Rafet ULUTÜRK
Hayat tuhaf bir yolculuk…
Kimi zaman güven duyar, kimi zaman kırılırsın.
Malına güvendin; bitti.
İnsanlara güvendin; sattı.
Aklına güvendin; saptı.
Makamına güvendin; battın…
Ne varsa elde tutmaya çalıştığın, avuçlarının arasından kayıp gitti bir bir.
Çünkü dünya, sana ait olmayanlarla seni sınar.
Ve çoğu zaman en güvendiğin yerden alırsın en büyük darbeyi.
Ama bir şey var ki asla değişmez:
İyilik.
Ve iyilik denince, bir çocuğun gözlerinde parlayan o ışık vardır ya…
İşte o, dünyanın en kıymetli hazinesidir.
Bir çocuğu sevindirmek, bir insanın kalbine dokunmaktır.
Bir çocuğun gülüşüyle yıkanır yüreğin, günahların silinir belki de.
Bazısı altın biriktirir, biz tebessüm biriktirelim.
Bazısı yüksek binalar diker, biz çocuk kalplerine köprüler kuralım.
Çünkü iyilik sadakadır.
Çünkü iyilik, kaybolmaz, silinmez.
Bir çocuğun kalbine düşen sevinç tohumu, bir gün bütün insanlığı yeşertebilir.
Ama yine de unutma…
İyilik de tek başına yetmez eğer kalbinde bir adres yoksa.
Ve o adres, yalnızca Allah olmalı.
Zira mal biter, insan terk eder, akıl yanılır, makam kaybolur.
Ama Allah;
Ne terk eder,
Ne unutur,
Ne saptırır,
Ne de seni yüzüstü bırakır.
O’na yaslanan, yıkılmaz.
O’na dayanan, kaybolmaz.
O’na güvenen; sapmaz, batmaz, düşmez…
Bu dünya bir imtihansa, en büyük cevabı iyilikle ve imanla veririz.
Ve en güzel cevap, bir çocuğun yüreğine umut ekmektir.
En sağlam dayanak, Allah’a tam teslimiyettir.
Bugün bir çocuğu sevindir,
Ve Allah’a sımsıkı sarıl…
Çünkü dünya dönüyor olabilir,
Ama seni ayakta tutan; iyiliğin ve inancındır.