BULTÜRK Genel Başkanı Rafet Ulutürk: “Tek devlet, ortak millî vizyon, çalışan kurumlar ve bütün vatandaşlar için eşit haklar istiyoruz. Cumhurbaşkanı ile hükümet aynı hedefe yürümelidir. Aksi takdirde Bulgaristan yeniden siyasi kaosla karşı karşıya kalabilir.”
Konu: 25 Ekim 2026 Bulgaristan Cumhurbaşkanlığı Seçimleri, Türkiye’deki Bulgaristan Vatandaşlarının Beklentileri ve Bulgaristan’ın Geleceği
25 Ekim 2026 tarihinde gerçekleştirilecek Bulgaristan Cumhurbaşkanlığı seçimlerine sayılı günler kala, Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneği (BULTÜRK) Genel Başkanı Rafet Ulutürk ile Türkiye’deki seçim atmosferini, Bulgaristan Türklerinin beklentilerini, seçim sandıklarını, siyasi istikrarı ve Bulgaristan’ın geleceğini konuştuk.
Ulutürk’e göre Bulgaristan, yalnızca yeni bir cumhurbaşkanı seçmeye hazırlanmıyor. Aynı zamanda devletin yeniden işler hâle gelmesi, kurumların uyum içerisinde çalışması, toplumsal güvenin güçlendirilmesi ve Türklerle Bulgarların ortak bir gelecek inşa etmesi açısından tarihî bir dönemeçten geçiyor.
Soru 1: Sayın Ulutürk, Türkiye’de seçim kampanyası var mı? İnsanlar 25 Ekim’de Bulgaristan’da Cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacağını biliyor mu?
Rafet Ulutürk:
Evet, Türkiye’de yaşayan Bulgaristan vatandaşları 25 Ekim’de Cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacağını biliyor. Ancak bu seçimlerde geçmiş yıllardan oldukça farklı bir tabloyla karşı karşıyayız.
İlk defa Bulgaristan Türkleri arasında ciddi bir siyasi belirsizlik görüyoruz.
İnsanlar birbirlerine soruyor:
“Kime oy vereceğiz? Bizi kim dinleyecek? Haklarımızı kim koruyacak? Bulgaristan’ı kim ayağa kaldıracak?”
Geçmiş yıllarda Bulgaristan Türklerinin önemli bir bölümü, geleneksel olarak belirli siyasi partilerin yönlendirmesi doğrultusunda hareket ediyordu.
Ancak bugün bu siyasi alışkanlığın değişmeye başladığını görüyoruz.
İnsanlar artık kendi iradeleriyle karar vermek istiyor.
Bu durum ilk bakışta bir belirsizlik gibi görünse de aslında demokratik olgunlaşmanın başlangıcı olabilir.
Çünkü Bulgaristan Türkleri hiçbir siyasi partinin tapulu malı değildir.
Onlar Bulgaristan Cumhuriyeti’nin eşit vatandaşlarıdır.
Şunu da unutmamak gerekir:
Türkiye’de yaşayan Bulgaristan Türklerinin büyük bölümü doğdukları toprakları hiçbir zaman unutmadı.
Evleri orada.
Atalarının mezarları orada.
Çocukluk hatıraları orada.
Dağları, ovaları, köyleri, çeşmeleri orada.
İnsan vatanından ayrılabilir ama vatan insanın yüreğinden asla ayrılmaz.
Bu nedenle Bulgaristan’daki bütün siyasi partiler Türkiye’de yaşayan Bulgaristan vatandaşlarına aynı saygıyı göstermelidir.
Soru 2: Cumhurbaşkanı adaylarından veya siyasi temsilcilerden Türkiye’yi ziyaret edenler oldu mu?
Rafet Ulutürk:
Elimizdeki bilgilere göre dün, 17 Ekim Cumartesi günü, Korhan İsmailov ve beraberindeki bazı siyasi temsilciler Türkiye’ye geldiler.
Ben şahsen bu görüşmeye katılmadım.
Çünkü biz BULTÜRK Derneği olarak İliyana Yotova’nın cumhurbaşkanlığı adaylığını desteklediğimizi kamuoyuna daha önce açıkladık.
Ancak burada çok önemli bir soru sormak istiyorum:
Diğer Bulgar siyasi partileri nerede?
