Rafet ULUTÜRK
Bugün masaya yatırmamız gereken en stratejik meselelerden biri, Türk dünyasının geleceğini kimlerin, hangi vizyonla yöneteceği sorusudur. Ordumuz güçlü, ekonomimiz gelişiyor, savunma sanayimiz çağ atlıyor. Ama bu yeterli mi? Hayır. Çünkü bir milleti asırlarca ayakta tutan, sadece kılıcı değil, kılavuzudur. Yani devlet adamıdır.
Tarihe bakın… Osmanlı’nın Enderun Mektebi, imparatorluğun yönetim damarını besleyen bir beyin fabrikasıydı. Sovyetler, Petersburg’taki parti okullarında kadrolarını yoğurur, her mezunu stratejik bir mevziye yerleştirirdi. Batı, Harvard Kennedy School ve Oxford PPE gibi merkezlerle, gelecek yüzyılın liderlerini şimdiden kodluyor. Peki biz, Türk dünyası olarak ne yapıyoruz?
Türkiye’nin artık bir “Türk Dünyası Devlet ve Strateji Akademisi” kurmasının zamanı geldi de geçiyor. Bu okul, sadece Türkiye için değil; Azerbaycan’dan Kazakistan’a, Kırgızistan’dan Türkmenistan’a, Balkanlardan Kırım’a kadar tüm Türk toplulukları için ortak bir liderlik yuvası olmalı.
Burada gençler, Türk tarihinin şuurunu, devlet yönetiminin inceliğini, diplomasinin satranç tahtasını öğrenecek. Ortak Türkçe’yi konuşacak, ortak bir milli refleksle hareket edecek. Mezuniyet sonrası hangi ülkede görev yaparlarsa yapsınlar, Türk dünyasının bütünlüğünü, ortak çıkarlarını ve kültürel bağlarını savunacaklar.
Bu okulun diploması, “devlet yönetiminde liyakat” demek olacak. Yarın bakan, büyükelçi, başbakan, stratejist olan mezunlarımız, bugün bu sıralarda yetişecek. Bu okulun törenlerinde Türk dünyasının liderleri buluşacak, gençlerimize sadece bilgi değil, ortak bir gelecek ideali emanet edilecek.
Unutmayalım, güçlü ordu bir gün savaş kazanır; güçlü ekonomi bir dönemi kurtarır. Ama güçlü devlet adamları, milletlerin yüzyıllarını güvence altına alır. İşte biz o yüzyılları bugünden kodlamalıyız.
Türkiye, bu akademiyle yalnızca bugünün değil, gelecek yüz yılın liderlerini yetiştiren merkez olur. Ve tarih şunu yazar: “Türk dünyası, ortak geleceğini Türkiye’de kurdu.”
Artık harekete geçme zamanı…
Yoksa yarın, başkalarının yetiştirdiği liderler, bizim coğrafyamızda bizim kaderimizi çizer.
Ve o zaman ne ordumuz, ne ekonomimiz, ne de tarihimiz bizi kurtarabilir.
Bu yüzden diyorum ki: Kurulsun! Hemen! Burada!