BU SEÇİMLERDE SON NOKTAYI KİM KOYACAK?

Üçüncü aday mı, diaspora mı, Türk oyları mı?

Rafet ULUTÜRK
BULTÜRK Genel Başkanı

Bulgaristan cumhurbaşkanlığı seçimine yaklaştıkça benim gördüğüm en önemli gerçek şudur:

Bu seçimde ilk sırada kimin çıktığı kadar, ikinci turda kimin kimi destekleyeceği önemli olacaktır.

Çünkü bugünkü siyasi tablo parçalıdır.

Seçmen parçalıdır.

Partiler arasındaki mesafeler değişmektedir.

Eski siyasi aidiyetler çözülmektedir.

Türk seçmenin geleneksel adresi artık eskisi kadar belirgin değildir.

Türkiye ve Avrupa’daki Bulgaristan vatandaşlarının oyları giderek daha önemli hale gelmektedir.

Üstelik üçüncü sırada kalacak adayın veya siyasi çevrenin ikinci turdaki tavrı da sandığın kaderini değiştirebilir.

Bu yüzden bugün şu soruyu sormak gerekir:

Bulgaristan’ın yeni cumhurbaşkanını gerçekten kim seçecek?

Birinci gelen aday mı?

Üçüncü sıradaki adayın seçmeni mi?

Yurt dışındaki Bulgaristan vatandaşları mı?

Yoksa yıllardır kritik seçimlerde denge unsuru olan Türk oyları mı?

Kanaatim şu:

Bu seçimde son noktayı tek bir grup koymayacak. Son noktayı bu üç büyük gücün kesiştiği yer koyacaktır.


BİRİNCİ TUR BAŞKA, İKİNCİ TUR BAMBAŞKA BİR SEÇİMDİR

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde birinci turun matematiği ile ikinci turun psikolojisi aynı değildir.

Birinci turda seçmen daha çok kendi adayına, kendi partisine veya siyasi kimliğine göre oy verir.

İkinci turda ise mesele değişir.

İki aday kalır.

O anda seçmen artık sadece “Kimi istiyorum?” diye sormaz.

Aynı zamanda:

“Kimi istemiyorum?”

diye de düşünmeye başlar.

İşte bu nedenle birinci turda yüzde 8, yüzde 10 veya yüzde 15 oy alan bir adayın seçmeni ikinci turda bir anda belirleyici hale gelebilir.

Birinci turda üçüncü olmak kaybetmek anlamına gelmeyebilir.

Bazen üçüncü olan aday, ikinci turun gerçek hakemine dönüşebilir.


ÜÇÜNCÜ GELEN ADAY “KRAL YAPICI” OLABİLİR

Eğer seçim ikinci tura kalırsa üçüncü sırada yer alacak adayın veya siyasi çevrenin önemi olağanüstü artacaktır.

Bugün konuşulan isimler arasında farklı siyasi çizgiler vardır.

İliyana Yotova daha geniş ve kurumsal bir seçmen tabanına seslenmeye çalışmaktadır.

Andrey Gyurov başka bir merkez oluşturmaktadır.

Ivan Hristanov veya İvelin Mihaylov gibi isimlerden biri üçüncü sırada güçlü bir oy elde ederse, onun seçmeninin ikinci turdaki davranışı belirleyici olabilir.

Burada önemli olan şudur:

Üçüncü aday ikinci tura kalmayabilir ama seçmeni kalır.

Ve o seçmen bir gecede ortadan kaybolmaz.

O oyların sahibi insanlar ertesi sabah şu soruyu soracaktır:

“Şimdi kimi destekleyeceğiz?”

İşte ikinci turun gerçek pazarlığı burada başlar.

Ancak bundan daha önemli bir şey vardır.

Adayın “Ben şu kişiyi destekliyorum” demesi, seçmeninin tamamının aynı yere gideceği anlamına gelmez.

Yeni seçmen davranışı artık böyle işlemiyor.

Seçmen daha bağımsızdır.

Bu nedenle üçüncü sıradaki adayın desteği önemli olmakla birlikte tek başına yeterli değildir.


DIŞARIDAN GELEN OYLAR ARTIK SEÇİMİN KENARINDA DEĞİL

Bir başka büyük faktör diaspora olacaktır.