Neden Türkiye’ye gelmiyorlar?
Neden burada yaşayan Bulgaristan vatandaşlarıyla görüşmüyorlar?
Neden hâlâ Bulgaristan Türklerinin yalnızca belirli bir Türk partisinin seçmeni olduğunu düşünüyorlar?
İşte Bulgaristan siyasetinin en önemli sorunlarından biri budur.
Bazı siyasi partiler hâlâ şu anlayıştan kurtulamadılar:
“Türklerin zaten kendi partileri var. Onlarla o parti ilgilensin.”
Hayır!
Bu anlayış artık değişmelidir.
Bulgaristan Türkleri yalnızca bir partinin seçmeni değildir.
Bizler Bulgaristan Cumhuriyeti’nin vatandaşlarıyız.
Bütün siyasi partiler bizimle konuşmalıdır.
Bizim sorunlarımızı dinlemelidir.
Bizim beklentilerimizi öğrenmelidir.
Gerçek demokrasi, siyasi partilerin vatandaşları etnik kökenlerine göre ayırmayı bıraktıkları gün güçlenecektir.
Soru 3: Bu seçimlerde yurt dışında daha fazla sandık açılması insanları memnun etti mi?
Rafet Ulutürk:
Açılan her yeni sandık demokrasinin güçlenmesi açısından olumlu bir adımdır.
Ancak mesele yalnızca sandık sayısı değildir.
Asıl mesele vatandaşların oy kullanma hakkına eşit şartlarda ulaşabilmesidir.
Elimizdeki bilgilere göre İngiltere’den yaklaşık 6 bin, Türkiye’den ise 13 binin üzerinde sandık başvurusu yapılmıştır.
Bu rakamların ve iki ülkede açılan kesin sandık sayılarının Merkez Seçim Komisyonunun resmî verileriyle karşılaştırılması gerekir.
Ancak burada temel bir sorun bulunmaktadır.
Bir ülkede çok daha fazla vatandaş oy kullanmak istiyorsa neden onların sandığa erişimi daha zor olsun?
Biz İngiltere’de, Almanya’da veya Fransa’da sandık açılmasına karşı değiliz.
Tam tersine, dünyanın neresinde Bulgaristan vatandaşı varsa orada yeterli sandık bulunmasını istiyoruz.
Fakat aynı hak Türkiye’de yaşayan Bulgaristan vatandaşları için de geçerli olmalıdır.
Bir düşünün.
35 yıl önce Bulgaristan’dan ayrılmış yaşlı bir insanımız var.
Yürümekte zorlanıyor.
Belki sağlık sorunları bulunuyor.
Ama seçim günü geldiğinde kimliğini çıkarıp şöyle diyor:
“Ben de oy kullanmak istiyorum. Çünkü Bulgaristan benim de vatanım.”
Bu insan neden yüzlerce kilometre yol gitmek zorunda kalsın?
Demokrasi Londra’daki Bulgaristan vatandaşı için başka, İstanbul’daki, Bursa’daki veya İzmir’deki Bulgaristan vatandaşı için başka olmamalıdır.
Demokrasi herkes için eşit işlemelidir.
Soru 4: Seçim turizmi bekliyor musunuz?
Rafet Ulutürk:
Öncelikle “seçim turizmi” ifadesini dikkatli kullanmamız gerektiğine inanıyorum.
Türkiye’de yaşayan bir Bulgaristan vatandaşı, kendi ülkesine giderek yasal oy kullanma hakkını kullanıyorsa buna otomatik olarak seçim turizmi diyemeyiz.
Bu onun anayasal hakkıdır.
Elbette oy satın alma, baskı, usulsüzlük veya organize seçim ihlalleri varsa bunların önlenmesi gerekir.
Ancak yasal olarak oy kullanmak amacıyla seyahat eden insanları suçlamak doğru değildir.
Şunu da unutmayalım:
Bu insanların çoğu yalnızca oy kullanmaya gitmiyor.
Doğdukları köyleri ziyaret ediyor.
Anne babalarının mezarlarına gidiyor.
Akrabalarıyla görüşüyor.
Çocukluk hatıralarını yeniden yaşıyor.
İnsan doğduğu köye döndüğünde turist olmaz. İnsan kendi köklerine dönmüş olur.
