TÜRKİYE–BULGARİSTAN HATTINDA YENİ GÜVENLİK MİMARİSİ

Sınırdan Stratejik Ortaklığa

Türkiye ile Bulgaristan arasında son dönemde hız kazanan güvenlik işbirliği, yalnızca iki komşu ülkenin suçla mücadelede attığı teknik adımlar olarak değerlendirilmemelidir. Mesele bundan çok daha büyüktür.

Çünkü günümüzde güvenlik artık yalnız sınır kapısında başlamıyor, sınır kapısında da bitmiyor.

Organize suç örgütleri, uyuşturucu ağları, insan kaçakçıları, kara para sistemleri ve siber suç yapılanmaları devletlerin çizdiği sınırları çoktan aşmış durumda. Suç örgütleri aynı anda farklı ülkelerde finansman sağlayabiliyor, eleman temin edebiliyor, lojistik kurabiliyor ve faaliyet yürütebiliyor.

Dolayısıyla yeni dönemde devletlerin karşısındaki temel soru şudur:

Sınır aşan suçlarla, sınırların içine kapanarak mücadele edilebilir mi?

Cevap açıktır: Hayır.

Bu nedenle Türkiye ile Bulgaristan arasında geliştirilen işbirliği, aslında Balkanlar’da yeni bir güvenlik anlayışının habercisidir.

KOMŞULUKTAN ORTAK GÜVENLİĞE

Türkiye ile Bulgaristan’ın coğrafi yakınlığı, iki ülkeyi yalnız komşu yapmıyor; aynı zamanda birbirlerinin güvenliğinin doğal paydaşı haline getiriyor.

Türkiye’den Avrupa’ya uzanan ana kara yollarından biri Bulgaristan üzerinden geçiyor.

Kapıkule–Kapitan Andreevo hattı, yalnızca bir sınır kapısı değildir. Türkiye’nin Avrupa’ya açılan ana damarlarından biridir.

Buradan insanlar geçiyor.

Ticaret geçiyor.

İhracat geçiyor.

Lojistik geçiyor.

Turizm hareket ediyor.

Ama aynı hattı suç örgütleri de kullanmaya çalışıyor.

İşte bu nedenle sınır güvenliği meselesi artık “Türkiye kendi tarafını, Bulgaristan kendi tarafını korusun” anlayışıyla çözülemez.

Yeni anlayış şudur:

Ortak sınır varsa ortak güvenlik üretmek gerekir.

Bu, egemenliğin paylaşılması değil; tehditlere karşı koordinasyonun güçlendirilmesidir.

SUÇUN NİTELİĞİ DEĞİŞİYOR

Günümüzde organize suç örgütleri klasik mafya yapılanmalarından giderek uzaklaşıyor.

Eskiden bir suç örgütü çoğu zaman belirli bir şehirde, belirli bir lider etrafında ve sınırlı bir faaliyet alanında örgütlenirdi.

Bugün ise çok daha esnek ve karmaşık yapılar ortaya çıkıyor.

Bir ülkede yönetiliyorlar.

Başka ülkede finansman sağlıyorlar.

Üçüncü ülkeden uyuşturucu veya silah tedarik ediyorlar.

Dördüncü ülkede para aklıyorlar.

İnternet ve sosyal medya üzerinden gençleri örgüte çekebiliyorlar.

Kripto varlıklar ve dijital ödeme sistemleri aracılığıyla para transfer edebiliyorlar.

Siber suçlarla klasik organize suç birbirine karışıyor.

Bu nedenle yeni nesil suç örgütleri yalnızca asayiş problemi olarak görülmemelidir.

Bazı yapılar zaman içinde devlet düzenini, toplumsal huzuru ve ekonomik sistemi tehdit eden seviyelere ulaşabilir.

Bu noktada organize suçla mücadele artık yalnız polis operasyonu değil, milli güvenlik politikasıdır.

SINIRIN İKİ TARAFINDA SUÇLUYA GÜVENLİ ALAN BIRAKMAMAK

Türkiye–Bulgaristan işbirliğinin en önemli başlıklarından biri suçluların iadesidir.

Bu konu genellikle hukuki bir prosedür gibi görülür.

Oysa stratejik bakımdan çok daha önemli bir anlam taşır.

