BULTÜRK Başkanı ile reportaj

REPORTAJ: BGSAM Bulgaristan Stratejik Araştırma Merkezinden Behçet BAŞARAN’ın  BULTÜRK Başkanı Rafet ULUTÜRK ile röportajı:

Soruları soran Behçet BAŞARAN
SORU: KISACA KENDİNİZİ TANITIRMISINIZ

Cevap: Bende Bulgaristanlı bir soydaşım. Bulgaristan’dan Türkiye’ye geldik. Anavatanımızın bağrında örgütlendik. Hedefimiz tüm Dünya Türklerinin de olduğu gibi bizlerde Kızılelma’ya doğru koşuyoruz. Amacımız dünyada kardeşçe yaşamak, gönüllere ve dünyaya gerçek barışı ve huzur getirmek, kısaca onurlu ve ahlaklı insan olma yolundayız. Bulgaristan’da Müslümanlık ve Türklük davamızın orada üniversite bitirmekle, devletin herhangi bir işine atanmakla ya da Bulgar haydut anıtlarına ya da Rus “kurtarıcı” heykellerine çiçek ve çelenk taşımakla güç toplayıp yol alamayacağını anlayınca yön değiştirdik.

+

Behçet BAŞARAN SORDU: TÜRKİYE’YE GELMENİZİN SEBEBİ NE?

Türkiye’ye gelmemin sebebi, aile postunu sakin bir gölgeye ve huzurlu bir ortama atmak değil, 20. asır boyunca ezilen ve ezildikçe sertleşen ve bilinçlenen Bulgaristan Türklerini kimlik ve dava sahibi bir azınlık olarak Türkiye’ye ve Türk Dünyasına tanıtmaktı ve sesini daha gür çıkmasını sağlamaktır. Sesimizi buradan daha gür çıkacağına inandım. Artık çeyrek asırdan uzun bir zaman bu davayı toplumsallaştırma ve yasallaştırma gayreti içindeyim. Türkiye Cumhuriyeti’ne gerçek Bulgaristan Türklerini bir nebze olsun anlatabildik. Tüm Türk Dünyasını dolaşarak gerçek Bulgaristan Türklerini tanıttım ve problemlerini ve sevinçlerini birlikte paylaştık buna da devam etmekteyim.

Tüm Türk Dünyasında ortak bir Türk Dünyasında soykırımlar kitabının Bulgaristan ve Balkanlar kısmını hazırladık ve kısmetse bir dahaki bayramda bu kitabımız da hazır olacaktır. Bizler geçmişimizi sadece tarih olarak değil, bizler gençlerimize gelecekte yolunu aydınlatmak doğruyu eğriden ayırmak ileride yollarını bulmak için gençlerimize öğretmek arzusundayız.

+

Behçet BAŞARAN SORDU: DEVLET NE İFADE EDER SİZİN İÇİN?

Devletlerin temelinde kültür ve medeniyet var.
Kültür ve medeniyetin ana unsuru inanç sistemidir.
İnanç sistemi o toplumun dini değerleri bunların kültüre yansımasıdır.
İşte Ramazanlar da bu bir ay boyunca bunun en güzel örneğidir.

İslam dininin Türk Milleti ile beraber Türk Milletinin de İslam birliği ile beraber almaya başladığı yeni yolun son 1 300 yılın tarihi, hafızası hepsi bunun içerisinde. Aslında her dönemin kendine has bir güzelliği var. Türklerin en güçlü oldu dönem 1600’li yıllardır. Burada güçlü derken sadece askeri, ekonomik ve siyasi olarak değil ahlaki olarak da zirveye ulaştığı dönemdir.

SORU: TÜRKLER BALKANLARDA YALNIZ MI KALDILAR?

Osmanlı bu topraklardan çekildiğinde bizler Balkanlarda oralarda öksüz kaldık. Fakat ardından bizler Balkanlardan geriye çekildiğimizde orada kalan bizlerde dejenere olmaya başladık.

Bizler dünya gücünü elden kaybettiğimizde yerine gelen Batı güçleri bizi çok yıprattı. Büyük güçlerin etkisi altına giren diğer güçsüz devletler ve o devletin kültürünün altında dejenere olurlar. Osmanlı bu topraklardan ayrıldıktan sonra bizler o devletlerin etkisi ve o devletlerin kültürleri altında dejenere olmaya başladık. Bizde özellikle bu son 100 yıldır kendi kültürümüzde bazı dejenerasyonlar oldu. Kendi kültürümüzü yaşayamadık. Töremiz her şeyimiz yasaklandı.

