IV. ULUSLARARASI TÜRK VE DÜNYA KADIN ARAŞTIRMALARI KONGRESİ BULTÜRK DERNEĞİ ÖNCÜLÜĞÜNDE YAPILDI

Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneği (BULTÜRK) ev sahipliğinde; Gaziantep Üniversitesi Atatürk ilkeleri ve İnkılap Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi ve Türk Dünyası Kadın Araştırmaları Dergisi iş birliğinde “IV. Uluslararası Türk ve Dünya Kadın Araştırmaları Kongresi” Bayrampaşa Belediyesi Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Dijital platform ve yüz yüze gerçekleştirilen kongreye dünyanın farklı ülkelerinden (23 Ülke) çok sayıda araştırmacı, akademisyen ve bilim insanları araştırmalarıyla katılırken ayrıca Bayrampaşa Belediye Başkan Yardımcısı Mesut ONAT, dinleyiciler, STK Temsilcileri katıldılar.

Program Saygı Duruşu ve İstiklal Marşının ardından Kongre Başkanı Doç. Dr. Ayşe ERKMEN’ in açılış konuşmaları ile başladı.

Renkli Katılım: Sınırları Aşan Evrensel Nitelikteki Bir İnsanlık Meselesi

Erkmen konuşmasında özetle; “Bugün bu bilimsel geleneğin dördüncüsünü, medeniyetlerin kesişim noktası olan İstanbul’da düzenliyoruz. Her seferinde kongreye ilgi artarak devam etmektedir. Bu bizim için büyük bir mutluluktur. Kongremize gösterilen ilgi, beklentilerimizin çok ötesinegeçmiştir. Nitekim, kongreye 23 farklı ülkeden toplam 155 başvuru yapılmıştır. Gerçekleştirilen titiz bilimsel değerlendirme sürecinin ardından, bu başvurulardan 95 nitelikli çalışma kongre programına dahil edilmiştir. Katılımcılarımızın coğrafi dağılımına baktığımızda ise; İsviçre’den Çin’e, İsveç’ten Birleşik Arap Emirlikleri’ne ve Brezilya’dan Rusya’ya uzanan geniş bir coğrafi yelpazedenakademisyenlerin katılım sağladığını görmekteyiz.Bu renkli katılım, kadın sorunu ve kadın konulu araştırmaların sınırları aşan evrensel nitelikteki bir insanlık meselesi olduğunu bir kez daha güçlü bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu coğrafi katılım çeşitliliği, bizlere kapsayıcı, çok boyutlu ve çözüm odaklı bir akademik tartışma zemini sunacaktır. Zira, kadın araştırmaları sadece geçmişteki sorunları incelemekle kalmaz; aksine, toplumsal cinsiyetin tüm boyutlarını analitik bir çerçevede ele alarak, daha adil, daha kapsayıcı ve daha sürdürülebilir bir toplum düzeninin inşasına doğrudan bilimsel zemin oluşturur. Özellikle kadının toplum içindeki konumu ve rolüne baktığımızda; kadınlar, sosyal, kültürel ve ekonomik yaşamın her aşamasında toplumların gelişimini belirleyen temel aktörlerdir. Bu nedenle kadınların güçlenmesi, bireysel bir kazanımın ötesinde, toplumun bütününü etkileyen stratejik bir gerekliliktir. Unutmamalıyız ki güçlü ve mutlu kadın, güçlü ve mutlu aile, güçlü ve mutlu toplum demektir. Bu düşünceden hareketle, kadın konulu bu kongre, kadın-erkek eşitliğini güçlendirmeye yönelik akademik çabaları desteklemek, kadınların eğitimden istihdama, siyasetten sanata kadar uzanan geniş bir yelpazede görünürlüğünü ve temsil gücünü artırmalarına katkı sağlamak açısından çok önemli bir fırsat sunmaktadır. Bu kongrede, sorunları bilimsel temelde analiz ederek, çözüm odaklı yaklaşımlar geliştirileceğine ve bu yönde sağlam temeller oluşturacağına yürekten inanıyorum.Bu kongrenin düzenlenmesinde emeği geçenlerden, özellikle; bu değerli organizasyonda bizleri bir araya getiren saygıdeğer meslektaşım Doktor Zhuldyz SAKHI’ ye teşekkür etmeyi borç bilirim. Bununla birlikte, Balıkesir Üniversitesi’nden Doç. Dr. Yonca Altındal’a,Arel Üniversitesi’nden Doç. Dr. Kübra Şahin ÇEKEN’e, Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuarı’ndan Ecem Tuğçe AKBULUT’a, Kanun sanatçısı Ahmet Furkan DUYAR’ave Kültür ve Turizm Bakanlığı Türk Dünyası Müzik Topluluğu sanatçısı Lezzet MÜLAZIMOĞLU’na kıymetli katkıları için en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca,Kongremizin düzenlenmesine katkı sağlayan Bulgaristan Türkleri Derneği Başkanı ile Kongremize ev sahipliği yaparak bu bilimsel buluşmanıngerçekleşmesine imkân tanıyan Bayrampaşa Belediye Başkanı’na ayrı ayrı teşekkürlerimi sunuyorum. Nihayetinde çevrim içi veya yüz yüze katılım sağlayarak değerli çalışmalarını bizlerle paylaşan tüm bilim insanlarına teşekkür ediyorum”.  