Bulgaristan artık yurt dışında yaşayan vatandaşlarını bir sorun olarak değil, büyük bir insan kaynağı ve zenginlik olarak görmelidir.
Soru 5: Seçmenler ne istiyor? İstikrar mı, değişim mi?
Rafet Ulutürk:
Benim gözlemlerime göre insanlar hem istikrar hem de gerçek değişim istiyor.
Bulgaristan uzun yıllardır siyasi istikrarsızlıklarla mücadele ediyor.
Hükümetler değişiyor.
Partiler birbirleriyle mücadele ediyor.
Devlet kurumları zaman zaman siyasi çekişmelerin içine çekiliyor.
Peki bu sırada halk ne yapıyor?
Geçim derdini düşünüyor.
Çocuklarının geleceğini düşünüyor.
Gençler iş bulabilecek miyim diye endişeleniyor.
Yaşlılar emekli maaşlarıyla nasıl yaşayacaklarını düşünüyor.
Köyler boşalıyor.
Gençler yurt dışına gidiyor.
Ben buradan bütün Bulgaristan siyasetçilerine soruyorum:
Bulgaristan daha kaç yılını siyasi kavgalarda kaybedecek?
Siyasetçiler tartışırken köyler boşalıyor.
Kurumlar birbirleriyle mücadele ederken gençler ülkeyi terk ediyor.
Partiler iktidar kavgası verirken vatandaşlar geleceğe güvenlerini kaybediyor.
İşte bunun için biz BULTÜRK olarak diyoruz ki:
Bulgaristan artık ayağa kalkmalıdır!
Devletin bütün kurumları çalışmalıdır.
Ekonomi güçlenmelidir.
Yatırımlar artmalıdır.
Gençler ülkelerinde gelecek görebilmelidir.
Bulgaristan’ın ihtiyacı sürekli siyasi kavga değil, ortak bir kalkınma iradesidir.
Soru 6: Siz sık sık Bulgaristan’ın tek merkezden yönetilmesi gerektiğini söylüyorsunuz. Bununla neyi kastediyorsunuz?
Rafet Ulutürk:
Bu, Bulgaristan’ın geleceği açısından en önemli meselelerden biridir.
Biz BULTÜRK olarak Bulgaristan’ın tek bir stratejik hedef doğrultusunda yönetilmesi gerektiğine inanıyoruz.
Cumhurbaşkanı, hükümet ve parlamento ortak millî hedefler etrafında çalışmalıdır.
Cumhurbaşkanı bir yöne, başbakan başka bir yöne, parlamento üçüncü bir yöne giderse o devlet nasıl ilerleyecek?
Kim ekonomiyi geliştirecek?
Kim yatırım getirecek?
Kim gençleri ülkede tutacak?
Kim boşalan köyleri yeniden canlandıracak?
Devletin bir ortak aklı, bir ortak hedefi ve bir ortak gelecek vizyonu olmalıdır.
Biz tek merkezden yönetim derken bütün yetkilerin tek bir kişinin elinde toplanmasını kastetmiyoruz.
Bulgaristan parlamenter bir cumhuriyettir.
Kuvvetler ayrılığı ve anayasal kurumların bağımsızlığı korunmalıdır.
Ancak devletin temel kurumları birbirleriyle kavga etmek yerine ortak millî hedefler doğrultusunda hareket etmelidir.
Cumhurbaşkanı ile başbakanın aynı siyasi partiden olması şart değildir.
Fakat aynı devlet vizyonunu paylaşmaları son derece önemlidir.
Birbirleriyle sürekli çatışan kurumların ülkeyi ileri taşıması çok zordur.
Cumhurbaşkanı ile hükümet ortak bir vizyon geliştiremezse Bulgaristan yeniden siyasi kaos tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir.
Biz önümüzdeki beş yılın siyasi çekişmelerle değil, kalkınmayla geçmesini istiyoruz.
Çünkü Bulgaristan’ın artık kaybedecek zamanı kalmamıştır.
Soru 7: Cumhurbaşkanı ile başbakanın farklı siyasi görüşlerden olması sizce sorun mu?
Rafet Ulutürk:
Demokratik bir ülkede farklı siyasi görüşlerin bulunması doğaldır.
Hatta demokrasinin zenginliği de buradadır.
