Türk’ün Yolu Yeniden Başlıyor

Rafet ULUTÜRK

Bugün bizler, Tutk Dünyası Gönüllüleri BULTÜRK Derneği ev sahipliğinde

Dünya Türk Gönüllüler Birliği çatısı altında, sadece bir teşkilat değil, tarihi bir sorumluluğun yükünü taşıyan bir fikir hareketi başlatıyoruz. Bu hareket; geçmişin ihtişamını sadece anlatmak için değil, geleceğin yükünü omuzlamak içindir.

Bu çıkılan yol, yeni değildir. Binlerce yıl önce başlamış, bazen bir çadırda, bazen bir otağda, bazen bir sancakta dalgalanmış, bugünse gönüllerde yeniden ayağa kalkmaktadır.

Tarihte Türk’ün izi olan her coğrafyada bir iz bırakan yürüyüş vardı.

O yürüyüşün başladığı yer Mete Han’dı.

Devamı Oğuz Kağan’dı.

Taşa kazınan sözlerde Bilge Kağan’dı.

Anadolu’da kapıyı açan Alparslan’dı.

Devleti kuran Osman Gazi, dünyayı şaşırtan Fatih Sultan Mehmet’ti.

Cumhuriyeti kuran ise Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tü.

Şimdi bu çizginin devamında duruyoruz.

Bir karar noktasındayız:

Ya bu mirası hakkıyla taşıyacağız, ya da tarihin izinden çekilip yokluğa karışacağız.

Üçüncü bir yol yoktur.

Bugün dünyada yeni bir güç paylaşımı yaşanıyor.

Söz sahibi olanlar; sadece teknolojisiyle değil, vizyonuyla, insan gücüyle ve gönül coğrafyasıyla etkili olanlardır.

Ancak acı bir gerçek var:

Türk Dünyası büyük ama dağınık.

Zengin ama ortak akıldan uzak. Köklü ama kadrosuz.

Evet, en büyük eksiğimiz: nitelikli insan.

Dava adamları az, ideal sahipleri yorgun, gençlik yönsüz.

O yüzden bu birliktelik, sadece bir sivil platform değil;

Bir bilinç okulu, bir karakter mektebi olmalıdır.

Çünkü Türk Dünyası’nın yeniden yükseleceği yer;

ne sadece kurultay salonlarıdır,

ne de büyük konferans kürsüleridir.

Türk’ün yeniden dirileceği yer, insanın kendisidir.

Bugün bizler bir yol açıyoruz:

Gönüllerle, samimiyetle, kararlılıkla…

Çünkü gönüllü olan insan, sadece emek vermez;

ruhunu verir, zamanını feda eder, tereddüt etmeden sorumluluk alır.

Unutmayın, bir gönüllü; fikri, eylemi ve ahlakıyla yüz kişiye bedeldir.

Ve biz bu gönüllülerle yola çıkıyoruz.

Maksadımız, sadece konuşmak değil.

Dertlere derman olacak kadrolar yetiştirmek.

Sadece teşhis koymak değil, çözüm üretmek.

Sadece alkış almak değil, iz bırakmak.

Ey gençler!

Sizden istediğimiz; sadece bizi dinlemeniz değil.

Zihninizi uyandırmanız, kalbinizi harekete geçirmenizdir.

Bugünü analiz edin, geleceği inşa etmek için düşünün.

Ve şu soruyu her sabah kendinize sorun:

“Ben bugün ne yaptım ki yarın Türk Dünyası benden gurur duysun?”

Son sözümüz şudur:

Biz, bu yola çıktık.

Çünkü biliyoruz ki, Dünya ancak erdemli adamlarla yönetilir.

Biz bu adamları yetiştirmeye, bu fikirleri inşa etmeye geldik.

Ve inanıyoruz:

Birlik olursak, dünya bizimle konuşmak zorunda kalacaktır.

Dağınık olursak, kendi içimizde kayboluruz.

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 × four =