BULTÜRK’ÜN İLİM VE BİLGİ DOLU KONFERANSLARI DEVAM EDİYOR

03 Aralık 2022 Cumartesi

Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneği “BULTÜRK “

MERZİFON’LU KARA MUSTAFA PAŞA MEDRESESİ Yerleşkesinde bulunan Genel Merkezinde başta Türkiye’de yaşayan üyeleri Bulgaristan Vatandaşları, Türk Dünyası sevdalıları ve tarihe meraklı Saygın takipçilerine haftalık olarak düzenlediği bilgilendirme ve sohbet konferanslarına 03 Aralık 2022 Cumartesi günü saat 14⁰⁰-16⁰⁰ aralığında, tarihçi yazarımız Rafet ULUTÜRK BULTÜRK Başkanımız “DÜNDEN BUGÜNE BULGARİSTAN”  konulu söyleşisiyle devam etti.

_______________________________

Rafet ULUTÜRK’ün konferansı:

Bugün burada bir araya gelmemizin nedeni içten bir temmeni güzel bir vesiledir. Böyle bir soğuk cumartesi gününde buraya gelmeniz bizi onurlandırdı, Hoş geldiniz sefalar getirdiniz.

Beraberliğimiz ortak kaderimiz, o kadar uzun bir yol ki, ancak birlikte yürüyerek bu yolu aşabiliriz.

Bulgaristan’dan kovulunca Türkiye’ye beraber geldik bir birimizden ayrı düşmemeye çalıştık. Bulgaristan’da olan komşuluk bağlarını koparmamak için eski komşularımızın yanlarına aynı mahallelere geldik aynı şehirlere yerleşmeye gayret ettik. Eski gelenlerimiz dedelerimiz de ve onların babaları da öyle yapmışlar. Çünkü bir birilerimizin sıcaklığına ihtiyacımız vardı.

Plevne bozgunundan sonra “bu topraklar bize vatan değilmiş” deyip dönüp arkalarına bakmadan devlet ve anavatan arama yoluna düşenler, 136 yıl boyunca kapanmayan göç kapısını açtı. Bu açık kapı, devlet ve egemen unsur olmayı yitirenlerin kapısı oldu.

1990 yılına kadar gelmek var, geri dönmek yoktu. Bizim nesil yani büyük göçle gelenler, sözüm tam manasıyla sınır kapısını kırdı geçti. “İster giderim ister gelirim, sana ne, bu memleket nekadar seninse o kadar da benim” dedi. O an niteliksel bir değişim oldu, bilinç patlaması yaşandı.

142 yıl devletsiz var olmamızdan, korku içinde, haksız ve hukuksuz yaşamamızdan doğan, tamamen lehimizde olan, nitelik olarak yepyeni bir düzenleme getiren, son durum işte budur. İlk kez olmak üzre, Bulgaristan vatandaşlığımızı tamamen koruduk ve ardından AB vatandaşı da olabildik. Böylece yasal durum tamamen lehimize döndü. Çifte vatandaşlığımızla Bulgarları bile kıskandırdık.

Biraz Bulgar tarihine bir göz atalım;

Bütün soykırımların özündeki politik nitelik devlet terörüdür.
Bize uygulanan devlet baskı ve terörü
1879-1886 yılları arası Prens Aleksandır Batenberg’in,
1887 – 1908 yılları arasında Prens Ferdinand’ın;
1908-1918 yılları arası Kral Ferdinand’ın;
1918-1943 yılları arası oğlu Kral Üçüncü Boris’in ve ardından
45 yıl komünist partisi ve şahsen Todor Jivkov ve yönettiği BKP MK Politik 
Bürosu emirleriyle gerçekleştirilmiştir.
Bu, bugün de devam eden bir devlet politikasıdır.

Uygulanan devlet terörünün adı “parlamenter demokrasi”, “faşist monarşi”, “sosyalist demokrasi”, “totaliter diktatörlük” ve günümüzde adının tanımı biçimlenmemiş bir biçimde, değişik biçimlerde devlet terörü siyasetinin kesintisiz devamıdır.