Ancak siyasi farklılık başka, devlet kurumlarını çalışamaz hâle getirmek başkadır.
Cumhurbaşkanı ile başbakan farklı siyasi görüşlere sahip olabilir.
Fakat ülkenin geleceği söz konusu olduğunda ortak hareket edebilmelidirler.
Devlet yönetimi kişisel hesaplaşma yeri değildir.
Devlet yönetimi millete hizmet etme makamıdır.
Bulgaristan’ın ekonomisi, güvenliği, eğitimi, dış politikası ve bölgesel kalkınması siyasi çekişmelerin kurbanı olmamalıdır.
Bizim istediğimiz budur.
Devlet, siyasi partilerin kavgasına rehin bırakılmamalıdır.
Soru 8: BULTÜRK olarak İliyana Yotova’yı neden desteklediğinizi açıkladınız. Bu kararınızın temelinde ne var?
Rafet Ulutürk:
Biz BULTÜRK olarak İliyana Yotova’nın adaylığına destek verdiğimizi kamuoyuna açıkça bildirdik.
Bu, derneğimizin kurumsal değerlendirmesidir.
Bizim için temel mesele vatandaşların eşitliği, yurt dışında yaşayan Bulgaristan vatandaşlarının seçim hakları ve devlet kurumlarının istikrarlı çalışmasıdır.
Özellikle yurt dışındaki vatandaşların oy kullanma hakkının sınırlandırılmaması bizim için son derece önemlidir.
Ancak şunu açıkça söylemek isterim:
Bizim bir aday hakkında açıkladığımız kurumsal tutum, eleştirel düşünceden vazgeçtiğimiz anlamına gelmez.
Kim cumhurbaşkanı seçilirse seçilsin, Bulgaristan Türklerinin haklarını, eğitim sorunlarını, ekonomik beklentilerini ve eşit temsil taleplerini gündemde tutmaya devam edeceğiz.
Çünkü bizim meselemiz yalnızca seçim kazanmak değildir.
Bizim meselemiz Bulgaristan’ın geleceğidir.
Ve her vatandaşın kendi siyasi kararını özgür iradesiyle vermesine saygı duyuyoruz.
Soru 9: Bulgaristan’ın bir kadın cumhurbaşkanına hazır olduğunu düşünüyor musunuz?
Rafet Ulutürk:
Elbette.
Kadınların devlet yönetiminde daha fazla sorumluluk üstlenmesini önemli buluyorum.
Bizim kültürümüzde anne çok özel bir yere sahiptir.
Anne şefkattir.
Anne sabırdır.
Anne fedakârlıktır.
Anne, ailesini en zor günlerde bile bir arada tutmaya çalışan insandır.
Bu insani değerlerin siyasette de karşılık bulması önemlidir.
Ancak bir kadın cumhurbaşkanının başarısı yalnızca kadın olmasıyla değil; bilgisi, tecrübesi, liyakati ve aldığı kararlarla değerlendirilmelidir.
Ben daha ileri bir noktaya da dikkat çekmek istiyorum.
Bir gün Bulgaristan’da Türk kökenli bir kadın cumhurbaşkanı yardımcısı neden olmasın?
Neden Türk kökenli bir kadın bakan, parlamento başkanı veya cumhurbaşkanı olmasın?
Bir insan bilgiliyse, liyakatliyse ve toplumuna hizmet etmek istiyorsa etnik kökeni onun önünde engel olmamalıdır.
Gerçek demokrasi, insanın soyadından, dilinden veya dininden önce liyakatine bakıldığı yerde başlar.
Soru 10: Türklerle Bulgarların birlikte yaşaması konusuna özellikle önem veriyorsunuz. Neden?
Rafet Ulutürk:
Çünkü Bulgaristan’ın geleceğinin anahtarı burada yatıyor.
Bunu bütün samimiyetimle söylüyorum:
Biz Türkler ve Bulgarlar birlikte yaşamayı öğrenmeliyiz. Sadece öğrenmemiz gerekmiyor, öğrenmek zorundayız!
Çünkü bizim iki ayrı vatanımız yok.
Ortak bir devletimiz var.
O devletin adı Bulgaristan’dır.
Yüzyıllar boyunca Türkler ve Bulgarlar aynı köylerde, aynı şehirlerde yaşadılar.