Bu yıpranma zamanı şöyle; Bir devlet güçten düştüğü zaman güçlü olan devletlerin kültürlerin etkisi altına giriyor. Bu kültür bizlerde deformasyonlara sebep oldu. İşte bunun sonucunda biz bazı değerlerimizi kaybediyoruz. Bu son 100 yıldır bizler bu durumdayız. Son 100 yıldır kendi kültürümüzde bazı dejenerasyonlar var fakat her şeye rağmen bunun en iyi devam ettiği şeylerden bir tanesi o inanç sistemimizin kültürümüz ile beraber getirmiş oldu işte bu güne kadar gelmiş olan bayramlardır.

Devletlerin hafızası gibi aynı şekilde devletin içerisine kültürüne yerleşmiş bir milletin din hafızası da vardır. En güzel kültür özelliği onlardır. Hepimizin babalarımızın elini tutarak namaza gittiğimizi bir hatırlayınız. Bu Millet 1300 yıldır bu dinle beraber aynı kültürü özümsemiş. Konuşmasında öyledir bizim her kullandığımız kelime mahkûm edilmiştir GÜZELLİĞE TERBİYEYE AHLAKA YANİ İSLAMA mahkûm edilmiştir. .

+

SORU: PEKİ MÜSLÜMAN OLMAYAN TÜRKLERE NE OLDU?

Dünya’da Müslüman olmayan Türkler birçok yerde Türklüklerini de kaybettiler. Hepsi bir yerlerde savrulup durdular ve başkalarının büyük devletlerin avı oldular. Bu bölünmeler dünya küresel güçlerin avuçlarına düşmemizi sağladı. İşte bu gün Macarlar, Hazar Türkleri, Finliler, ve Bulgarlar gibi. Bunlar eskiden bizimle ortak değerleri paylaşıyorlardı. Türkiye’nin içerisindeki Hıristiyan tebaada aynı şekilde bizimle beraber ramazandaydı. Bizimle beraber ortak değerleri paylaşıyorlardı yüzyıllar boyu bu böyle sürdü. Biz burada 50-60 yılı hatırlıyoruz amma sizler bunu taa Gazneliler Karahanlılara kadar götürün.

İlk Müslüman olmuş Türk Devleti İDİL BULGAR Devletidir. İdil Bulgar devletinin hususi bize Müslümanlığı öğretin diye Abbasi halifesinden istediği yardım vardır. Onlarda gönderiyorlar amma daha sonra İdil Bulgar devleti Slav saldırıları sonucu yıkılıyor ve Hıristiyanlaşıyor. Bu günde biliyorsunuz otomatik olarak Tür tarihini İDİL BULGAR DEVLETİ yerine Karahanlılarla başlarlar.

+

SORU: PEKİ, BU BULGAR DEVLETİ NE OLDU

Bu boydan geri kalan bugünkü Çuvaşlar bu gün Çuvaşiya’ya yerleşenlere Çuvaş dediler ve Tuna boyuna yerleşenlere Bulgar dediler. Orada da kalan Karaçay, Balkarlardır onlar da hala Müslümanlardır. İşte bir milleti nasıl üçe böldükleri apaçık ortadadır. Ben kendim gittim Kazan’da bu BULGAR Minaresini yerinde gördüm. Burada halk ona Bulgar minaresi diye hitap ediyorlar ve bu gün hala dimdik ayakta.

O minareyi orada yerinde görebilirsiniz. Orada yaşayan halk buna BULGAR MİNARESİ diye hitap ederken o dönem buralarda nasıl kıyım olduğunu da anlatıyorlar. Slavlar Camilerini yakıp yıktıktan sonra bu minareyi de ibretlik için bıraktıklarını da anlatırlar. Bulgarlara Hıristiyan olmazsanız sonunuz bu olacak derler. Orada sadece minaresini ibretlik için bırakılıyor ve bu gün ibretlik abidesi olarak orada o günleri anlatırcasına dimdik duruyor. Devletleri ortadan kalktıktan sonra bunlar buradan 3 kola dağılıyorlar.
1.Çuvaşiya – 2.Tuna Bulgar – 3.Karaçay Balkar Tatar.
İşte bir boydan nasıl üç boy olduğunun da güzel bir kanıtıdır. İşte Türk milleti o büyük Türkistan’dan dağıla dağıla birçok çeşit Türk oluşturulduğunun da kanıtıdır.