Kongreye Katılım Yoğundu: Kongreye Katılım Sağlayan Ülkeler

Arnavutluk, Romanya, Kosova, Hırvatistan, İsviçre, İsveç, Brezilya, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkiye, Rusya, Çin, Malezya, Nijerya, İran, Pakistan, Hindistan, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan.

BULTÜRK Sadece Bir Diaspora ve Tabela Derneği Değildir

Kongrenin sunuculuğunu yapan BULTÜRK Derneği Genel Sekreteri Aysu AKBAŞ, BULTÜRK Derneği hakkında kısa bilgi verdi. Akbaş; “BULTÜRK’ÜN yalnızca bir diaspora derneği olmanın ötesine geçen köklü ve onurlu mücadele verdiğini, kurulduğu günden bu yana BULTÜRK’ÜN Bulgaristan Türklerinin hak, temsil ve kimlik mücadelesinde öncü adımlar attığını, aynı zamanda Türk dünyasının ortak hafızasını güçlendiren çalışmalarla uluslararası ölçekte bir etki alanı oluşturduğuna değindi. Akbaş konuşmasının devamında;  “2011 yılında Bulgaristan tarihinde ilk kez Türk Cumhurbaşkanı adayı çıkararak demokratik temsil yolunda tarihi bir ilke imza attığını, Dünya Türk Gençler Birliği çatısı altında gençlerin dayanışmasına ve küresel ölçekte görünürlüğüne katkı sağladığını, 2013 yılında kurulan Bulgaristan Stratejik Araştırmalar Merkezi (BGSAM) ile 180’i aşkın bilimsel eseri ortaya koyarak araştırma, arşiv ve fikir üretimi alanında güçlü bir kurumsal hafıza oluşturduğunu, yine 2013 yılında Bulgaristan Parlamentosunu resmi olarak ziyaret eden ilk Türk Derneği unvanını aldığını, böylece hem toplumumuzu hem de ülkemizi en üst düzeyde temsil ettiğini” ifade etti.

Ardından kongreye ev sahipliği yapan Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneği Genel Başkanı Rafet ULUTÜRK bir konuşma yaptı.

Güçlü ve Mutlu Kadın: Güçlü ve Mutlu Aile; Güçlü ve Mutlu Aile İse Güçlü ve Mutlu Toplum

Ulutürk konuşmasında özetle; “4. Uluslararası Türk ve Dünya Kadın Araştırmaları Kongresi, 12–14 Aralık 2025 tarihleri arasında İstanbul’da, Bayrampaşa Belediyesi Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezi’nin ev sahipliğinde kapılarını açtı. Türk Dünyası Kadın Araştırmaları Dergisi, BULTÜRK Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneği Başkanlığı, Gaziantep Üniversitesi AİİTAUM ve Bayrampaşa Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen kongre, kadın çalışmaları alanında uluslararası ölçekte önemli bir akademik buluşmaya sahne oluyor. Kazakistan’da başlayan, Azerbaycan ve Erzurum’da (Atatürk Üniversitesi katkılarıyla) devam eden bilimsel geleneğin dördüncü halkası olan kongre, bu yıl medeniyetlerin kesişim noktası İstanbul’da gerçekleştiriliyor. Her yıl artan ilgi, kongrenin akademik etki alanını ve uluslararası görünürlüğünü daha da güçlendiriyor. Kongrede; toplumsal cinsiyet eşitliği, kadınların eğitim, istihdam, siyaset ve sanat alanlarındaki temsili, kültürel ve tarihsel perspektifler ile güncel sorunlara çözüm odaklı yaklaşımlar çok boyutlu bir çerçevede ele alınıyor. Akademik tartışmaların, yalnızca sorun tespitiyle sınırlı kalmayıp daha kapsayıcı ve sürdürülebilir bir toplum düzenine katkı sunması hedefleniyor. “Güçlü ve mutlu kadın, güçlü ve mutlu aile; güçlü ve mutlu aile ise güçlü ve mutlu toplum demektir” anlayışıyla düzenlenen kongre, kadın-erkek eşitliğini güçlendirmeye yönelik akademik çabaları desteklemeyi ve disiplinler arası iş birliklerini artırmayı amaçlıyor.” BULTÜRK Genel Başkanı Rafet Ulutürk konuşmasının sonunda; “Kongrenin hayata geçirilmesinde önemli rol üstlenen Dr. Zhuldyz Sakhi’ye; Balıkesir Üniversitesi’nden Doç. Dr. Yonca Altındal’a, Arel Üniversitesi’nden Doç. Dr. Kübra Şahin Çeken’e, Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuarı’ndan Ecem Tuğçe Akbulut’a, Kanun sanatçısı Ahmet Furkan Duyar’ave Kültür ve Turizm Bakanlığı Türk Dünyası Müzik Topluluğu sanatçısı Lezzet Mülazımoğlu’na, ayrıca kongreye ev sahipliği yapan Bayrampaşa Belediye Başkanı İbrahim Akın’a desteklerinden dolayı teşekkür etti”.