Bulgaristan siyasetinin yıllardır yaptığı büyük hatalardan biri, ülke dışında yaşayan vatandaşlarını seçim dönemlerinde hatırlamasıdır.

Oysa bugün Türkiye’de, Batı Avrupa’da ve dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan yüz binlerce Bulgaristan vatandaşı vardır.

Bu insanlar Bulgaristan’dan kopmuş değildir.

Aileleri Bulgaristan’dadır.

Mülkleri Bulgaristan’dadır.

Köyleri Bulgaristan’dadır.

Kimlikleri Bulgaristan’dadır.

Ve en önemlisi oy hakları vardır.

2021 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yalnızca Türkiye’den çok ciddi bir katılım gerçekleşmiş olması, bunun ne kadar önemli olduğunu göstermiştir.

Önümüzdeki seçimde de Türkiye sandıkları özellikle ikinci turda kritik olabilir.

Çünkü ikinci turların temel özelliği şudur:

Oy farkları küçülebilir.

Bulgaristan içerisindeki iki adayın arasında 50-100 bin oy fark kaldığını düşünün.

Türkiye’den, Almanya’dan, Belçika’dan, Hollanda’dan ve diğer ülkelerden gelen oylar bir anda seçimin yönünü değiştirebilir.

Bu nedenle diaspora artık Bulgaristan siyasetinin “dışarıdaki seçmeni” değildir.

Diaspora seçim sisteminin aktif parçasıdır.


PEKİ TÜRK OYLARI?

Bence asıl stratejik soru burada başlamaktadır.

Çünkü Türk oylarının durumu diğer bütün seçmen gruplarından farklıdır.

Uzun yıllar boyunca Bulgaristan’daki Türk seçmenin siyasi adresi büyük ölçüde belliydi.

2009’da DPS yaklaşık 610 bin oy seviyesine ulaşmıştı.

Bu yalnızca bir parti başarısı değildi.

Bir toplumun çok büyük bölümünün aynı siyasi merkeze duyduğu güvenin göstergesiydi.

Ancak bugün o tablo yok.

Parti bölündü.

Seçmen parçalandı.

Güven azaldı.

Gençler farklı düşünüyor.

Türkiye’de yaşayan Bulgaristan vatandaşları farklı düşünüyor.

Avrupa’daki diaspora farklı düşünüyor.

Bulgaristan içerisindeki Türk gençliği de anne ve babalarının siyasi refleksleriyle hareket etmiyor.

İşte bu nedenle çok önemli bir gerçek ortaya çıkıyor:

Türk oyları bugün hiçbir siyasi partinin garantili oyu değildir.

Bu, Bulgaristan siyasetinde belki de son otuz yılın en büyük değişimlerinden biridir.


700 BİNLİK POTANSİYELİN ADRESİ BELLİ DEĞİL

Bulgaristan içerisindeki Türk seçmen, Türkiye’de yaşayan Bulgaristan vatandaşları ve Avrupa diasporası birlikte düşünüldüğünde çok geniş bir seçmen potansiyeli ortaya çıkmaktadır.

Ben bunu yaklaşık 700 bin kişilik geniş bir siyasi alan olarak değerlendiriyorum.

Burada özellikle altını çiziyorum:

Bu 700 bin kişinin tamamı aynı adaya oy vermeyecektir.

Böyle bir iddia gerçekçi olmaz.

Katılım oranı değişir.

Siyasi tercihler farklılaşır.

Gençlerle yaşlılar aynı düşünmez.

Türkiye’de yaşayanla Bulgaristan’da yaşayan aynı davranmayabilir.

Fakat mesele sayıdan çok başka bir şeydir:

Bu seçmen kitlesinin bugün tek bir siyasi yönlendiricisi yoktur.

İşte seçimdeki en büyük belirsizliklerden biri budur.

Eskiden siyasi partiler Türk seçmenin nerede duracağını yaklaşık olarak hesaplayabiliyordu.

Bugün bunu hesaplamak çok daha zor.

Dolayısıyla bu seçimde Türk oyları hem büyük fırsat hem büyük bilinmezliktir.


TÜRK OYLARININ DEĞERİ İKİNCİ TURDA KATLANIR

Birinci turda Türk oyları birkaç aday arasında bölünebilir.

Ama ikinci turda yalnızca iki isim kalacaktır.

İşte o anda Türk seçmenin siyasi ağırlığı katlanacaktır.

Varsayalım iki aday arasında 150 bin oy fark var.

