Celladının İsmiyle Efendilik Taslayanlar: Siz Kimin Uşağısınız?

Rafet ULUTÜRK

Biri size “Bulgar” dediğinde masaları yumrukluyor, damarlarınızdaki asil kandan bahsediyorsunuz ya; bırakın bu ucuz tiyatroyu. Kimse kimseyi kandırmasın. Siz, cüzdanınızda asimilasyonun mührüyle gezip, kahvehanelerde Türkçülük taslayan birer “kimlik mültecisisinize” dönüştünüz. 1984’ün tankları karşısında eğilmeyen o dev çınarın gölgesinde, bugün birer “evrak korkağı” olarak yaşıyorsunuz.

1934: Uşaklığın Genetik Mirası
Sizin bugünkü sessizliğiniz tesadüf değil, bir genetik miras. 1913’te Batı Trakya’da bayrak açan, 1920’lerde Turan cemiyetleriyle Bulgaristan’ı titreten o iradeyi 1934’te boğdular. O günden beri bu halkın içinden çıkan “aydın” kılıklı uşaklar, Bulgarların “Türk görünümlü komiserleri” oldu.

Kendi diline düşman, efendisinin diline hayran, “İyi Bulgarca konuşuyorum” diye kasılan o asimile aydınlar, bugün halkın başına çöken o karanlığın mimarlarıdır. Onlar 1934’ten beri Bulgar’ın uçağı, Türk’ün ise celladı oldular. Ve siz, hâlâ onların sofrasında kırıntı toplamak için takla atıyorsunuz.

Belene’nin Kemiklerini Sızlatan “Oligark” Sevdası
En büyük ihanetiniz ise Belene’de yatanlara. O soğuk hücrelerde, “Adımı değiştirmem” dediği için kemikleri kırılan adamların kemikleri, bugün sizin yüzünüzden sızlıyor. Belene’de işkence görüp de bugün kendi celladının partisine sığmanan, “Türk Partisi”nin başına oturan Bulgar oligarka secde eden bir zihniyetin Türkçülüğü ancak bir “şov” malzemesi olur.

Bir tarafta Belene’nin davası, diğer tarafta Bulgar oligarkın cebinden çıkan talimatlar… Ve bu halk, istifa etmeyi bile beceremeyen o zavallı temsilcilerin peşinden gitmeye devam ediyor. İstifa yok, itiraz yok, haysiyetli bir duruş yok! Sadece bir eli yağda bir eli balda olan eski komünist ajanlarla saf tutan bir kitle var.

Pasaporttaki İsim: Satılık Bir Kimlik
Söyleyin bakalım; Türkiye kayıtlarında hâlâ o iğrenç Bulgar isimlerini neden taşıyorsunuz? “Zahmetli” mi? Hayır, siz o isimleri Avrupa kapılarında “vize konforu” olsun diye taşıyorsunuz. Kimliğinizi, onurunuzu ve ecdadınızın çektiği acıyı, bir Avrupa seyahatinin rahatlığına sattınız.

Seçim listelerinde isminiz “İvan”, “Petar” diye geçerken sesiniz çıkmıyor; ama biri yüzünüze “Bulgar” deyince zıplıyorsunuz. Neden zıplıyorsunuz? Adam sizin devletin resmi belgesinde yazan adınızı okuyor. Siz kendi isminizi geri alamayacak kadar acizseniz, başkasına milliyetçilik dersi veremezsiniz.

Sonuç: Ya Temizlenin Ya da Susun!
Bugün aydınlarınız Bulgar uçağı olmuş, liderleriniz Bulgar ajanı çıkmış, pasaportlarınız asimilasyonun belgesi olmuş… Siz hâlâ “Biz kimiz?” diye mi soruyorsunuz? Ben söyleyeyim: Siz, celladının verdiği etiketi konfor için taşıyan, mirasını bir dilekçeye feda eden, hafızasını kaybetmiş bir kitlesiniz.

1989’da kadınların başlattığı o devrimi, bugün oligarkların sofrasında meze ettiniz. Torunlarınıza bırakacağınız tek miras, “Bir vize uğruna isminden vazgeçen dede” utancı olacak.

Şimdi o aynaya bir daha bakın: Orada gördüğünüz kişi bir Türk mü, yoksa 1934’ten beri Bulgar’ın kucağında büyütülen o uşaklık geleneğinin son halkası mı? Kararınızı verin ve artık susun. Çünkü isimsizlerin, davası olmaz!

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

5 × 2 =