Bir suç örgütü mensubu Türkiye’de suç işleyip Bulgaristan’a kaçtığında orayı güvenli liman olarak görmemelidir.

Aynı şekilde Bulgaristan’da suç işleyen biri Türkiye’ye geçtiğinde kurtulduğunu düşünmemelidir.

Gerçek caydırıcılık tam burada başlar.

Devletlerin vermesi gereken mesaj şudur:

“Sınır değiştirmek, hukuktan kaçmak anlamına gelmez.”

Suç örgütlerinin en büyük avantajlarından biri yıllarca ülkeler arasındaki mevzuat farklılıklarından, bürokratik gecikmelerden ve koordinasyon eksikliklerinden yararlanabilmeleri olmuştur.

Bu boşluklar daraltıldıkça suç örgütlerinin hareket alanı da daralacaktır.

Dolayısıyla suçluların iadesi yalnız bir hukuk meselesi değil, aynı zamanda caydırıcılık politikasıdır.

UYUŞTURUCU ARTIK SADECE NARKOTİK MESELESİ DEĞİL

Türkiye ile Bulgaristan arasındaki güvenlik işbirliğinde uyuşturucuyla mücadele ayrı bir önem taşımaktadır.

Fakat uyuşturucu meselesini yalnız “kaç kilogram ele geçirildi?” sorusuna indirgemek yanlış olur.

Asıl sorular şunlardır:

Bu uyuşturucuyu kim finanse etti?

Kim taşıdı?

Kim dağıtacaktı?

Parası hangi ülkede aklandı?

Hangi suç örgütlerini besledi?

Hangi gençleri hedef aldı?

Çünkü uyuşturucu ticareti yalnız insan sağlığını tehdit etmiyor.

Aynı zamanda büyük bir suç ekonomisi oluşturuyor.

Bu ekonomi;

silah kaçakçılığını,

insan ticaretini,

kara para aklamayı,

organize suç yapılarını

ve kimi zaman terör bağlantılı ağları finanse edebiliyor.

Bu nedenle uyuşturucuyla mücadele yalnız uyuşturucuyu yakalamak değil, uyuşturucu ekonomisini çökertmek olmalıdır.

Polis operasyonları mali soruşturmalarla desteklenmelidir.

Banka hareketleri takip edilmelidir.

Kripto para transferleri incelenmelidir.

Mal varlıklarına el konulmalıdır.

Uluslararası finansal bağlantılar çözülmelidir.

Çünkü uyuşturucunun kendisini yakalamak operasyonel başarıdır.

Parasını kesmek stratejik başarıdır.

KAPIKULE: AVRUPA’YA AÇILAN KAPI, SUÇA KARŞI FİLTRE

Türkiye–Bulgaristan ilişkilerini anlamak için Kapıkule’ye farklı bakmak gerekir.

Kapıkule yalnızca pasaport kontrolünün yapıldığı bir yer değildir.

Türkiye’nin Avrupa ile ekonomik bağlantısının sembollerinden biridir.

Bu nedenle geleceğin sınır politikası iki farklı hedefi aynı anda gerçekleştirmek zorundadır:

Ticareti hızlandırmak, suçu yavaşlatmak.

Vatandaş daha hızlı geçmeli.

İhracatçı daha az beklemeli.

TIR kuyrukları azalmalı.

Dijital gümrük sistemleri yaygınlaşmalı.

Fakat aynı zamanda uyuşturucu, kaçak silah, suç geliri ve insan kaçakçılığı daha güçlü teknolojilerle engellenmelidir.

  1. yüzyıl sınırı artık yalnız bariyer ve pasaport değildir.

Yeni sınır;

X-Ray sistemidir.

Yapay zekâ destekli risk analizidir.

Biyometrik kontroldür.

Ortak veri tabanıdır.

Gerçek zamanlı istihbarattır.

Kısacası geleceğin sınırı akıllı sınırdır.

POLİS AKADEMİLERİ ARASINDAKİ İŞBİRLİĞİ NEDEN ÖNEMLİ?

Türkiye Polis Akademisi ile Bulgaristan’daki muhatap kurumlar arasında geliştirilen akademik ve eğitim işbirliği, ilk bakışta teknik bir protokol olarak görülebilir.

Oysa uzun vadede belki de en kalıcı adımlardan biri budur.

Devletler arasındaki güven yalnız liderlerin görüşmeleriyle oluşmaz.