+

SORU: Peki, Türkler Müslüman olanlar ne oldu?

İslam’la birleştikten sonra Türk milletinin yeni bir şahlanış dönemi başlıyor. Neden çünkü o günkü yaşayışına bir başka anlam geldi o anlam aynı zamanda yeryüzünde hakkın iradesini tesis etmek bunun en son örneği de Osmanlıydı. Osmanlı bütün bu yaşayışı kültür ve medeniyeti çok güzel bir organizasyona tabi tutmuş. Bazı dönemlere bakarsınız insanlar şöyle der işte efendim şu şu dinde yok ama bizim kültürümüzde var işte Osmanlı bunları o kadar güzel bir ahenk içerisinde dans ettirmiş ki o kültür biz istesek te istemesek de o güzel günlerle bize kadar gelmiştir.

İşte bu gün Azerbaycan ilk defa ramazan imsakiyesini Türkiye’ye göre ayarladı. Çünkü bu güne kadar İran’a göreydi. Bu bir gösterge ve yakında hepsinde bu olacaktır. Türk dünyası tek pasaport, tek dil, tek millet. Aramızda sınırlar kalkacak gidişler insanlara mallara serbest olacak. Çok yakında Zengezur koridoru açıldığında Türk Dünyası bir biri ile buluşacak ve yepyeni birliktelikler ve beraberlikler oluşturulacaktır.
TÜRK DÜNYASININ BİRLİĞİ BURADAN BAŞLAYACAKTIR

+

SORU: RAMAZANLAR NEDİR?

Ramazanlar apayrı bir şeydir. Türkün vicdanının açığa çıktığı gündür. Bu millet ilk defa değildi Osmanlı döneminde İstanbul’dan kalkan o gemilerle Ramazan daha gelmeden önce tüm Akdeniz tüm Karadenizi dolaşıyorlardı.  Osmanlı döneminde o Akdeniz havzasında ve Karadeniz çevresinde tüm bu bölgelere gemilerle bal, şerbet ve baklava taşıyordu. Oralarda bedava bunlar dağıtılıyordu. İşte medeniyet dediğin budur, inanılmaz bir medeniyet. Yani  herkesle ırkına, diline, dinine bakmaksızın herkesle paylaşmak. Yani Ramazanı ve bayramı seninle kutlamak isteyen insanları da hiç unutmamak demektir. İstanbul İstanbul’a mahkûm olmamış her tarafı aynı şekilde yaşatmıştır.

SORU: Peki Bayrampaşa Belediyesi için ne düşünüyorsunuz?

Hepinizin de bildiği gibi bulunduğumuz Bayrampaşa’da adı sınırları aşan projeyi hayata geçiren belediyedir. Bayrampaşa Belediye Başkanlığı AK Parti öncülüğünde ilk defa Balkanlarla birlikte Ramazanlarda “Kardeşlik Sınır Tanımaz” diyerek başlattığı Bereket Konvoyu ile bu coğrafyayı unutmamak, yediği ekmeği ikiye bölüp oralarda o insanlarla paylaştı. Tüm Balkan ülkelerini il, ilçe, şehir, köy dolaştı ve bu güzel projeyi devam ettireceklerdir. Şimdi işimiz gelecek yıllarda bunu oralarda doğru hak ve hakkaniyet çerçevesi içerisinde bir şekilde yapmak olmalıdır. Bunu da Başkanımız Atila AYDINER’den bekliyoruz.

+

Behçet BAŞARAN SORDU: PEKİ, ANADOLU’YA DA GİDİP İFTARLAR YAPTILAR BU KONUDA NE DİYORSUN?