Bu 1877-78 savaşıyla başlamıştır.
Yıldırma, sindirme, tehdit, korkutma, başka yerde ikamet etmeye zorlama, sürgün etme, göçe zorlama kapısını açıp isim, dil, din, hayat tarzı yasaklama, KİMLİK değiştirmeye zorlama, Türk kimliğini yok etme ….

Bulgar devletinin (Ermeniler dışında) bütün azınlıklara periyodik aralarla şiddetlendirerek uyguladığı eritip kendi içine akıtma veya yurttan kovma biçimlerinde belirmiş ve uygulanmıştır. Yoksul yaşatma, gelişme yollarını tıkama, tırmanan korku ve çaresizlik içinde, aileleri ve soyları sürekli parçalayarak, en ilkel insan haklarını tanımayarak, gırtlağını sıkıp yok etme planlı uygulamanın yöntemleridir.

Türkler için “İslamlaştırılmış Bulgarlar” ve her başka azınlık için de başka bir masal uydurulmuş, azınlık kimliklerinin hiç birini tanımama Bulgar devlet terörünün doruğu olmuştur.

5-6 kuşaktan beri devam eden ve hepimizi tek dilli, tek kültürlü toplum ve terör mengenesinde sıkan Bulgar devleti, aslında kıdım kıdım, bölüm bölüm ve sonunda sel gibi Soy kırım uygulamıştır.
Aydınlarımızı okumuşları – öğretmen ve hocaları, doktor ve mühendisleri – seçip göçe zorlayarak “aydın kırımı”, Türkçe okullarımızı kapatarak “anadil kırımı”, kütüphane ve kültür ocaklarımızı kapatarak “kültür kırımı”, Türk geleneklerimizi yasaklayarak “Anane, töre ve yaşam tarzı kırımı”, değişik vesile ve tutarsız gerekçelerle uygulanan kitle göçleriyle, 1989’da 360 binimizi birden anayurdumuzdan, ata toprağımızdan devlet terörü-soykırım uygulayarak Türkiye’ye kovmak “Göç-Kırımı”, soydaşlarıma – örneğin şu önümüzdeki 27 Ekim yerel seçimlerinde oy kullanmamızı kanunla yasaklayarak “en doğal insan hakları – kırımı”, “azınlık haklarımızı – kırımı”, “seçme ve seçilme hakkımızı kırımı” ve daha yüzlerce birbirinden farklı kırım şekilleri yaşadık ve şimdi devlet terörü bizi “kolektif kimsizleştirme” aşamasında ezmeye çalışıyor. Bu devlet tarafından planlı ama parça parça uygulanan bir “kırım” siyasetidir ve adı da “devlet terörü yani soykırımdır.”

İlk ve en uzun dönem görev yapan Stefan STANBOLOV (doğum 1854-1895 öldürülüyor)

Stambolov zamanında Sofya’yı Viyana’ya bağlayan demir yolunu, İstanbul ve Yambol’u Burgaz’a bağlayan demiryolu hatları tamamlandı.

Bu çabalar sonucunda 1887-1894 yılları arasında Bulgaristan’da 80 yeni fabrika kuruluyor.

19 Mayıs 1894’e kadar ülkeyi yönetti. En uzun Başbakanlık yapan Stefan STANBOLOV

Başbakan Stefan STANBOLOV – Bulgaristan başbakanı olduğu zamanda Bulgar devletinin temelleri atıldı.

Stefan Stambolov adında bir Bulgar devlet adamı, Bulgarian bağım-sızlıktan sekiz yıl sonra Ruslardan kurtarmak istedi; Meclis Başkanı, Naipler Kurulu Başkam ve Başbakan olarak bu politikayı 10 yıl kadar yürürlüğe koydu; bu arada İstanbul’a gelip sadrâzam ve padişahla görüştü, eskisi gibi, yine “Türk himayesi” yani Osmanlıya geri dönmek istedi, ama 1895 yılında Sofya sokaklarında Stefan Stambolov’un trajik sonu Temmuz 1895 yılında geldi. O zaman’da kendisi sokakta öldürüldü.

