BULGARİSTAN İÇ POLİTİKASI VE SEÇİMLERLE İLGİLİ

SORU : Bulgaristan seçim sonuçları hakkındaki yorumlarınızı alabilir miyiz?

Bulgaristanda yenilenen son seçimden sonra da sandıktan beklenen ve istikrarı sağlayacak bir aritmetik çıkmadı. Bunun temel sebebi Yönetime aday olanların Bulgaristan’ın kodlarını tam okunamaması olduğunu düşünüyorum.

Malum güç odaklarının, siyaseti yönlendirme ve çıkar çatışmaları sebebiyle; Bulgaristan’ın kendi göbeğini kendinin kesmesine müsaade etmeyeceği çok açıktır.  Bu merkezlerinin bir süre daha Bulgaristan’da istikrarın sağlanmasına ve müsade etmeyeceklerini değerlendiriyorum.

Bu güçlerin adını zikretmeye bile gerek yok, Bulgaristan’ın geleceğini dert edinen, Dünya standartlarında bir demokrasi ve sosyal devlet olması için emek harcayan, elini taşın altına koyan herkesin, bu gerçeğin farkında olduğunu düşünüyorum.

Bulgaristan seçim sonuçlarını bu pencereden değerlendirmek zorundayız.

Bu durumda ;

Ekonominin sürdürülebilirliği, AB fonların kullanımı ve acil ihtiyaçlar için, geçici de olsa hükümetin kurulması beklenilmeden, bir bütçenin kabul edilmesinin öncelikli bir hedef olduğu görülüyor. Başka seçenek de yok gibi. Çünkü kaybedilen her zaman halkın aleyhine işliyor. Türkiye’den bakışla; Geçici hükümet de olsa bunun Değişime Devam Partisi  tarafından kurulabileceğini düşünüyoruz. Hükümet kurulsa bile kalıcı olmayacağını ve Ekim ayında yerel seçimlerle birlikte milletvekili seçimleri de yenileneceğini düşünüyorum. Partiler, DIŞ MİHRAKLARIN değil, HALKIN gücünü ve desteğiyle siyaset yapmadıkça! Kaybeden hep Bulgaristan ve hep vatandaşları olacaktır.

Bir Türk söz şöyle der. “Bölüşürsek TOK oluruz, Bölünürsek YOK oluruz” .

Bulgaristan önemli hatta stratejik bir komşumuz ve yüzyıllarca kader birliği yapmış dost ve kardeş bir ülkeyiz. Bulgaristan’da etnik milliyetçilik temelli siyaset yapanların milleti kutuplaştırıp bölmekten başka sonuçları olmayacaktır. Bu anlayışa şans dahi tanınmaması gerekir. Özellikle azınlıktan fazla nüfusa sahip ülkeler için bu anlayış üzücü ve tehlikeli sonuçlara sebep olur. Önemli olan partiler  tüm Bulgaristan’ı kucaklayan politikalara sahip çıkmalıdırlar.

Bunu söyleyen ilk  1919 Yılında ALEKSANDIR STANBOLIYSI olmuş.Azınlıkları da yanına çekebilmiş ve Halka ; “GELİN BU ÜLKEYİ BERABER YÖNETELİM” demiştir.

Bu gün buna cesaret eden parti başkanı yok.

Bu gün bir parti başkanı çıkıp aynı söylemi kullansa ve “Gelin bu ülkeyi beraber yönetelim” dese ve sözünün arkasında durup buna uygun siyasetle halkı buna inandırsa…  Eminiz ki; Bulgaristan’a en kısa zamanda İSTİKRAR ve REFAH’a kavuşacaktır. Hatta bu seçimlerde tek başına iktidar dahi olabileceğini iddia ediyorum. Seçime az kala en kullanılışlı söylem budur ve sandıklarda karşılığı hemen görülecektir.

Bulgar partilerine bir bakınız. Yönetimlerinde azınlıklardan olan var mı?

Partiler o halkları görmezden geldikçe, ellerini uzatmadıkça, sözünü dinlemedikçe, dertleriyle dertlenmedikçe halkı etnik siyaset yapan partilere böldürmekten başka bir sonuç beklemek zordur.

Bu gün HAK VE ÖZGÜRLÜKLER Hareketi Türk seçmenlerin oy’unun üstünde kuluçkaya yatmış durumdadır ve rehavet içindedir.

Bulgar Partilerinin Türk oylarının yoğun olduğu il ve ilçelerde neden kaybedeceğini bildiği halde hala Bulgar adayla seçime girmektedir. Anlaşılamamaktadır. O bölgenin sevilen sayılan insanlardan partilerine ilk sırada Türk aday göstermeleri durumunda bahsettiğimiz birlikte yönetim herkesi mutlu edecektir. Etnik kimlikten ziyade LİYAKAT’a dikkat edilmelidir. Eşitlik ve Adalet herkesin temel hakkı ve özlemidir. Bir Bulgar partisinin, başkan yardımcısının Türk olması gibi bir hayalim var. Neden olamasın?  Bu durumda Bulgar ve Türk fark etmez, etnik kimlik siyasetçilerinin önü kesilmiş olacaktır.
Bu gün Bulgar partilerinin Türk nüfusunun yoğun olduğu bölgelerden Belediye bşk çıkaramamasının nedenini anlamak için çok akıllı olmaya gerek yok.