Rafet Ulutürk’ün konuşmasından sonra kürsüye Bayrampaşa Belediye Başkan Yardımcısı Mesut ONAT geldi.

Fıtrata Uygun Uygulamalar: Gerek Kadını Gerek Erkeği Daha Mutlu Edecektir

ONAT yaptığı konuşmada özetle; “Bayrampaşa Belediye Başkanı İbrahim Akın’ın selamlarını getirdim. 2025 yılı Cumhurbaşkanımız tarafından aile yılı ilan edilmiştir. Bu yönüyle Sayın Cumhurbaşkanımıza aileye verdiği önemden dolayı huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Aile olmadan toplum ayakta duramaz. Dolayısıyla kadının en önemli rolü ailedeki rolüdür. Fıtrata uygun davranmamız gerekir. Bunu özellikle burada vurgulamak isterim. Kadına yaratılışı ve fıtratı dışında roller biçmek yaratılışa aykırı olacaktır. Bu durum ise hem kadını hem de aileyi huzursuz edecektir. O nedenle kadın ve erkek birbirini tamamlayıcı ve birbirinden ayrılmaz iki varlıktır. Fıtratı gereği rolleri birbirlerinden farklıdır. Fıtrata uygun uygulamalar gerek kadını gerek erkeği daha mutlu edeceğini iddia etmek, eşitlik ve kadın hakkı iddiasıyla kadının fıtratının yok sayılması doğru değildir. Kongreyi bilimsel çalışmaları önemsiyoruz. Bu mekânları bu tür etkinlikler için her zaman açacağız. Kongreyi düzenleyen, katkı sunan herkese teşekkür ediyorum” dedi.

