Rafet ULUTÜRK
Mete Han’dan Cumhuriyet’e, Cumhuriyet’ten Yeni Bir Başlangıca
Mete Han’la Başlayan Yürüyüş
Tarihi bir nehir gibi düşünün… Kimi milletlerin izi bu nehirde bir damla kadar sürer, sonra kaybolur. Türklerin izi ise dağlardan kopup gelen kudretli bir ırmak gibidir. Bu ırmağın ilk büyük yatağı Mete Han’dır. Milattan önce Hun ordularını kurarken yalnızca bir devlet değil, aynı zamanda bir disiplin, bir kimlik ve bir “cihan hâkimiyeti” fikri ortaya koydu.
16 Bayrak, 16 İmparatorluk
Hunlardan Göktürklere, Avarlardan Karahanlılara, Gaznelilerden Selçuklulara kadar Türk milleti 16 bayrak altında defalarca imparatorluk kurdu. Her devlet yıkıldığında küllerinden bir diğeri doğdu. Bu, milletimizin en büyük özelliğidir: Düşer, ama yeniden kalkar. Kırılır, ama dağılmaz. Her defasında tarih sahnesine daha güçlü döner.
Selçuklu: Ufuk Açan Devlet
Selçuklu, Türklerin Anadolu’ya yürüyüşüdür. Alparslan’ın Malazgirt’te açtığı kapı yalnızca Anadolu’yu değil, Türklerin kaderini de değiştirdi. Selçuklu, ilimle, mimariyle, adaletle dünyaya damga vurdu. Doğudan batıya uzanan ticaret yollarında barış ve güvenliği sağladı.
Osmanlı: Altı Asırlık Cihan Düzeni
Osmanlı, Türk tarihinin en uzun soluklu imparatorluğu oldu. Altı yüz yıl boyunca üç kıtada hüküm sürdü. Bu imparatorluk, yalnızca savaş meydanlarında değil; adalet divanlarında, vakıf külliyelerinde, cami avlularında, çarşı pazarlarda da büyüklüğünü gösterdi. Osmanlı, Türk milletinin cihanla kurduğu bağın en güçlü halkasıydı.
Cumhuriyet: Reklam Arasında Doğan Güç
Sonra perdeye kara bir gölge düştü. İmparatorluk çöktü, millet yorgundu, topraklar parçalandı. Sanki 600 yıllık film yarıda kesilmişti, 100 yıllık bir reklam arası başlamıştı. Ama işte o sırada Cumhuriyet doğdu. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde Türk milleti küllerinden bir kez daha dirildi. Cumhuriyet, milletin yeniden ayağa kalkışının, bağımsızlık tutkusunun en parlak ifadesiydi.
Yeni Bir Başlangıç: Tarihin Çağrısı
Bugün dünya yeniden bir arayış içinde. Savaşların, krizlerin, adaletsizliklerin ortasında insanlık, vicdan ve adalet peşinde. Tam da bu noktada Türklerin 2200 yıllık yürüyüşü, yeni bir başlangıca hazırlanıyor. Bu kez kurulacak imparatorluk tanklarla değil, bilgiyle; kılıçlarla değil, teknolojiyle; zorbalıkla değil, adalet ve merhametle yükselecek.
16 bayrağın mirası, Mete Han’dan Osmanlı’ya, Cumhuriyet’ten bugüne uzanan çizgi, bize şunu fısıldıyor:
“Hazır olun… Reklam arası sona erdi. Film kaldığı yerden, ama çok daha güçlü bir şekilde devam ediyor.”