Türk seçmenin 200-300 bin kişilik aktif bir bölümü tek yönde hareket ederse denge değişebilir.

Türkiye’deki sandıklar da aynı yönde kuvvetli katılım gösterirse seçim sonucu tamamen farklılaşabilir.

Bu yüzden ikinci tura kalan hiçbir aday şu hatayı yapmamalıdır:

“Türk oyları zaten bir şekilde gelir.”

Hayır.

Bu seçimde gelmeyebilir.

Türk seçmen artık soru soruyor.

Şunu soruyor:

“Beni seçimden sonra da hatırlayacak mısın?”

“Devlet yönetiminde bize yer verecek misin?”

“Türk gençlerini sadece sandığa mı çağıracaksın, yoksa devlet kadrolarına da çağıracak mısın?”

İşte yeni Türk seçmen davranışı buradan doğacaktır.


BU SEÇİMDE EN BÜYÜK DEĞİŞİM: OYLAR SERBESTLEŞİYOR

Bulgaristan siyasetinin alışık olduğu eski bloklar çözülüyor.

Bu çok önemlidir.

Geçmişte seçmen davranışları daha kolay hesaplanabiliyordu.

Bir parti şurada güçlü.

Diğeri burada güçlü.

Türkler şu partiye gider.

Milliyetçi seçmen şu adrese gider.

Şehirli seçmen başka bir yere gider.

Bugün bu harita giderek bozuluyor.

Seçmen daha bireysel karar veriyor.

Parti liderine kızıp başka adaya oy verebiliyor.

Yerel seçimde desteklediğini cumhurbaşkanlığı seçiminde desteklemeyebiliyor.

Birinci turda bir adaya, ikinci turda tam tersine oy verebiliyor.

Bu nedenle 2026 seçimleri bir “parti seçimi” değil, büyük ölçüde seçmen davranışı seçimi olacaktır.


YOTOVA İÇİN EN BÜYÜK FIRSAT VE EN BÜYÜK RİSK

Eğer İliyana Yotova birinci turdan güçlü çıkarsa önünde büyük bir fırsat olacaktır.

Geçmiş seçimlerde Türkiye’de sandıkların açılması ve Bulgaristan vatandaşlarının oy kullanma imkanlarının korunması konusunda gösterdiği olumlu yaklaşım Türk seçmen tarafından unutulmuş değildir.

Fakat bu kez yalnızca geçmiş yeterli olmaz.

Yeni bir adım gereklidir.

Türk toplumuna doğrudan seslenmesi gerekir.

DPS üzerinden değil.

Eski siyasi aracılar üzerinden değil.

Doğrudan vatandaş üzerinden.

Ve somut konuşmalıdır.

Cumhurbaşkanlığı danışman kadrosunda kaç Türk olacak?

Genç Türk hukukçulara, ekonomistlere, akademisyenlere, diplomatlara yer verilecek mi?

Türkiye’deki Bulgaristan vatandaşlarıyla kurumsal ilişki kurulacak mı?

Türklerin yoğun yaşadığı bölgelerin kalkınmasına yönelik özel program olacak mı?

İşte bunlara cevap verirse Türk seçmenin önemli bölümünü kazanabilir.


ÜÇÜNCÜ ADAYIN OYU MU DAHA ÖNEMLİ, TÜRK OYU MU?

Sorunun cevabı aslında ikisini birbirinden ayırmamaktır.

Üçüncü adayın oyları bir siyasi bloktur.

Türk oyları ise bütün partilerin içerisinde dağılabilecek geniş bir seçmen havuzudur.

Diaspora ise coğrafi olarak farklı fakat psikolojik olarak çok etkili bir başka seçmen alanıdır.

İkinci turda kazanan aday şu üç alanın en az ikisini kendisine çekebilirse büyük avantaj sağlar:

  1. Üçüncü sıradaki adayın seçmeni,
  2. Türk seçmen,
  3. diaspora oyları.

Seçimin anahtarı buradadır.


DIŞ OYLAR İLE TÜRK OYLARINI AYNI ŞEY SANMAMAK GEREKİR

Burada önemli bir stratejik ayrım yapmak gerekir.

Türkiye’den gelen oyların büyük bölümü Türk kökenli Bulgaristan vatandaşlarından gelebilir.

Fakat diaspora yalnızca Türkiye değildir.