Aynı tarlalarda çalıştılar.
Aynı sokaklarda yürüdüler.
Birbirlerinin sevinçlerini ve acılarını paylaştılar.
Elbette tarihimizde çok acı dönemler de yaşandı.
Ben de isim değiştirme baskılarını, asimilasyon politikalarını ve göçün acılarını yaşamış bir kuşağın mensubuyum.
Bu hatıralar kolay silinmez.
Ancak geçmişin acılarını gelecek nesillerin kaderi hâline getirmemeliyiz.
Çocuklarımıza korkularımızı değil, tecrübelerimizden doğan bilgeliği miras bırakmalıyız.
Bulgar, Türk’ten korkmamalıdır.
Türk, doğduğu ülkede kendisini yabancı hissetmemelidir.
Hiç kimse etnik kökeninden dolayı ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmemelidir.
Biz Bulgarların, Türklerin, Romanların, Makedonların ve diğer bütün toplulukların eşit haklara sahip olduğu bir Bulgaristan istiyoruz.
Bulgaristan’da birinci ve ikinci sınıf vatandaş olmamalıdır. Herkes eşit ve birinci sınıf vatandaş olmalıdır.
Bizim mücadelemiz budur.
Soru 11: Bulgaristan Türklerinin yeni cumhurbaşkanından beklentileri nelerdir?
Rafet Ulutürk:
Bizim taleplerimiz hiçbir topluluğa karşı değildir.
Türklere ayrıcalık, Bulgarlara haksızlık istemiyoruz.
Herkes için eşit haklar istiyoruz.
Ana dilde eğitim ve Türkçenin öğrenilmesi konusunda gerçek imkânlar sağlanmasını istiyoruz.
Türk nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde okulların desteklenmesini istiyoruz.
Kırcaali, Razgrad, Şumnu, Tırgovişte, Silistre ve diğer bölgelerde yatırımların artırılmasını istiyoruz.
Gençlerin doğdukları topraklarda iş bulmasını istiyoruz.
Devlet kurumlarında liyakat sahibi bütün vatandaşların eşit fırsatlara sahip olmasını istiyoruz.
Bulgaristan ile Türkiye arasındaki ilişkilerin karşılıklı saygı ve iyi komşuluk temelinde geliştirilmesini istiyoruz.
Çünkü Bulgaristan Türkleri iki ülke arasında doğal bir köprüdür.
Bu köprü yıkılmamalıdır.
Bu köprü güçlendirilmelidir.
Soru 12: Önümüzdeki beş yılda nasıl bir Bulgaristan görmek istiyorsunuz?
Rafet Ulutürk:
Ben yeniden ayağa kalkmış bir Bulgaristan görmek istiyorum.
Devlet kurumlarının çalıştığı bir Bulgaristan.
Ekonomisi güçlü bir Bulgaristan.
Gençlerinin ülkesini terk etmek zorunda kalmadığı bir Bulgaristan.
Köylerinde yeniden hayatın başladığı bir Bulgaristan.
Okulların kapatılmadığı, aksine yeni okulların açıldığı bir Bulgaristan.
Yaşlıların huzur içinde yaşadığı bir Bulgaristan.
Türklerle Bulgarların birbirlerine şüpheyle değil, güvenle baktığı bir Bulgaristan.
Bir düşünün:
Beş yıl sonra Kırcaali’de, Razgrad’da, Şumnu’da, Silistre’de yeni fabrikalar açılmış.
Yeni iş imkânları oluşmuş.
Köy yolları yapılmış.
Okullar yenilenmiş.
Gençler yurt dışından geri dönmeye başlamış.
Çocuk sesleri yeniden köy sokaklarında duyuluyor.
İşte benim hayalim budur.
Sürekli seçimlerin yapıldığı bir Bulgaristan değil.
Sürekli siyasi kavgaların yaşandığı bir Bulgaristan değil.
Etnik korkuların körüklendiği bir Bulgaristan değil.
Çalışan, üreten, kalkınan ve vatandaşlarına güven veren bir Bulgaristan.
Biz BULTÜRK olarak Bulgaristan’ı yönetmek istemiyoruz. Bulgaristan’ın iyi yönetilmesini istiyoruz.