Güçlü Olmak: Ekonomik, Psikolojik, Toplumsal ve Kolektif Güçlenme

Bu konuşmaların ardından ilk olarak Balıkesir Üniversitesinden Doç.Dr. Yonca ALTINDAL “İktisadi Yaşamda Kadın Olarak Zorlu Yolları Aşmak” başlıklı bir konuşma yaptı. Konuşmasında özetle; “Kadın girişimciliği çok önemli bir kavram. Çünkü kadınların iş ve aile yaşamının uyumlaştırılması bizim için çok değerli. Kadınların hem aile rolü için mutlu olması hem bunun dışında toplumda arzu edilen rollerin de çalışma hayatı içerisinde sayılarının niteliklerinin artmasıyla birlikte biz holistik yani bütüncül bir çerçeveden bakabiliriz. Ancak bu şekilde toplumsal, kültürel bir şekilde adil bir yönetimden bahsedebiliriz. Eğer kadın girişimciyseniz ekonominin önemli bir öznesi olabiliyorsunuz. Hem devlette hem özel sektörde çalışan bunun için çok yoğun çabalar gösteren kadınlarımız da annelerimiz var. Ancak kadın girişimci olmanın da çeşitli zorlukları var. Çünkü daha önceden süre çok uzun, kadının yeterli bütçesi yok. Yeterli belki izin alamıyor. Çocukları küçük ve iş hayatına atılamıyor veya iş hayatının çeşitli zorlukları karşısında. Mesela özel sektörde çalışıyor ama çocuklarını büyütmek için işi bırakmak zorunda olabiliyor. Ama kadın girişimci olmak işi kendiniz organize ettiğiniz için dolayısıyla iş ve aile yaşamının uyumlaştırılması da çok da önemli bir kavram. Ve gittikçe sayı artıyor ve son verilere baktığımızda %34,6’ya kadar çıkmış bu oran da. Ama buna karşılık da olumsuz bir tablo da var. Bu da kayıt dışı ekonomideki kadın çalışanlar. Bu da 1970 sonrasındaki petrol krizinin sonrasında o Fordist üretimin geçici olması, kayıt dışı olması, o taşeron ve taşeronlukla ilişkilendiren bir alanda da kadın emeği maalesef ve çocuk emeği büyük oranda yer almakta. Ümidim o ki bu oranın düşmesi ve kadınların ailenin temel nüvelerinden birisi olarak hem çocuğun yetiştirebilmesine hem toplumdaki katkıdan dolayı güçlenen bir pozisyonda olması bir ilerlemedir. Güçlenme kavramı acaba ne demektir? Sürdürülebilirlik. Güçlenme dört ayaklı bir kavram. Kavram ilk önce bize ekonomik güçlenme olarak geliyor. Peki bu sosyolojik olarak ekonomik güçlenme acaba nereye tekabül ediyor? Ve paranın kontrolüyle ilgili. Para kazanan, evin içinde çocukların ihtiyacı, evin temel ihtiyaçlarını belirleyebilen ya da söz sahibi olabilmek. Bir iş yerinin sahibi olmak. Daha sonra psikolojik güçlenme, kendini güvende hissetmek. İnsanlara faydalı olmaktan dolayı var olduğunun farkında olmak. Üçüncüsü toplumsal güçlenme. Sosyal itibar kazanmak. Sosyal itibarla birlikte bir bununla ilgili bir popülerlik, popülerlikten kaynaklı tanınabilirlik de önemli. Ve dördüncüsü de kolektif güçlenme. Yani birbirimizle dayanışma, bu sayının ve niteliğin artması. Dolayısıyla bu sayıların artmasıyla birlikte niteliğin, emeğin, kadın emeğinin iş yaşamıyla birlikte uyumlaştırılması aslında ta ilk konuşmamın cümlesinden baktığımızda sanayi devrimiyle başlayan ve toplumsal hayattaki ekonomi gücünün gittikçe geliştiğine dair bize olumlu bir fotoğraf da geliştiriyor. Gerçekten gelişmiş bir ülke olabilmek için de kadınların aile yaşamıyla birlikte toplumsal hayat içerisinde ekonominin her alanında kamusal alanda, kamusalın kamu ve özel sektörün de girişimcilik alanında önemli kişilerin imza atabileceği ve bunun için hem birbirimize desteğin hem hiçbir cinsiyet ve sınıf ayırt etmeksizin hep birlikte yapabileceğimiz hem ailemizi daha iyi nesiller yetiştirebileceğimiz 1923’te kurulan Cumhuriyet’le birlikte aslında kadınların kamusal hayatı da başlayan sürecinin bir de daha önceki hayatına baktığımızda özellikle geç Osmanlı dönemi ile birlikte kadınların çalışma hayatına katıldığını biliyor muyuz acaba?  Tabii biraz daha düşünmemiz gerekir. Özellikle geç Osmanlı döneminde kadınların terzilik, hemşirelik gibi alanlar ya da savaş dönemlerinde vazgeçilmez önemleri var. Bunlar daha sonra Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte daha kurumsallık kazanıyor ve günümüze kadar şekilleniyor. Sosyal devlet politikalarının, liberal politikaların, neoliberal politikaların günümüze kadar evrilen şekilde aslında kadınıyla erkeğiyle ailenin vazgeçilmez birliği, sağlıklı çocuklar ve gençler yetiştirebilmemiz için, iktisadi hayatta karşılaştığımız zorlukları hep birlikte yenebilmemiz için hem toplumsal hem kültürel inşalarda hep beraber güçlenebileceğimiz için ben olumlu bir fotoğraf olduğunu düşünüyorum” dedi.

Nefis Müzik Ziyafeti: Gönüller Coştu

Sonra Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı öğretim görevlisi Ecem Tuğçe Akbulut, Kanun sanatçısı Ahmet Furkan Duyar’ave Kültür ve Turizm Bakanlığı Türk Dünyası Müzik Topluluğu sanatçısı Lezzet Mülazımoğlu kongreye katılanlara nefis bir müzik ziyafeti sundular. Kanun, Keman ve Tambur;” Uzun İnce Bir Yoldayım, Çırpınırdı Karadeniz ve Bülbülüm Altın Kafeste” gibi sevilen parçaları seslendiren sanatçılar katılımcılardan büyük alkış aldı.