Almanya’da yaşayan Bulgarlar vardır.

İspanya’da vardır.

Belçika’da vardır.

Hollanda’da vardır.

İngiltere’de vardır.

Dolayısıyla “yurt dışı oyu” ile “Türk oyu” tamamen aynı şey değildir.

Bunların kesiştiği alan vardır ama aynı değildir.

Bu da ikinci tur hesabını daha karmaşık hale getirir.


EN BÜYÜK BELİRSİZLİK: SEÇMENE KİM ULAŞABİLECEK?

Bugün benim gördüğüm kadarıyla Bulgaristan’da adaylardan çok organizasyon kapasitesi önem kazanacaktır.

Kim sahaya inecek?

Kim köylere gidecek?

Kim Türkiye’ye gelecek?

Kim gençleri ikna edecek?

Kim diaspora ile doğrudan ilişki kuracak?

Kim sosyal medyada yeni nesle ulaşacak?

Kim ikinci turda bir hafta içerisinde yüz binlerce seçmeni sandığa getirebilecek?

Bu seçim belki de yalnızca fikirlerle değil, organizasyon gücüyle kazanılacaktır.


TÜRK SEÇMENİN YENİ FORMÜLÜ: PEŞİN DESTEK YOK

Türk toplumunun da yeni bir siyasi anlayış geliştirmesi gerekir.

Aday kim olursa olsun şu prensip geçerli olmalıdır:

Peşin destek yok.

Önce program.

Önce taahhüt.

Önce temsil.

Önce eşit vatandaşlık.

Sonra destek.

Bu pazarlık siyaseti değildir.

Demokratik vatandaşlığın doğal gereğidir.

Bir toplum kendi oyunun değerini bilmiyorsa başkalarının ona değer vermesini bekleyemez.


SEÇİM GECESİ BELKİ DE HARİTA BAŞKA OKUNACAK

Ben şimdiden bir ihtimal görüyorum.

Seçim gecesi televizyonlarda yalnızca Sofya, Plovdiv ve Varna sonuçlarına bakılmayabilir.

Aynı zamanda:

Kırcaali’ye bakılacak.

Razgrad’a bakılacak.

Şumen’e bakılacak.

Silistre’ye bakılacak.

Türkiye sandıklarına bakılacak.

Batı Avrupa sonuçlarına bakılacak.

Ve herkes aynı soruyu soracak:

“Bu oylar kime gitti?”

İşte seçimlerin sürprizi burada çıkabilir.


SON NOKTAYI KİM KOYACAK?

Şimdi baştaki soruya dönelim.

Bu seçimlerde son noktayı kim koyacak?

Üçüncü gelen aday mı?

Diaspora mı?

Türkler mi?

Benim cevabım şudur:

Tek başına hiçbiri. Ama üçü birlikte cumhurbaşkanını belirleyebilir.

Üçüncü aday ikinci turun siyasi yönünü belirleyebilir.

Diaspora oy farkını kapatabilir.

Türk seçmen ise doğru adayda birleşirse son teraziyi çevirebilir.

Bu nedenle 2026 seçimlerinin anahtar kelimesi:

belirsizlik değil, hareketlilik olacaktır.

Çünkü oylar artık sabit değil.

Partiler artık seçmeni otomatik olarak taşıyamıyor.

Eski siyasi merkezler zayıflıyor.

Yeni siyasi adresler aranıyor.

Böyle dönemlerde sandığa yalnızca en güçlü parti değil, en doğru ittifakı kurabilen aday hükmeder.

Benim tahminim şudur:

Bu seçimde cumhurbaşkanını birinci turdaki en güçlü adaydan çok, ikinci turda üçüncü adayın seçmenini, Türk oylarını ve diasporayı aynı anda ikna edebilen aday belirleyecektir.

Ve Bulgaristan Türkleri açısından asıl mesele bundan da büyüktür.

Bu seçim yalnızca kimi cumhurbaşkanı yapacağımızı göstermeyecek.

Bulgaristan Türklerinin yeniden siyasi denge unsuru olup olmayacağını da gösterecektir.

Bu nedenle bu seçimde Türk seçmenin sloganı şu olmalıdır:

Oyumuz var.
Gücümüz var.
Ama bu defa irademiz de olacak.

Rafet ULUTÜRK
BULTÜRK Genel Başkanı

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

seven − six =