Türkiye sınırları içerisine iftar programları düzenleyenler de oldu. Ancak mesele Balkanlar’da yaşayan soydaşlarımız ve dindaşlarımız ile bu coşkuyu yaşamak ve geleneklerimizi yaşatmaktır. Allah aşkına bir düşünün Türkiye dışında olanlar Bayramları yasaklanmış çocuklardır. Bunu anlamanızı beklemiyoruz amma ne olursunuz bu insanlarla Türkiye’de yaşayanları aynı kefeye koymayın bu adaletli değil. Bu sadece siyasi tuzaklardır veya oy için yapılan işlerdir. Bizler adı, dini, kültürü ve türküleri hatta ninnileri yasaklanmış kimseleriz bunu iyi idrak etmenizi istiyoruz. Önceliğimiz Balkanlar’da iftar programlarını mümkün olduğunca çok yapmamız olmalıdır. Başkanımız da bunu dikkate alacaktır.

+

SORU: BULGARİSTAN’DA ESKİ GÜNLER NASILDI?

Osmanlı Balkanlardan çekildikten sonra Bulgarların 142 yılda yaptıkları ortadadır. Göç ettirmek, giysileri yasaklamak, dillerini, gazete, okullar yasakladı, yetmedi camileri kapattı, isimlerini değiştirdi, yetmedi mezardakilerin bile ismi değişti. Hapislerde polis karakollarda dövülmeler ayrı. Bizler Türkiye dışında hatta birlikte aynı yılda alfabeye başladık, ilk Türk derneği bizim buralarda kuruldu “Türk Öğretmenler Birliği”, ilk “Turan” isminde dernek burada kuruldu. 1934 darbesi ile yasaklar ve işkenceler başladı. Özellikle 1934 darbe sonrası bizi Bulgaristan’da çileli günlerimiz başladı.
1945 sonrası ise yumuşak güce dönüştü. Gazetelerimize bir sayfa Türkçe olsun dediler ardından Türkçe sayfa kalmadı. Evlerden kitaplarımızı öğretmenlerimiz evden Türkçe kitaplarınızı getirin arkadaşınız da okusun dediler daha sonra kimse kitap görmedi. Bizim öğretmenlerimiz çocuklardan evde kim Türkçe konuşuyor kim Avrupa radyosu dinliyor bunlarla uğraşıyorlardı. Bunların görevi istihbarata bilgi toplamaktı.
Bizim büyüklerimiz namazlarını kendi çocuklarından torunlarından gizli kılanlardır. Bu zamana kadar Bulgarlardan gördüklerimizi bundan sonra kendi insanlarımızdan görmeye başlıyoruz. İçimizden uşakları başımıza getirdiler.

Bulgaristan Türklerinin ilk düğmesi 1934 yılında ters iliklenmişti. O döneme kadar İstanbul’dan seçilen Başmüftü, artık Bulgar devleti tarafından atanmaya başlandı maaşlarını da Sofya’dan verilmeye başlandı. İlk düğme Bulgar’ın eline geçmiş oldu. Artık ne yaparsak yapalım iki yakamız bir araya gelmeyecekti. Üzerimizde çok sosyolojik çalışmalar yapıldı. Bizim Türkçe gazetelerimizi bir sayfa Bulgarca olsun ne olur diyerek başlandı ve sonunda Türkçe sayfa kalmadı. Bizden evlerden eski kitaplarımızı öğretmenlerimiz getirin burada toplayalım arkadaşın da okusun diye evlerimizden Türkçe kitaplar toplandı ve hepsini böyle bizlere kendi kendimize yok ettirdiler. Bizim öğretmenlerimiz öğretmenlik dışında istihbarat evlerde annen baban deden namaz kılıyor mu Türkçe radyo dinleniyor mu yani hepsini o küçücük çocuklara soruluyordu. Bizler kafalarımıza vura vura biz törelerimizi unutmadık. Bu zavallı insanlarımız çaresiz bıraktılar. Türkiye de göç almaktan başka bir şey yapamadı maalesef. O dönemlerde öyleydi.

SORU: İLK DÜĞÜME DEDİĞİMDE KAZASKER AKLIMA GELDİ

Biliyorsunuz Osmanlıda çok önemli bir KAZASKERLİK DİYE BİR GÖREV VARMIŞ. Bunlar bu günkü Milli eğitim Bakanlığı ama aynı zamanda Adalet Bakanlığının görevlerini yapıyormuş.
İşte bunların başı KAZASKER. Kazasker Rektörleri, Hâkim ve Savcıları onlar atıyor, onlar görevden alıyorlar.

Osmanlı bu mevkide oturabilmek için iki şart,
TÜRK VE MÜSLÜMAN OLMAKTIR.