Bu arada Bulgar partilerinin gösterdiği Türk adaylar ya seçilemeyecek sırada ya da o bölgede sevilmeyen şahsiyetler. Neden daha sevilen, toplum önderi ya da potansiyeli olan adaylar çıkarmıyorlar.
Örneğin, Kırcali nüfusunun %70 ‘i Türk ve Bulgar partileri burada Bulgar adaylarla yarışıyor. Bu yanlıştaki ısrarlarının anlamak mümkün değil.

Yoksa, sesi AB parlamentosundan bile duyulan, devletin en tepelerine kadar bulaşmış rüşvet, yolsuzluk çarklarında aparat olarak kullanılamayacağı için mi dürüst insanlara ihtiyaçları yok.
Gerçekleri gören halkın aklı karışıktır ve bu nedenle de sandıktan hep kaos çıkmaktadır.
Eğer bir parti halkın nabzını doğru tutup, ikna edici vaatlerle halkın karşısına çıkarsa, hizmet edeceğine inandırırsa! büyük parti olmaya aday olacaktır.
Tekrar ediyorum, Bulgaristan ve Türkiye iki sınır komşusu ülkedir. Birbirine ihtiyacı vardır. Ama bu dostluğa daha ziyade Bulgaristan’ın ihtiyacı vardır. Bir zamanlar SSCB yi doyuran tarım ülkesi Bulgaristan bu gün %60 dışa bağımlı duruma gelmiş durumdadır. Türkiye coğrafyasıyla nüfusuyla ve bin yıllık devlet tecrübesi ile büyük bir ülkedir. Bulgaristan’ın tarımda, turizmde vb. diğer stratejik konularda işbirliğinden karşılıklı büyük faydalar göreceği büyük bir komşu ülkesidir Türkiye.
Bulgaristan ekonomik sebeplerle yetişmiş ve önemli bir çok insan sermayesini AB ülkelerine “beyin ve işgücü göçü”ne kaptırmış durumda.
Bu insanları tekrar geriye Bulgaristan’a çekecek yolların, teşviklerin, oluşumların yollarını aramak, bulmak zorunda. Partiler milletvekili seçimlerinde AB’de yaşayan, temsil niteliği ve potansiyeli olan kişiler için en azından bir kişilik kontenjan ayırmalıdır.

Hatta 30 seçim bölgesine  ilave  olarak ,

·      31. Seçim bölgesi Avrupa Birliği bölgesi
·      32. Seçim bölgesi Orta Asya olmalıdır.

Böylece bu bölgenin seçmenleri parlamentoya kendilerini temsil eden vekil göndererek, temsilde adalet sağlanacak sevinçte ve hüzünde birlik, beraberlik, kaynaşma sağlanacaktır.
Bu konuda benzer bir öneri olarak; Bulgaristan demokrasisini bir üst seviyeye çıkaracağı inancıyla, 5 yıl önce; “BULGARİSTAN DIŞINDAKİ VATANDAŞLARINDAN SORUMLU BİR BAKANLIK OLUŞTURULMALI” diye yazmıştım.

“Türkiye’de neden çoğunluk HÖH’e oy veriyor?” diye soranlara; Çünkü HÖH’ün İstanbul’da, İzmir’de Ankara’da Bursa’da ve bir çok yerde temsilcilikleri var diyoruz. Yani Türk partisi olmaları yetmiyor temsilcilikleri var. Başka bir Bulgar Partisinin temsilciliği var mı? YOK. Türkiye’deki vatandaşlara vaadiniz yok ise! diyecek bir şey yok.

Var ise onlara ulaşacak iletişim kanallarına ihtiyacınızda var demektir. Ve Türkiye’deki seçmen sayısı azımsanmayacak kadar da fazladır. 2 Nisan seçimlerinde Bir Bulgar Partisi bu girişimde bulundu. Geldi en azından bizimle iletişime geçip üyelerimize kendisini anlatma fırsatı buldu.

Bu üyelerimiz ve bizim tarafımızdan çok olumlu değerlendirildi. Bunun bir güzel bir iletişim başlangıcı olduğunu ve devam etmesini dilediğimiz söyleyelim. Yerel seçimlerde biraz daha erken başlayarak daha geniş iletişim kanallarıyla, düzenlenecek toplantılarla iyi niyet ve samimi vaatlerin sandıkta karşılığı olacağına kesinlikle inanıyoruz.

