Rafet ULUTÜRK
Bazen bir millet yürür…
Arkasında ordu yoktur ama önünde devler diz çöker.
Çünkü o millet, zulmün karşısında susmamayı, dostlarına sırt çevirmemeyi,
yetimin başını okşamayı görev bilmiştir.
İşte o millet… Türkiye’dir.
Bugün Türkiye sadece kendi geleceği için değil,
dağılan umutlar, sömürülen topraklar, yetim bırakılan halklar için de yürüyor.
Bu yürüyüş, bir çıkar değil; bir vicdan yürüyüşüdür.
Bir Yolun Adı: Zengezur
Zengezur…
Bir dağın adı değil sadece.
Yarım kalmış duaların, yarım bırakılmış birliğin adıdır.
Zengezur Koridoru Türk dünyasını birleştirecek, ama aslında çok daha fazlası olacak:
Türk’ün kalbi, Türk’ün kolu, Türk’ün dili bir olacak.
Adriyatik’ten Çin Seddi’ne uzanan hayalin ilk tuğlası oraya konulacak.
Amerika 100 yıldır istedi bu yolu.
Ama onların niyeti birleştirmek değil, bölmekti.
Türkiye ise birleştirmeye geliyor.
Yol açmaya, gönül yapmaya, tarih tamir etmeye…
Somali’de El Konulan Yardım Değil, İtibardı
Türkiye Somali’ye gıda değil, umut gönderdi.
Tank değil, dua gönderdi.
Yardım konvoylarımızın üstünde, sadece Türk bayrağı değil,
bir annenin “çocuklarım artık güvende” duası vardı.
Ve bir sabah…
Puntland eyaleti, Türkiye’den giden askeri yardımlara el koydu.
Bu sadece bir diplomatik kriz değil…
Bu, Türkiye’nin iyiliğine kurulan bir tuzaktı.
Üstelik bu eyaletin arkasında kim vardı?
Birleşik Arap Emirlikleri, İsrail ve yine o suskun dünya…
Yemen’den Bir Ses: “Geçemezsiniz!”
Yemen’de Husiler, Türk gemilerine tehdit savurdu:
“İsrail’in yanında yer alıyorsunuz, sizi geçirmeyiz.”
Ne acıdır…
Barışı taşıyan Türkiye’yi, savaşla durdurmaya çalışıyorlar.
Bir yanda mazlumlar için ilaç götüren gemiler…
Diğer yanda karanlığa teslim olmuş bir zihniyet!
Ama bu millet şunu bilir:
“Senin niyetin neyse, Allah sana onu nasip eder.”
Bizim niyetimiz barışsa, dünyayı da barışa mecbur bırakırız.
Hepsinin Derdi Ortak: Türkiye Durmasın!
İran, İsrail, BAE, Avrupa…
Hepsi birleşti.
Farklı inançlar, farklı siyasetler, farklı hesaplar…
Ama tek bir ortak korkuları var:
“Türkiye büyüyor!”
Çünkü Türkiye büyüdükçe,
onların yıllarca süren sömürüsü son buluyor.
Türkiye yürüdükçe,
susmuş halklar ses buluyor.
Ve Türkiye konuştuğunda,
kibirli zalimler titreye titreye sessizliğe gömülüyor.
Yara Yara, Dua okuya okuya…
Evet, her adım kolay değil.
Her limanda dost yok,
her masada adalet yok,
ama bizim yüreğimizde Allah var.
Ve biz şunu biliriz:
Bir milletin yüreği temizse, yolu diken de olsa çiçek açar.
Biz Libya’da yara aldık ama geri çekilmedik.
Suriye’de tuzak gördük ama pes etmedik.
Azerbaycan’da omuz olduk,
Somali’de kardeş olduk.
Ve şimdi…
Yemen, Zengezur, Afrika, Orta Asya…
Her yerde aynı mesajı veriyoruz:
Biz Türk’üz.
Geldiğimiz yerde mazlum güler, zalim hesap yapar.
Bu Yürüyüş Bir Milletin Duasıdır
Bu sadece Türkiye’nin yükselişi değil.
Bu; Karabağ’da ölen askerin,
Afrika’da susuzluktan can veren çocuğun,
Türkistan’da ezan sustuğunda ağlayan annenin duasıdır.
Onlar yıllarca “bir gün gelir mi?” diye bekledi.
O gün geldi.
Ve Türkiye yürüyor.
Kim durdurabilir bir duayı?
Çünkü Türkiye yalnızca yola çıkmadı.
Bir milletin yüreğini, bir ümmetin duasını, bir çağın hesabını sırtlandı.
Ve artık geri dönüş yok.
Yaraları sararak, gönülleri onararak, tuzakları boza boza…
Türkiye yürüyor. Dünya izliyor. Saflar belli. Biz hazırız.