Kültürün devamı buralardan başlar. Osmanlı aslında sistemi kurmuş. Amma biz devam ettirememişiz. TÜRKİYEDE DE “Fulbright” ANLAŞMASI İLE EĞİTİMİ ELİNE ALMIŞLARDI. 27 Aralık 1947 tarihli; Anlaşmanın 5. maddesi, Türkiye’de Birleşik Devletler Eğitim komisyonunun kuruluşunu belirlemektedir. (Burası çok önemli) “Komisyon; dördü T.C vatandaşı, Dördü de ABD vatandaşı (ki ikisi mutlak C.I.A ajanı olmuştur)olmak üzere sekiz üyeden oluşacaktır. ABD’nin Türkiye’deki diplomatik misyon şefi, komisyonun fahri başkanı olacak ve komisyonda oyların eşit olması halinde kararı komisyon başkanı verecektir.” Osmanlı diğer tarafta da azınlıklardan Vezirliğe kadar göreve getiriyordu.
Bunun yanında ayrıca her yerde olduğu gibi o dönem Bulgaristan’ın Loveç-Lovça köyünde gidip bir çocuğu alarak okutabiliyor. Ahmet Cevdet PAŞA gibi birini yetiştiriyor. Bu çocuk zamanla Mecelle’yi kaleme alarak İslam hukukunu sağlam bir dille kitaplaştıran kişidir. Sırplardan, Yunanlılardan vsy.
Osmanlı tüm yabancılardan Vezirliğe kadar yükselebiliyor her yere devlet yönetimine de getiriyor. Amma eğitim ve adalete katmıyor, bunlar azınlıklar KAZASKER olamıyordu? İşte bunu anlayabildikten sonra hepsi anlaşılacaktır.

+

SORU: PEKİ, AYASOFYA İÇİN NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

İşte bu gün Ayasofya’da 88 yıl sonra ilk teravih namazları başladı, bu çok önemlidir. Kim ne yaparsa yapsın kim ne düşünürse düşünsün. Allah nurunu tamamlıyor. Ayasofya’yı Menderes de açmak istedi, Demirel denedi hatta içinde bir mescit açtırdı, Turgut Özal da istedi, ama Recep Tayyip ERDOĞAN’A nasip oldu.

Türkler için İstanbul’da Ayasofya çok önemlidir. AYASOFYA DEMEK FATİH DEMEK

İstanbul Fatih Sultan MEHMED’İN fethettiği yer. İstanbul aynı zamanda dinlerin de ortak noktasıydı. Fatih Sultan Mehmet inanılmaz bir insan. O İstanbul’u aldığında Kayzer lakabını da kullandı. Yalnızca Padişah değildi o artık herkesin sultanıydı.

Fatihi bizlere sadece kılıcı ile tanıtmak isteyenlere sadece şunu anlatmak yeterim: Bir günde 70 bin Boşnak iman ediyor. Bir günde bir konuşmasıyla Boşnakları Müslüman olmasına sebep olan kişiydi. Biliyorsunuz Bosna’da Fatih’i karşılamaya 90 bin kişi toplanıyor ve buraya gelen Boşnaklardan 70 bini oracıkta iman ediyorlar. Bu acayip bir şeydir. İman etmeyenlerden bunu anlamasını istemek de olmuyor. Boşnaklar onu davet ettikten sonra Fatih Sultan Mehmet bir yıl bekletiyor ve oraya gittiğinde Boşnakça konuşmaya başlıyor. Yani Boşnakçayı öğrenerek gidiyor ve o 90 bin kişiye Boşnakça sesleniyor. İşte gerçek iman damgası budur. Siz düşünün o insanlar ilk ramazanı nasıl kutladıklarını bir düşünün.

İşte bu iman çok başka bambaşka bir şeydir. Olaylara imam penceresinden bakmak bambaşka bir şeydir. İşte bu Fatih olabilmek gibi bir şeydir. Bu olayın tarihte gerçek bir iman damgasıdır ve bugün sizler o insanların ramazanı nasıl kutladıklarını bir düşünün. Düşünebilirseniz…

SORU: GENÇLER İLE İLGİLİ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Bu günkü gençlerimiz bu gün her şeyi maddiyata bağlamışlar ve eğer biz zengin olursak daha çok şükredenlerden oluruz diye düşünüyorlar. İnanın bunun onunla hiçbir alakası yoktur.

