Bulgaristan Türkleri İçin Yeni Dönemin Anahtarı: Eğitim, Teşkilatlanma, Hafıza ve Ortak Akıl
Bulgaristan’da 25 Ekim 2026 tarihinde yapılacak cumhurbaşkanlığı ve cumhurbaşkanı yardımcılığı seçimlerine doğru ilerlerken çalışmalarımızı yalnızca seçim günüyle sınırlı görmüyoruz. Bulgaristan Parlamentosu seçim tarihini 25 Ekim olarak belirledi; ilk turda sonuç çıkmaması halinde ikinci turun 1 Kasım’da yapılması öngörülüyor. Seçimde 27 cumhurbaşkanı–cumhurbaşkanı yardımcısı çifti yarışacak.
BULTÜRK olarak bizim için esas mesele yalnızca “25 Ekim’de ne olacak?” sorusu değildir.
Asıl soru şudur: 25 Ekim’den sonra Bulgaristan Türkleri nerede olacak?
Beş yıl sonra nerede olacağız?
Yirmi yıl sonra çocuklarımız hangi dili konuşacak, hangi okullarda okuyacak, kendi tarihlerini ne kadar bilecek, ekonomik hayatta hangi konumda olacak ve Bulgaristan’ın geleceğinde nasıl bir yer edinecekler?
İşte bugün Tek Hedefimiz Eğitim Derneği Genel Başkanı Sayın M. Cem YILDIRIMER‘i makamında ziyaret ederken masaya koyduğumuz büyük mesele buydu.
BİZ OY DEĞİL, GELECEK KONUŞUYORUZ
Seçim dönemlerinde toplumlara yalnızca seçmen gözüyle bakmak büyük bir eksikliktir.
Bir insan sandığa gittiğinde seçmendir; fakat sandıktan çıktıktan sonra yeniden anne, baba, öğrenci, öğretmen, çiftçi, esnaf, iş insanı, akademisyen ve vatandaştır.
Dolayısıyla bizim meselemiz yalnızca sandık olamaz.
Bizim meselemiz insandır.
Sivil toplumun görevi de insanlara hangi adaya oy vereceklerini söylemek değildir. Bizim görevimiz insanımızın demokratik haklarını bilmesine, doğru bilgiye ulaşmasına, meseleleri sorgulamasına ve tercihini kendi hür iradesiyle yapmasına katkı sağlamaktır.
Bir toplum kendi geleceğine başkalarının karar vermesini istemiyorsa önce kendi insanını yetiştirmek zorundadır.
Bu nedenle ben yıllardır aynı noktayı savunuyorum:
Sandığa giden yol okuldan geçer.
Demokrasinin yolu bilinçli insandan geçer.
Güçlü toplumun yolu güçlü kurumlardan geçer.
CEM YILDIRIMER İLE BULUŞMAMIZIN ANLAMI
BULTÜRK olarak Sayın Cem Yıldırımer’i ziyaretimizi sıradan bir nezaket ziyareti olarak görmüyorum.
BGSAM Başkan Yardımcısı ve 81 İl Gönül Elçileri Platformu Genel Başkanı Sayın Arzu ÜNAL ile Tek Hedefimiz Eğitim Derneği Teşkilat Başkanı Sayın Tahsin KILIÇ‘ın da bulunduğu görüşmede eğitimden gençliğe, Balkanlardan Türk dünyasına, sivil toplumdan toplumsal dayanışmaya uzanan geniş bir ufuk üzerinde değerlendirmelerde bulunduk.
Masanın üzerinde Bulgaristan seçimleri vardı.
Fakat masanın arkasında çok daha büyük bir coğrafya bulunuyordu:
Balkanlar, Anadolu, Kafkasya ve Türk dünyası.
Çünkü Bulgaristan Türklerinin meselesini yalnız Bulgaristan sınırları içerisinde değerlendiremeyiz. Bulgaristan Türkleri aynı zamanda Balkanların tarihî hafızasının, Türkiye-Bulgaristan ilişkilerinin ve Türk dünyasının Avrupa’ya açılan insanî ve kültürel köprülerinden biridir.
