Siyasette Asıl Mücadele: Sandık Değil Zaman

Rafet ULUTÜRK

Bulgaristan’da artık kimse “kim kazanır?” sorusunu sormuyor. Asıl soru şu: Kim daha uzun süre dayanır?
Çünkü bu ülkede seçimler sonuç üretmiyor, sadece süreci uzatıyor.
Rumen Radev’in aktif siyasete girmesi bu yüzden bir umut olduğu kadar, sistemin son sınavı anlamına da geliyor.

Radev’in hamlesi ideolojik bir çıkıştan çok, zamanı doğru okuma girişimi. Halk yorgun.
Partilerden değil, belirsizlikten yoruldu. Bu nedenle artık büyük vaatlerden çok, “istikrar” kelimesi oy kazandırıyor.
Radev’in bugüne kadar kazandığı şey tam da buydu: Beklemek, acele etmemek ve hata yapanları izlemek.

Ancak başkanlıktan ayrılmak, bekleme lüksünün bittiği anlamına geliyor.
Artık arkasında ne sembolik bir makam ne de dengeleyici bir pozisyon kalacak.
Bu noktadan sonra Radev, sistemin eleştirmeni değil, doğrudan sorumlusu hâline gelir.
İşte risk tam burada başlıyor.

Bu süreçte dikkat çekici olan bir başka unsur da etnik oyların sessiz dönüşümü.
Türk seçmen artık bir blok değil; pazarlık yapan, hesap soran, alternatif arayan bir seçmen profiline evrildi.
Kırsalda bile eski refleksler zayıfladı. Bu durum Türkleri “kazanan” değil, belirleyici yapıyor.
Kazananı onlar seçiyor ama otomatik olarak kimseye kazandırmıyorlar.

Radev’in bu seçmene hitap ederken yapması gereken şey slogan değil, dil.
Çünkü etnik oylar artık kimlikten çok güven üzerinden şekilleniyor.
Aynı şekilde Bulgar seçmen de Doğu-Batı tartışmasını geride bıraktı.
İnsanlar artık jeopolitik değil, market fiyatları konuşuyor.

Parlamentoda çoğunluk meselesi ise teknik bir detaydan ibaret. 121 mi, 160 mı?
Rakamlar önemli ama gerçek belirleyici olan, seçimden sonra kimin masada kalacağı.
Bugüne kadar herkes birbirini masadan itti. Bu kez masayı kurabilen kazanacak.

İlginç olan şu ki, Radev’in en büyük avantajı, henüz konuşmamış olması.
En büyük riski ise konuşmak zorunda kalacak olması. Kadrolar, program, dış politika, ekonomi…
Sessizlikle büyüyen beklenti, ilk somut adımda hızla hayal kırıklığına dönüşebilir.

Ve belki de en çarpıcı soru şudur: Bulgaristan yeni bir lider mi arıyor, yoksa sadece eski düzenin daha sakin bir versiyonunu mu? Eğer cevap ikincisiyse, sonuç ne olursa olsun seçimden sonra yine aynı cümleyi kuracağız:
“Bu da geçici.”
Siyasette bazen sandık değil, zaman kazanır.
Bakalım bu kez zaman kimin tarafında olacak.

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

three × two =