Ankara bu günlerde bir festivalin değil, bir milletin ortak ruhunun ev sahipliğini yapıyor. Türk Dünyası 10. Belgesel Film Festivali, bu yıl da yalnızca sinemayı değil; birlik, kültür ve dayanışmayı sahnesine taşıdı. Bu büyük buluşmada yerini alan kurumlardan biri de BULTÜRK Derneği oldu.
BULTÜRK —yani Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneği— bu festivalde yalnızca bir katılımcı değil; tarihsel hafızanın taşıyıcısı olarak sahnede yer aldı. Derneğin festivalde bulunması, sınırların ötesine taşan bir kültür birliğinin güçlü bir işareti niteliğinde.
Bir Festivalden Fazlası
Ankara Kent Konseyi’nde düzenlenen basın toplantısında festivalin ana mesajı netti: “Sinemayla bir araya gelen Türk dünyası, ortak geleceğini birlikte inşa ediyor.”
Türk Dünyası Gazeteciler Federasyonu’nun öncülüğünde, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü, TİKA, Türk Dünyası Belediyeler Birliği, Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı’nın desteğiyle bu yıl onuncusu düzenlenen festival; bir kültür şölenine dönüştü.
BULTÜRK Derneği, bu anlamlı etkinlikte Türk kimliğinin ve kültürünün korunmasına yönelik çabalarıyla öne çıktı. Bulgaristan Türklerinin yaşanmışlıkları, belgesellerde hayat bulurken, dernek de bu hikâyelere canlı bir tanıklık sundu.
223 Film, Tek Bir Duygu
Bu yıl festivale Türk dünyasının dört bir yanından 223 film başvurdu. Temaya uygun 146 film uzun, kısa ve öğrenci kategorilerinde yarışıyor. BULTÜRK Derneği’nin varlığı, bu çeşitliliğe Balkanlar’dan güçlü bir sesin de eklendiği anlamına geliyor.
Festivalin ilk gösterimleri Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi ve Ankara Kent Konseyinde gerçekleştirilecek. Jüriler, finalist filmler arasından en iyileri seçecek.
Ve elbette büyük gece…
24 Ekim 2025’teki Gala ve Ödül Töreni’nde kazananlar açıklanacak. Gecede ayrıca T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Çinî Sanatçısı Almula İdil Kılıç sergisi ve 10. Belgesel Film Afiş Yarışması sergisi sanatseverlerle buluşacak.
Birlik, Duygu ve Hafıza
BULTÜRK Derneği’nin bu festivalde yer alması, yalnızca bir katılım değil; bir kimliğin, bir kültürün ve bir mücadelenin görünür olması anlamına geliyor. Yıllardır Bulgaristan’daki Türk toplumunun sesi olan dernek, bu kez sinemanın evrensel diliyle tüm Türk dünyasına sesleniyor.
Sahnenin bir köşesinde bir yönetmen, bir başka köşesinde bir kültür temsilcisi… Ve ortasında koca bir hikâye…
Bu festivalde kazanan sadece bir film değil; aynı tarihi, aynı dili ve aynı yüreği paylaşan bir milletin ortak sesi olacak.
Ve perde açıldığında…
BULTÜRK’ün hikâyesi de o büyük anlatının içinde yerini çoktan almış olacak.