Bu nedenle meseleye günlük değil, nesiller üzerinden bakmalıyız.
BİZİM EN BÜYÜK MESELEMİZ İNSAN YETİŞTİRMEKTİR
Bir milletin petrolü olmayabilir.
Doğal gazı olmayabilir.
Altın madenleri olmayabilir.
Fakat iyi yetişmiş insanı varsa geleceğini yeniden kurabilir.
Buna karşılık büyük ekonomik kaynaklara sahip olup insan yetiştiremeyen toplumlar zaman içerisinde başkalarının teknolojisini, bilgisini ve stratejisini tüketen toplumlara dönüşebilir.
Onun için eğitimi yalnızca okul diploması olarak görmemeliyiz.
Bizim istediğimiz genç;
dil bilen,
teknoloji kullanan,
tarihini tanıyan,
dünyayı okuyabilen,
ekonomi bilen,
üretebilen,
girişimci olabilen,
demokratik haklarını bilen,
yaşadığı ülkeye değer katan
ve aynı zamanda kendi kültürel köklerinden utanmayan bir gençtir.
İşte 21. yüzyılın Balkan Türkü böyle yetişmelidir.
BULGARİSTAN TÜRKLERİ İÇİN YENİ BİR VİZYONA İHTİYAÇ VAR
Artık yalnızca sorunlarımızı anlatan bir toplum olmaktan çıkmalıyız.
Çözüm üreten bir toplum olmalıyız.
Sadece geçmişte yaşanan haksızlıkları konuşan değil, gelecekte hangi üniversitelerde olacağımızı; hangi şirketleri kuracağımızı; hangi bilim insanlarını, hukukçuları, mühendisleri, doktorları, öğretmenleri ve sanatçıları yetiştireceğimizi de konuşmalıyız.
Geçmişimizi unutmayacağız.
1984–1989 döneminde yaşananları unutmayacağız.
Göç yollarında parçalanan aileleri unutmayacağız.
Kültürel mirasımıza ilişkin meseleleri unutmayacağız.
Fakat bütün enerjimizi geçmişin acısına da teslim etmeyeceğiz.
Çünkü hafızası olmayan millet yolunu kaybeder; geleceği olmayan hafıza ise müzeye dönüşür.
Bizim hedefimiz hafızayı gelecekle buluşturmaktır.
KIRCAALİ’DEN İSTANBUL’A, İSTANBUL’DAN TÜRK DÜNYASINA
Ben Kırcaali’den gelen bir insanım.
Bu coğrafyanın acısını da umudunu da yakından biliyorum.
Yıllar boyunca BULTÜRK çatısı altında yaptığımız çalışmaların temelinde bu anlayış bulundu. “Kırcaali Efsanesi” belgeselini hazırlarken yalnızca geçmişi kayda geçirmek istemedik. “Türk Dünyasında Soykırımlar” eserini hazırlarken de yalnızca acıları sıralamak istemedik.
Bir hafıza bırakmak istedik.
Çünkü gelecek nesiller bize bir gün şunu soracak:
“Siz bunları biliyordunuz. Peki bizim için ne yaptınız?”
İşte bizim vereceğimiz cevap kitaplarımız, belgesellerimiz, kurumlarımız, eğitim çalışmalarımız ve yetişmesine katkıda bulunduğumuz gençler olmalıdır.
25 EKİM BİR SON DEĞİL
25 Ekim Bulgaristan için önemli bir demokratik tarihtir.
Ancak seçim sonuçları ne olursa olsun, 26 Ekim sabahı hayat devam edecektir.
BULTÜRK de çalışmalarına devam edecektir.
Çünkü bizim görevimiz herhangi bir seçim takviminden daha uzundur.
Biz Bulgaristan Türklerinin demokratik haklarını, eğitimini, kültürünü, tarihî mirasını ve Türkiye ile Bulgaristan arasında daha güçlü toplumsal bağların kurulmasını uzun vadeli bir mesele olarak değerlendiriyoruz.