Kurumların birbirini tanımasıyla oluşur.

Bugün birlikte eğitim alan bir Türk polisi ile Bulgar polisi, yıllar sonra kendi kurumlarında yönetici olabilir.

Birbirlerinin sistemlerini bilen güvenlik bürokratları kriz zamanlarında daha hızlı iletişim kurabilir.

Bu nedenle akademik işbirliği;

ortak araştırmalara,

siber suç programlarına,

organize suç analizlerine,

narkotik eğitimlerine,

ortak tatbikatlara

ve güvenlik teknolojileri alanında uzmanlaşmaya dönüştürülmelidir.

Bu noktada hedef kısa vadeli değil, en az 10–20 yıllık düşünülmelidir.

Bugün atılan eğitim adımı yarının kurumsal güvenliğini oluşturabilir.

TÜRKİYE–BULGARİSTAN–YUNANİSTAN ÜÇGENİ

Güvenlik meselesinin yalnız Türkiye ile Bulgaristan arasında kalmaması gerekir.

Türkiye, Bulgaristan ve Yunanistan aynı coğrafyanın üç önemli ülkesidir.

Üç ülkenin tarihsel anlaşmazlıkları ve siyasi farklılıkları bulunabilir.

Fakat suç örgütleri bu ayrımlara bakmaz.

Uyuşturucu kaçakçısı sınır ihtilafı okumaz.

İnsan taciri diplomatik tartışmayla ilgilenmez.

Siber suçlu ideolojik ayrım yapmaz.

Bu nedenle ortak tehditler, ortak işbirliği alanları yaratabilir.

Türkiye–Bulgaristan–Yunanistan üçlü mekanizması ilerleyen yıllarda Balkan güvenliğinin çekirdeğine dönüşebilir.

Bu mekanizma;

düzensiz göç,

insan kaçakçılığı,

uyuşturucu,

organize suç,

sınır güvenliği

ve siber suçlar alanlarında genişletilebilir.

Başarılı bir model kurulursa diğer Balkan ülkelerinin de katılımıyla daha kapsamlı bir güvenlik ağı ortaya çıkabilir.

Balkanlar geçmişte çatışmaların coğrafyası olarak anıldı.

Gelecekte neden güvenlik işbirliğinin coğrafyası olmasın?

GÜVENLİK İLE EKONOMİ AYNI DENKLEMİN PARÇASIDIR

Burada unutulmaması gereken bir gerçek daha var:

Güvenlik ve ekonomi birbirinden ayrı değildir.

Bir ticaret yolu güvenli değilse sürdürülebilir olamaz.

Bir sınır kapısı sürekli tıkanıyorsa ekonomik rekabet gücü azalır.

Bir lojistik koridor suç örgütleri tarafından kullanılıyorsa uluslararası güvenilirliği zarar görür.

Bu nedenle Türkiye–Bulgaristan güvenlik işbirliği aynı zamanda ekonomik bir meseledir.

Türkiye’nin Avrupa’ya ihracatı açısından Bulgaristan kritik önemdedir.

Bulgaristan açısından Türkiye ise Balkanlardan Orta Doğu, Kafkasya ve Asya’ya uzanan önemli bir kapıdır.

Dolayısıyla iki ülkenin ortak çıkarı şudur:

Güvenli, hızlı ve kesintisiz bir ekonomik koridor oluşturmak.

Bu koridor ne kadar güvenli olursa ticaret o kadar büyür.

Ticaret ne kadar büyürse ülkeler arasındaki karşılıklı bağımlılık o kadar artar.

Karşılıklı bağımlılık arttıkça siyasi ilişkiler de daha sağlam zemine oturur.

BULGARİSTAN TÜRKLERİ AÇISINDAN DA ÖNEMLİ BİR SÜREÇ

Türkiye–Bulgaristan ilişkilerinin yalnız devletlerarası bir boyutu yoktur.

İnsan boyutu da vardır.

Bulgaristan’da yaşayan Türk toplumu ve Türkiye’de yaşayan Bulgaristan kökenli vatandaşlar iki ülke arasında doğal bir sosyal köprü oluşturuyor.

Bu nedenle sınırların daha güvenli ve geçişlerin daha düzenli hale gelmesi yalnız güvenlik kurumlarının başarısı olmayacaktır.