 Karma Sergi Büyüleyiciydi

Müzik ziyafetinin ardından Arel Üniversitesi Küratörü Doç. Dr. Kübra Şahin Çeken’in öncülüğünde kongre kapsamında hazırlanan “IV. Uluslararası Türk ve Dünya Kadın Araştırmaları Kongresi Ulusal Davetli Karma Sergisinin” açılışı yapıldı. Katılımcılar özenle hazırlanan sergiyi gezdiler ve çok sayıda güzel eserin yer aldığı sergi katılımcılardan büyük beğeni topladı.

Yarım saatlik kahve ve çay molası verildi. Molada; değişik ülkelerden ve üniversitelerden kongreye iştirak eden araştırmacılar ve bilim adamları birbirleriyle tanışma, konuşma ve bilimsel çalışmaları hakkında görüş alışverişinde bulunma fırsatı yakaladılar. Katılımcıların birbirleriyle samimi sohbetleri gözlerden kaçmadı.

Odalar Ayrı: Amaçlar Aynı, Sunular Farklı

Aranın ardından iki ayrı salonda bildiriler sunulmaya devam etti. Bayrampaşa Belediyesi Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezinin kafe alanındaki birinci salonda ve “Has Oda” olarak adlandırılan ikinci salonda katılımcılar bilimsel çalışmalarını, bildirilerini oturum başkanı eşliğinde sundular. Sunumların ardından kongrenin kapanışı için kafe salonda bir araya gelindi. Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneği Genel Başkan Yardımcısı ve Bulgaristan Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkan Vekili Nevzat ÖZTÜRK bir kapanış konuşması yaptı.

İslam Dünyasında Kadınla İlgili Yaşananlar Kesinlikle İslam Diniyle Alakalı Değildir.

Öztürk yaptığı konuşmada; ”Hayatın her alanında kadın vardır. Kadın kâinatın bereketi, iktisadi hayatın olmazsa olmazı, evlerin şefkati hasılı hayatımızın her şeyidir. Kadının olmadığı yerde kabalık vardır, zorbalık vardır, kalınlık vardır. Kadın bulunduğu yere değer katar, bulunduğu yeri güzelleştirir, hayata güzel bakmayı sağlar. Bugün İslam dünyasında kadınla ilgili yaşananlar kesinlikle İslam diniyle alakalı değildir. Çünkü Hz.Peygamber diri diri kız çocuklarının toprağa gömüldüğü bir ortamda kadına değer vermiş, onu yüceltmiş, “cennetin annelerin ayakları altında olduğunu” söyleyerek ona gereken kıymeti vermiştir. Çünkü Hz. Peygamberin en zor zamanlarında onu koruyup kollayan, onu gözeten ve evini açarak ona sahip çıkan, en büyük desteği veren eşi Hz. Hatice’dir. Aynı zamanda kadın neslin ve insanlığın devamını sağlayan en önemli unsurdur. Hz.Peygamberin soyu kızı Hz. Fatıma ile devam etmiştir. O Peygamber katıldığı bütün sefer ve savaşlarda dahi eşini yanından ayırmamıştır. Zor zamanlarda çıkmaza düştüğü zaman, eşinin fikrine, görüşüne başvurarak o zorluğu aşmayı başarmıştır. Bunun en güzel örneği Hudeybiye Barış Antlaşması’dır. Dolayısıyla bu kongreyi önemsediğimizi ifade etmek isterim. Ayrıca bundan sonraki dönemlerde daha geniş katılımlı kongreye öncülük etmek istediğimizi, yapılan bilimsel çalışmaları yayınlamak, eyleme geçirmek için sivil toplum örgütü olarak gayret göstereceğimizi huzurlarınızda ifade etmek isterim. Kongreyi organize eden, bilimsel araştırmalarıyla katkı sunan ya da katılarak kongreyi destekleyen herkese teşekkür eder bir başka kongrede buluşmak üzere hepinize saygılarımı sunuyorum” dedi

2 Ciltlik Kitap: Turan Kızılelma Yolunda Bir Ömür

Öztürk’ün konuşmasından sonra kongreye katılan tüm misafirlere BULTÜRK tarafından yemek ikramı yapıldı. Ayrıca BULTÜRK Genel Başkanı Rafet Ulutürk’ün Bulgaristan ve Bulgaristan Türklerinin mücadelesini konu alan 2 Ciltlik Araştırma Kitabı tüm katılımcılara hediye edildi.

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

two × 2 =