Seçimler gelir geçer.
Hükûmetler değişir.
Cumhurbaşkanları değişir.
Partiler yükselir, geriler.
Fakat millet kalır.
Dolayısıyla kalıcı yatırımı millete yapmak gerekir.
TÜRKİYE İLE BULGARİSTAN ARASINDAKİ EN BÜYÜK KÖPRÜ İNSANDIR
İki ülke arasındaki ilişkiler yalnızca devlet başkanlarının görüşmelerinden veya diplomatik protokollerden ibaret değildir.
Ticaret vardır.
Turizm vardır.
Ulaşım vardır.
Üniversiteler vardır.
Yerel yönetimler vardır.
Sivil toplum vardır.
Ve hepsinden önemlisi iki ülke arasında hayat kurmuş yüz binlerce insanın meydana getirdiği güçlü bir insan bağı vardır.
Bulgaristan Türklerini yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanan bir kitle olarak değerlendirmek bu büyük potansiyeli küçültmek olur.
Doğru yaklaşım şudur:
Bu insan kaynağını iki ülke arasında barışın, ticaretin, kültürün, eğitimin ve ortak kalkınmanın taşıyıcı gücü haline getirmek.
SİVİL TOPLUM ARTIK PROJE ÜRETMELİ
Yeni dönemde dernekçilik anlayışımız da değişmek zorundadır.
Sadece ziyaret eden, fotoğraf çektiren ve toplantı yapan kuruluşlardan daha fazlasına ihtiyacımız var.
Sivil toplum ölçülebilir işler üretmelidir.
Öğrenci yetiştirmelidir.
Burs mekanizmaları geliştirmelidir.
Gençlik kampları düzenlemelidir.
Türkçe ve Bulgarca başta olmak üzere dil eğitimini teşvik etmelidir.
Akademisyenleri buluşturmalıdır.
İş insanlarını genç girişimcilerle bir araya getirmelidir.
Arşiv oluşturmalıdır.
Belgesel çekmelidir.
Kitap yayımlamalıdır.
Dijital platformlar kurmalıdır.
Balkanlar ile Anadolu’daki gençleri birbirleriyle tanıştırmalıdır.
İşte Tek Hedefimiz Eğitim Derneği ile görüşmemize de bu perspektiften bakıyorum.
81 İLDEN BALKANLARA UZANAN GÖNÜL KÖPRÜSÜ
Sayın Arzu Ünal’ın 81 İl Gönül Elçileri Platformu bünyesinde yürüttüğü gönüllülük çalışmaları da önemli bir gerçeği hatırlatıyor:
Devletlerin sınırları vardır; iyiliğin sınırı yoktur.
Bir çocuğun eğitimine dokunmak, bir öğrencinin elinden tutmak, bir aileyi ayağa kaldırmak bazen onlarca siyasi konuşmadan daha kalıcı sonuç doğurabilir.
Bu nedenle Türk dünyasının geleceğini yalnızca devletler arası zirvelerde aramamalıyız.
Bazen gelecek bir sınıfta yetişmektedir.
Bazen bir kütüphanede.
Bazen bir burs programında.
Bazen de dört insanın aynı masada kurduğu küçük bir fikir, yıllar sonra büyük bir projeye dönüşmektedir.
2035’İ, 2050’Yİ ŞİMDİDEN KONUŞMALIYIZ
Ben bugünün toplantılarında yarını değil, mümkün olduğunca daha uzak geleceği düşünmemiz gerektiğine inanıyorum.
2050 yılında Bulgaristan Türk gençliği nerede olacak?
Kaç akademisyenimiz olacak?
Kaç büyük iş insanımız olacak?
Kaç bilim insanımız olacak?
Kaç kültür insanımız olacak?
Kaç gencimiz Bulgarca, Türkçe ve İngilizceyi aynı yetkinlikle kullanabilecek?
Kaç gencimiz yapay zekâ, savunma teknolojileri, enerji, tarım teknolojileri, tıp ve dijital ekonomi alanlarında söz sahibi olacak?