Huzurun sahibi KALP’tir. Nefis değildir. Kazancın helali önemlidir, haramdan kar olmaz, haramdan hiç kimse adam da olamaz. Nesillerini yok ediyorlar farkında değiller. Kendi kendine yapıyorlar farkında bile değiller. Sadece bizim değil tüm dünyada problemler var ekonomi kötü ve sancılı geçiyor. Afrika’ya göre çok az Almanya’ya göre fazla. En kritik zaman aşıldı dünya tarihi değişiyor. Dünya yeniden yapılanıyor, önümüzde 10 yıl içerisinde çok devletler yok olup gidecek bunları iyi görelim kendimizi hazırlayalım. Dünya’da yeni sistem dünyayı köle olmaya hazırlıyor. Bu prangadan kurtulamayan ulus devletlerin sonu diyebiliriz.

İmanın kime ne zaman verileceği insanın gayreti ile beraber Allahın rahmetidir. İşte bu gün bunun farkına varamaz isek bizler dünyayı yine arkasından bakmak zorunda kalırız.

Gençlerimize asıl şunu anlatmak isterim: Batı akılla karar verir onlar için akıl padişahtır son sözü o söyler. Bizde Türklerde padişah kalptir, akıl ise onun veziridir. Dinin ahlakın süzgecinden geçmeyen en akıllı adam karar verse bile eğer o süzgeçten geçmediyse pekâlâ katil de olabilir, pekâlâ namussuz da olabilir, pekâlâ hırsız da olabilir. Hatta bunları yalancı elekten geçiriyorsa yine aynı şeyler olur. Hani ben imanlıyım deyip de imansızca davranıyorsa, artık günümüzde bu moda oldu.

+

SORU: TÜRKLERİN ORTAK NOKTASI NEDİR?

Bizim hepimizin ortak noktamız Osmanlı şimdi T.C. Ortak noktamız Osmanlı, tespihin imamesidir. Bunu iyi kavrayınız bu imameye bu sefer dağılmamalı bu sefer bu imameye birlik ve beraberliğe davet ediyor. Türk Dünyasını ve İslam dünyasını bir araya getirdi. Afrika’ya tüm mazlumları bir araya getiriyor.

Bu gün Türkiye Cumhuriyeti ayağı kalktı, imamiye imamiyelik görevini yapmaya başladı. Bizler hep geri çekildik, Türkiye biz Bulgaristan Türklerine göç almaktan başka bir şey yapmadı. Şu ana kadar oturdunuz her masada kaybetmek için oturduk. Türkiye ilk defa masa kuruyor kazanmak için, artık kendisi strateji üretiyor, teknolojide dünya ile savaşıyor, sahada kendini gösteriyor ve kazanıyor. Daha ne yapsın…  Halk özellikle gençler hemen ekonomik getirisi anında olmasını bekliyor. Evet, Türkiye zenginleşecek ve bu çok kısa bir zamanda olacak. İşte en büyük sınav aslında bundan sonra başlayacak. İnsanlar bu zenginliği zannediyorlar ki kendilerine huzur getirecektir.

Bu zenginlik çok büyük bir tehdit de olabilir. Dikkkaaat

Bakın bu gün TV lere her türlü kötü algı işleniyor. Diyeceksin ki hiç iyi bir şey olmuyor bu ülkede. Negatif haberler hepsinde. Bunlar hepsi bir merkezden yönetiliyor bunu iyi görelim bu sefer yanlış yapma hakkımız yok. 300 yıldır bu zaman bekleniyordu zaman geldi dikkat edelim. Herkes kendi yaptığı işin dünyada en iyi olması için yapmalıdır.

Evet, Bulgaristan’da da bizlere vura vura öğretiler benliğimizi. Sultan Abdulhamit en sıkıntılı döneminde ihanetin kol gezdiği sarayın her odasında ihanetin dolaştığı dönemde Abdulhamit Anadolu’dan saf çocuklar aradı parayla satın alınamayacak çocuklar istedi. İşte bu gün o dönemlerdeyiz. Bizlere gerçekleri öğretmediler, hep yanlışlarla büyüdük. Bu gün Bulgarlar da diyorlar eğer başka biri olsaydı biz Bulgarlar ne inancımız ne kimliğimizi bu güne kadar muhafaza edemezdik diye. Bizler onlarla işbirliğine gitmeliyiz. İmanı olan Hıristiyan da olsa birlikte hareket etme yolları bulmalıyız. Aslında Osmanlı Balkanlara geçmeseydi belki de hiçbir Ortodoks buralarda kalmayacaktı. Bunları iyi öğrenmeli ve öğretmeliyiz.