Aileleri de rahatlatacaktır.

Ticareti artıracaktır.

Kültürel temasları kolaylaştıracaktır.

Turizmi geliştirecektir.

İki toplum arasındaki güven duygusunu güçlendirecektir.

Bu noktada güvenlik politikalarının vatandaşın hayatını zorlaştıran değil, kolaylaştıran bir anlayışla kurulması gerekir.

Hedef;

vatandaşa açık sınır, suça kapalı sınır olmalıdır.

TÜRKİYE İÇİN DAHA BÜYÜK STRATEJİ

Türkiye açısından mesele Bulgaristan’la suçla mücadelede işbirliği yapmaktan daha büyüktür.

Türkiye artık güvenliği yalnız kendi topraklarının içinde üretme anlayışından çıkmalıdır.

Çünkü tehdit sınırın dışında doğuyorsa sınırın içinde beklemek geç kalmak demektir.

Yeni güvenlik anlayışı;

suçu kaynağında takip etmek,

finansmanını çözmek,

uluslararası bağlantılarını bulmak,

komşu ülkelerle istihbarat paylaşmak

ve tehdidi mümkün olduğunca erken aşamada durdurmak üzerine kurulmalıdır.

Türkiye bunu başardıkça yalnız kendi güvenliğini sağlayan ülke olmaz.

Balkanlara güvenlik sağlayan ülke olur.

Avrupa güvenliğinin önemli bir parçası haline gelir.

Bu da Türkiye’nin siyasi ve diplomatik ağırlığını artırır.

Çünkü güvenlik sağlayabilen ülke, uluslararası sistemde daha fazla söz sahibi olur.

YENİ DÖNEMİN PAROLASI: SINIRI DEĞİL AĞI KORUMAK

Bugünün suç örgütleri ağlar halinde çalışıyor.

Öyleyse devletlerin de ağlar halinde işbirliği yapması gerekiyor.

Polis polisi tanımalı.

Savcı savcıyla çalışmalı.

Gümrük gümrükle veri paylaşmalı.

İstihbarat birimleri ortak risk analizi yapmalı.

Polis akademileri birlikte uzman yetiştirmeli.

Finans kurumları kara para ağlarını birlikte takip etmeli.

Böyle bir yapı kurulduğunda güvenlik yalnız sınırdaki devriyeye bağlı kalmaz.

Kurumsallaşır.

Asıl kalıcı başarı da budur.

BALKANLARDA GÜVENLİK ÜRETEN YENİ BİR MODEL

Türkiye ile Bulgaristan arasında suçla mücadelede gelişen işbirliğini doğru okumak gerekiyor.

Bu yalnızca uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele değildir.

Yalnızca düzensiz göç meselesi değildir.

Yalnızca suçluların iadesi değildir.

Yalnızca polis akademilerinin işbirliği de değildir.

Bütün bunların toplamında çok daha büyük bir mesele vardır:

Yeni bir bölgesel güvenlik mimarisi kurulmaktadır.

Bu mimarinin merkezinde güven vardır.

İstihbarat paylaşımı vardır.

Hukuki işbirliği vardır.

Ekonomik koridorların korunması vardır.

Yeni nesil suç örgütlerine karşı ortak mücadele vardır.

Türkiye ile Bulgaristan bu süreci doğru yönetebilirse yalnız iki ülke kazanmaz.

Balkanlar kazanır.

Avrupa kazanır.

Bölge insanı kazanır.

Geleceğin güvenlik anlayışı artık duvarlar kurmak değil, devletler arasında güvenilir ağlar kurmaktır.

Bu nedenle yeni dönemin stratejik formülü şudur:

Ortak sınır, ortak sorumluluk.
Ortak tehdit, ortak mücadele.
Hızlı ticaret, güçlü denetim.
Vatandaşa kolaylık, suçluya geçit yok.

Ve belki de en önemlisi:

Türkiye ile Bulgaristan yalnız aynı sınırı paylaşan iki ülke değil, aynı güvenlik coğrafyasını paylaşan iki stratejik komşudur.

Bu gerçek doğru okunursa bugünkü güvenlik işbirliği, yarının çok daha kapsamlı Türkiye–Bulgaristan stratejik ortaklığının temel taşlarından biri olabilir.

Rafet ULUTÜRK

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

8 − 3 =