İşte stratejik düşünce budur.
Sadece bugünün problemlerini çözmek değil, henüz ortaya çıkmamış problemlere hazır nesiller yetiştirmektir.
TÜRK DÜNYASININ YENİ YÜZYILI BİLGİYLE KURULACAK
Türk dünyasının önünde büyük fırsatlar bulunmaktadır.
Türkiye’den Azerbaycan’a, Kazakistan’dan Özbekistan’a, Kırgızistan’dan Balkanlardaki Türk topluluklarına kadar geniş bir coğrafyada ekonomik, kültürel ve eğitim bağları gelişmektedir.
Fakat geleceğin dünyasında yalnızca kardeşlik söylemi yeterli olmayacaktır.
Kardeşliği kurumsallaştırmak zorundayız.
Ortak bilim projelerine,
öğrenci değişimlerine,
ortak araştırma merkezlerine,
dijital kültür platformlarına,
girişimcilik ağlarına
ve gençlerin birbirlerini doğrudan tanıyacağı yapılara ihtiyacımız vardır.
Türk dünyasının önümüzdeki dönemdeki gerçek gücü nüfusunun büyüklüğünden önce insan kaynağının niteliğiyle ölçülecektir.
BUGÜN ÇEKİLEN FOTOĞRAF YARININ BAŞLANGICI OLABİLİR
Bugün Tek Hedefimiz Eğitim Derneği Genel Merkezi’nde çektiğimiz fotoğrafa baktığımda yalnızca bir ziyaret hatırası görmüyorum.
Bir masanın etrafında buluşmuş farklı tecrübeler görüyorum.
Eğitimi görüyorum.
Sivil toplumu görüyorum.
Balkanları görüyorum.
Türk dünyasını görüyorum.
Ve en önemlisi, birlikte çalışma iradesini görüyorum.
Sayın M. Cem Yıldırımer’e ve Teşkilat Başkanı Sayın Tahsin Kılıç’a samimi ev sahiplikleri için teşekkür ediyorum. Sayın Arzu Ünal ile birlikte yürüttüğümüz bu temasların yeni eğitim, kültür ve sivil toplum çalışmalarına zemin oluşturmasını temenni ediyorum.
BİZ BİR SEÇİME DEĞİL, BİR NESLE HAZIRLANMALIYIZ
25 Ekim’de sandıklar kurulacak. Bulgaristan vatandaşları kendi siyasi tercihlerini yapacaklar. Seçim sürecinde yurttaşların doğru bilgiye erişebilmesi ve demokratik iradelerini serbestçe ortaya koyabilmesi esastır.
Fakat bizim uzun vadeli hedefimiz daha büyüktür.
Bir seçim kazanmak veya kaybetmek bir dönemi etkiler.
Bir nesli iyi yetiştirmek ise bir asrı değiştirir.
Onun için çağrım özellikle gençleredir:
Okuyun.
Dil öğrenin.
Teknolojiyi öğrenin.
Tarihinizi araştırın.
Dünyayı takip edin.
Üretin.
Sorgulayın.
Kendinizi geleceğin görevlerine hazırlayın.
Çünkü yarının Balkanlarını, yarının Türkiye-Bulgaristan ilişkilerini ve yarının Türk dünyasını bugünün yetişmiş gençleri şekillendirecektir.
Bizim vazifemiz onların önünü açmaktır.
Sandık önemlidir; fakat sandıktan daha büyük olan millettir.
Siyaset önemlidir; fakat siyasetten daha uzun ömürlü olan eğitimdir.
Bugün önemlidir; fakat bizim asıl sorumluluğumuz yarınadır.
Ve bu nedenle diyorum ki:
Seçim için değil, gelecek için çalışacağız.
Bir gün için değil, bir nesil için hazırlanacağız.
Bulgaristan Türklerinin sesini yalnız sandıkta değil; eğitimde, bilimde, ekonomide, kültürde ve hayatın her alanında güçlü kılacağız.**
Rafet ULUTÜRK
BULTÜRK Genel Başkanı