Burada en önemli nokta iman yönüdür. Yoksa hiç birinin bir anlamı yoktur.

Hani ne diyorlar; Eğer bir kişide iman varsa 1 yaz diyor, Ahlaklıysa yanına bir sıfır yaz diyor. Ve devam ediyor şöyleyse yanına bir sıfır daha koy. Amma eğer o iman giderse o 1 kaldırdığında sadece sıfırlar kalıyor. O sıfırlar da hiçbir işe yapmıyor. İstediğin kadar eğitimli, dürüst çalışkan da olsa hiçbir anlamı yok. Mesele cevheri kaybetmemek yoksa bu devletin zenginleşmesi kendi başına hiçbir şey çözmeyecek. Devletin insanlığın huzur bulabilmesi için kalbin huzur bulması lazım beyin huzur bulmaz. Kalp huzur bulursa bütün vücut organize olarak huzur bulur. İnsanlarımız zaten hep burada karıştırıyorlar.

+

SORU: SON OLARAK NE SÖYLEMEK İSTERSİNİZ?

Bu gün Türk askeri, Mehmetçiklerimiz PENÇE HAREKETİ yapan Allah ordumuzu muvaffak eylesin. Askerlerimizin ayağına taş değmesin. Allah, bizlere şehit cenaze namazları değil şükür namazları kılmayı nasip eylesin. Bu gün savaşlara bir bakınız Türkiye’de Hendek savaşları dünyaya örnektir. Dünyada bunu yapan başka bir ordu yok. Türk askeri ine ile kuyu kazarcasına yaptı hiçbir sivile zarar vermeden. İşte bunları sadece aklı olan görebiliyor. Bizim Türk Askeri sadece Suriye’de 3 askeri harekât yaptık bir tek sivil öldürmedik. Bu muhteşem bir olaydır, bunun benzeri dünyada yok. Dünyada böyle bir ordu yok.

Hendek olaylarında 500 civarında şehit verdik. Neden Niçin Soran var mı?

Mazlumlara, sivillere zarar vermemek için. İşte bu sebepten dolayı Türk askeri dünyanın her yerinde üniforması ile rahat dolaşabiliyor. Afganistan’da ABD askerleri gibi korkarak değil Türk askeri gururla o üniformaları ile Afganistan’da da Suriye’de de, Libya Afrika ve her yerde gururla dolaşıyor.

Savaşları da kendi Türk askeri üniforması ile yaptı. Bakın Amerika Bağdat’ı yıktı birçok şehri bombaladı, bu gün Rusya Ukrayna’yı bombalıyor ve oraları dümdüz ediyorlar. Fakat bizim Türk Askerimiz Zeytin dalı, Fırat kalkanı, Elbab, Azez şu anda kontrolümüzde olan şehirler hepsi ayakta duruyor. İnsanlar’da binalar’da yerinde bizler hayat götürüyoruz ölüm değil. Bu gün İftarlarımızı yapıyoruz şükür ki hala daha huzur içerisinde kendi ülkemizin içerisinde kah az kah çok ama huzur içerisinde şu iftarlarımızı yapıyoruz. Şükür ki onun bunun kapısında değil kendi vatanımızdayız. Böyle tehlikeli bir dönemde, dünyayı bir eşkıya grubunun ele geçirmeye çalıştığı bir dönemdeyiz. Karadeniz’de başlayarak Balkanlara doğru akacak huzursuzluk bekleniyor. Görüyorsunuz birileri çıktı mayın dedi ertesi günü 400 mayın oldu. Çocuk gibi aklımızla dalga geçiyorlar. Balkanlar barut fıçısı yakında patlayabilir, Bu iftarımızda Allah bereketini bol eylesin. Türkiye’mizin kaynaklarını hep çoğalsın. Bizler çalışıp evlatlarımızın önünde yeni kapılar açmaya devam edeceğiz. Tuttuğumuz oruçlar Allah katında kabul olsun. Hayırlı iftarlar dilerim.

SAYGILARIMLA,               

                       

Paylaş:
Share

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

six + 13 =