Bizim temel anlayışımız budur.
Soru 13: Bulgaristan’daki siyasi partilere ne söylemek istersiniz?
Rafet Ulutürk:
Bütün siyasi partilere sesleniyorum:
Artık vatandaşları etnik kökenlerine göre ayırmaktan vazgeçin.
Bulgaristan Türklerini yalnızca bir siyasi partinin seçmeni olarak görmeyin.
Yurt dışında yaşayan Bulgaristan vatandaşlarını ikinci planda değerlendirmeyin.
Her vatandaşa saygı gösterin.
Kimin iktidar olacağını tartışmak yerine ülkeyi nasıl yöneteceğinizi anlatın.
Toplumu bölmek yerine çözüm üretin.
Birbirinizi suçlamak yerine ülkenin kalkınması için çalışın.
Halk artık sonuç görmek istiyor.
İş istiyor.
Adalet istiyor.
Güven istiyor.
Gelecek istiyor.
Siyaset, iktidar kavgası değil, millete hizmet etme sorumluluğudur.
Soru 14: Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde bütün Bulgaristan vatandaşlarına son mesajınız nedir?
Rafet Ulutürk:
Ben bugün yalnızca BULTÜRK Genel Başkanı olarak konuşmuyorum.
Bulgaristan’da doğmuş bir insan olarak konuşuyorum.
Doğduğu toprakları hiçbir zaman unutmamış bir insan olarak konuşuyorum.
Ben Kırcaali bölgesinde, Rodopların bağrında dünyaya geldim.
Benim köklerim oradadır.
Çocukluğum orada geçti.
Atalarımın hatıraları oradadır.
Bulgaristan’dan söz ettiğim zaman yabancı bir ülkeden söz etmiyorum.
Kendi doğduğum topraklardan söz ediyorum.
Ben Bulgaristan’ın güçlü olmasını istiyorum.
Adaletli olmasını istiyorum.
Bütün vatandaşlarının kendisini ait hissettiği bir devlet olmasını istiyorum.
Artık Bulgaristan’ın Türkler ve Bulgarlar diye bölünmesini istemiyorum.
Devlet kurumlarının birbirleriyle kavga etmesini istemiyorum.
Gençlerin gelecek göremedikleri için ülkelerini terk etmelerini istemiyorum.
Bulgaristan artık ayağa kalkmalıdır!
Bizim mesajımız budur.
Cumhurbaşkanı ile hükümet ortak millî hedefler doğrultusunda çalışmalıdır.
Parlamento gerekli kanunları çıkarmalıdır.
Yargı sistemi adaleti sağlamalıdır.
Devlet bürokrasisi vatandaşına hizmet etmelidir.
Bütün kurumlar anayasal görevlerini eksiksiz yerine getirmelidir.
Çünkü devlet insan için vardır.
İnsan devlet için değil.
Ben sözlerimi yüreğimden gelen bir düşünceyle tamamlamak istiyorum:
Ey Bulgarlar ve Türkler! Bizim iki ayrı kaderimiz yok. Bizim Bulgaristan adında ortak bir kaderimiz var.
Bulgaristan ilerlerse hepimiz kazanırız.
Bulgaristan siyasi kaosa sürüklenirse hepimiz kaybederiz.
Bu nedenle birlikte yaşamayı öğrenmeliyiz.
Birbirimize saygı göstermeyi öğrenmeliyiz.
Birlikte çalışmayı öğrenmeliyiz.
Geleceğimizi birlikte kurmayı öğrenmeliyiz.
Bunu birileri bizi zorladığı için değil, ortak vatanımızın geleceği için yapmalıyız.
Tek Bulgaristan. Ortak millî vizyon. Çalışan devlet kurumları. Eşit vatandaşlar.
İstediğimiz Bulgaristan budur.
Çocuklarımızın hak ettiği Bulgaristan budur.
Ve hepimizin birlikte çalışarak inşa etmesi gereken Bulgaristan budur.
Rafet ULUTÜRK BULTÜRK Genel Başkanı
İstanbul – Türkiye 18 Ekim 2026
Rafet Ulutürk İle Özel Röportaj: “Bulgaristan Artık Ayağa Kalkmalıdır! Türkler Ve Bulgarlar Birlikte Yaşamayı Öğrenmelidir!”