Cesaret ve azim gerektiren bu toplantılar öncelikle önyargıları alt-üst edecektir.

İletişim çağının zirvelerinde bu teknoloji şemsiyesinde ne yalan söylemek mümkündür ne de suç. Saniye seslerin, konuşmaların, yolsuzlukların, görüntülerin paylaşıldığı bir teknoloji dünyasındayız. Eskisi gibi yalanlarla siyaset yapmak mümkün değil. Bundan sonra çağın beklenti ve gereklerine göre davranan siyasetçiler kazanacaklar.

Soru: TÜRKİYEDEKİ SEÇİMLER İÇİN NELER SÖYLERSİNİZ? KAZANAN KİM olur.

Türkiye’de yapılan anketlere göre seçimler kafa kafaya gidiyor gibi. Ama siyasette 12 saat bile uzun bir süre diye bilinir. Erdoğan Pandemi’ye, ekonomik sıkıntılara ve hatta 6 şubatta yaşanan yüzyılın felaketi DEPREM’in etkileriyle rahat bir kampanya yürütmediği gerçek. Partinin metal yorgunluğu yaşadığı da biliniyor. Fakat Erdoğan’ın Türkiye’de yaptığı yatırımların çokluğu, savunma sanayisindeki büyük gelişmeler, Karabağ’daki  Türkiye’nin Azarbaycana verdiği destek, yurtdışındaki itibarı ve karizmasıyla seçimlerde yine ipi göğüsleyeceğine inanç çok yüksek.

Muhalefetin tüm motivasyonu sadece Erdoğan’ı devirmeye yönelik. Seçim kampanyalarında projeler değil ittifak aktörlerinin şahsiyetleri tartışılıyor. Vatandaşa verdikleri tek söz Erdoğan’ı koltuğundan indirmek. Erdoğan koltuğu teslim etse dahi dolduracak muhalif bir lider yok.

Bu güne kadar tek adam diye eleştirdikleri sistem sayesinde yollar, köprüler, marmaray, nükleer santral yatırımları, şehir hastaneleri yapıldı. Şu an milyonlarca insan bu hizmetlerden faydalanıyor. Bunların olmadığını düşünmek dahi istemezler.

Bu arada tıpkı Bulgaristan için yaptığımız yorum gibi Türkiye yönetimine müdahale etmek isteyen Nato dahi devlet düşmanları muhalefetin arkasına saklanmış vaziyette. Seçim bir yerde Milli ve milli olmayanların seçimi diye algılanıyor. Bu ülkede 40 bin şehit var bu insanlar bunu unutamaz neredeyse 3 aileden birinde şehit var demektir. Muhalefete HDP’nin desteği açıklandığı taktirde bu oylar değişecek ve seçimleri çok büyük bir oyla alacaktır Cumhur İttifakı.

Fakat yıllarca 1940 lardan beri sisteme sızıp Türkiye siyasetini yöneten dış güçlerden arınıyor. Bunu seçimlerden sonra daha net ortaya çıkacaktır. Kısaca ABD’nin sözü eylemleri artık kesilecektir. Çoğu temizlendi , tamamı için az bir zaman kaldı. Artık Türkiye Oyuna gelen değil artık dünya çapında oyun kuran bir ülkedir. Yeni Cihan İmparatorluğu yolu başlamıştır. Bu seçim sonrası Milli tarafım diyen Cumhur ittifakı kazandığında Türkiye’nin önü daha da açılmış olacak ve Türkiye’nin önünde kimse duramayacak ve Cumhuriyetin 2. Yüzyılında Türkiye’nin izleri Dünya siyasetinde bir çok ülke tarafından takip edilecek bir yol olacak. Dünyayı değiştiren ve yönlendiren Türkiye olacaktır.

BULTÜRK

Bizler dernek olarak Bulgaristan Türklerini temsil eden onların dertlerini dert edinmiş bir STK’yız. Bu konuda vatandaşlarımıza geçmişin karanlık taraflarını aydınlatmak bu günü doğru anlatmak ve yarının hayalini kurdurmak gibi görev ve sorumlulukla hareket ediyoruz. Bizim bilgi görüş ve analizlerimize ihtiyaç hisseden tüm özel ve kamu kurumlarına pusula görevi yapıyoruz.

Her geçen gün devletimizin bize olan ilgisini daha fazla hissediyoruz. Etkimizin daha artacağına inanıyoruz ve bu etkinin Bulgaristan-Türkiye ilişkilerinde olumlu sonuçları olacağını biliyoruz. Bu konuda üstümüzdeki sorumluluğun ağırlığı ve bilincindeyiz.
Ve işte o gün her çok daha güzel olacak.
Bize duyulan güvene layık olmak en önemli görevimizdir.
Geldiğiniz için, teşekkür ederiz.

Rafet ULUTÜRK
BULTÜRK
Genel Başkanı

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 × 1 =