçe maddesine değil yıllardır biriken güvensizliğe, temsil krizine ve kurumsal tıkanmaya yükseliyor. Cumhurbaşkanı Rumen Radev’in sert açıklaması bu tabloyu özetliyor: “Властта е бламирана – iktidar meşruiyetini yitirdi. İstifa kaçınılmaz.”
Her ne kadar protesto çağrısı 2026 bütçesinin tartışmalı düzenlemelerine karşı yapılsa da dün sokaklara taşan tepki bundan çok daha genişti. Meydanlarda yükselen sloganlar Bulgaristan’ın iki katmanlı bir yapıya itildiğini anlatıyordu; güç paylaşımında her türlü siyasi akrobasiye başvuran elitler ve defalarca umutlanıp defalarca hayal kırıklığına uğratılmış seçmenler. Sosyolog Vasil Tonçev’in yorumladığı gibi; Protestolar “çok yüzlü” ve hâlâ belirli bir siyasi sahiplikten uzak fakat enerji son derece yüksek. Bu da siyasetçileri protestocuların temposuna ayak uydurmaya zorluyor.
Hükümetin Geri Adımı: 2026 Bütçesi Çekildi
Kalabalığın gücü ertesi gün hükümetten ilk ciddi reaksiyonu getirdi: 2026 bütçesi resmen geri çekiliyor ve bununla beraber bir hafta içinde üç farklı pozisyona savrulan yönetim nihayet parlamentoya tasarının geri çekilmesi için resmi öneri gönderdi. Başbakan Rosen Jeleazkov yeni bir bütçe sürecinin başladığını, tüm önerilerin ve sosyal partnerlerin görüşlerinin yeniden değerlendirileceğini duyurdu. Bu karar bir politika değişikliğinden çok yangın söndürme refleksinin zorunlu bir sonucu olarak görülüyor.
Başbakanın açıkladığı yeni çerçeve ise dikkat çekici:
-Kamu sektöründe otomatik maaş artışları kaldırılıyor.
-Divident vergisi ve sosyal güvenlik primlerindeki artış yeniden değerlendirilecek.
-Savunma, ulaştırma ve bölgesel kalkınmadaki büyük sermaye projeleri revizyona gidiyor.
-Üçlü sosyal diyalog görüşmeleri kamuya açık yürütülecek.
-Totonun özelleştirilmesi ve Lukoil varlıklarının millileştirilmesine yönelik tartışmalı maddeler tamamen rafa kaldırılıyor.
Bu adımlar önemli olsa da daha büyük bir soruya cevap arıyor, devlet toplumsal talebin büyüklüğünü gerçekten kavradı mı?
2026’ya Bütçesiz Girme İhtimali
Yeni bütçenin Aralık ayında kabul edilmesi hedefleniyor ancak bu teknik olarak neredeyse imkânsız.
Prosedür sıfırdan başlıyor, tasarı iki kez oylanacak ve üstelik yıl sonu tatilleri araya giriyor. Başbakan gerekirse ülkenin 2026’ya bütçesiz girebileceğini açıkladı. Bu ifade siyasi ortamın yarattığı belirsizliklere işaret eden bir yorum olarak dikkat çekiyor.
En kritik nokta ise yönetim istifa etmeyi planlamıyor. Başbakan, ülkenin Euro’ya geçiş sürecinin kritik olduğunu söyleyerek istikrar argümanını öne çıkardı. “Еврото не е даденост” (Euro’ya geçiş garanti değil) diyerek siyasi dalgalanmanın risklerine işaret etti.
Ancak meydanlar başka bir şey söylüyor:
“Hatalarınızın bedelini istifayla ödeyin.”
Gençlerin Sesi ve Devletin Kör Noktası
Başbakan, gençlerin taleplerini provokasyonlardan ayırarak olumlu bir ton kullandı. Fakat gençlerin öfkesi artık yalnızca bir kuşağın kendini ifade etme biçimi değil; uzun yıllardır ertelenen reformların, kurumsal yetersizliklerin ve fırsat eşitsizliklerinin sonucu. Bulgaristan’da devlet ile toplum arasındaki bağ belki de 30 yılın en kritik noktasında kopuyor. Tüm bu gelişmeler gösteriyor ki mücadele artık kimin yöneteceği üzerine değil devletin nasıl yönetileceği üzerine.
Cumhurbaşkanı erken seçim çağrısı yapıyor, hükümet geri adım atıyor ama koltuğu bırakmıyor, protestolar güçleniyor, siyasiler ise gecikmiş reflekslerle tepki veriyor, ekonomik takvim daralıyor, siyasi takvim hızlanıyor.
Bulgaristan’da ya gerçek bir siyasi yenilenme yaşanacak ya da devlet ile toplum arasındaki mesafe daha da açılacak.
Fakat görünüşe göre meydanlar bu kez bu mesafeyi kabullenmeye niyetli değil.