İki kolu kesik sağ gözü çıkarılmış eve toplanıyor ve aynı akşam ölüyor. İşte halkı için çalışanlar hep böyle oluyor. İki gün sonra Bulgaristan, gene Rus boyunduruğu altına girdi; hâlâ daha o boyunduruktan kurtulamamaktadır. Asıl, araştırmamızın konusu budur. Stambolov daha o dönem Osmanlıdan, Türkiye’den “himaye” istemiyle sonuçlanan bütün bu olayların aynı himayesine girmenin sırasıdır. Ölümü de buna bağlıdır.

___________________________________

Bulgarların 1895 yılında kurdukları öğretmenler birliği gibi bir birliğe, Türklerin de ihtiyacı olduğu‐ nu görerek, buna benzer bir Türk öğretmenler birliği kurulması düşüncesini ortaya atmıştı.

BULGARİSTAN TÜRK ÖĞRETMENLER BİRLİĞİ (1906‐1933)

1906’nın Temmuz ayında Şumnu’da bir araya gelmişlerdir.

Böylece “Muallimin‐i İslamiye Cemiyet‐i İttihadiyesi” adıyla oluşturulan Öğretmenler Birliği, 1906’da ilk kongresini Şumnu’da yaparak çalışmalarına başlamıştır.

Öğretmenler Birliği, hemen her yıl düzenlemiş olduğu kongrelerde Türk okulları, Türk öğretmenleri ve Türklerin eğitimi ile ilgili önemli karar‐ lar almış, Türklerin sorunlarının çözümü için Bulgar makamları nezdinde yoğun girişimlerde bulunmuştur.

Örneğin; 22 Haziran 1907 tarihinde “Balkan” gazetesinde, Öğretmenler Birliği’nin “Beyanname” başlıklı ve Bulgaristan’daki Maarif‐i İslamiye Encümenlerini eleştiren bir yazısı yayımlanmıştır. Beyannamede, Bulgaris‐ tan’daki Türk okullarının durumu açıklanmış ve bu okullarda uygulanan programlardan Encümenin sorumlu olduğu belirtilmiştir. Fakat Encümenin bu görevini, Bulgaristan’da yaşayan diğer toplulukların encümenleri gibi yerine getiremediğini, bu konuda onlar kadar başarılı olamadığı ifade edilmiştir. Bunun yanı sıra, Türklerin neden sanayi ve ticaretle uğraşmadığı sorgulanmıştır. Bu yazıyı kaleme alan öğretmenlere göre Türkler, Bulgar‐ lardan sonra Bulgaristan’daki en büyük etnik topluluk olmasına rağmen toplumsal haklar bakımından diğer etnik toplulukların gerisinde kalmıştır. Bunun en önemli sebebi de eğitim eksikliğidir. Bu eksiklikten dolayı da Türkler sıradan ve ağır işlerle uğraşmakta ve bu durumda, onların Bulgaristan’da hak ettikleri itibarı görmesini engellemektedir.

1908 yılında Bulgaristan bağımsızlığını ilân edince, Bulgaristan’daki Müslüman halkının ilmî, dinî ve kültürel ihtiyaçlarını karşılamak için birçok ilim ve din adamına ihtiyaç bulunmaktaydı. Halkın ihtiyacı olan gerekli kadroları yetiştirmek için bir eğitim kuruluşuna ihtiyaç duyuldu. İşte bu ihtiyaçları karşılamak üzere, 1922 yılında Deliorman Bölgesi’nin merkezi sayılan Şumnu şehrinde “Nüvvab” adında bir okul açıldı.

Bu sırada Bulgaristan ile Osmanlı Devleti arasında 6-19 Nisan 1909’da imzalanan İstanbul Protokolü ve bu protokol esas alınarak 29 Eylül 1913’te imzalanan İstanbul Muahedenâmesi’nin ikinci ek protokolünün 7. maddesi gereğince nüvvâb (müftü veya müftü vekili) yetiştirmek üzere dinî bir okulun açılması kararlaştırıldı

1909/1910 ders yılında, Bulgar istatistiklerine göre, Bulgaristan Çarlığı’nda 1222 Türk okulu, 1522 Türk öğretmen ve 63 bin 33 Türk öğrenci vardı. Rüştiyeler Rusçuk, Şumnu, Razgrad, Eskicuma, Plevne, Vidin ve Sviştov, Filibe, Sofya, Lovça gibi şehirlerdeydi.

______________________________________

Eğitimde niteliksel değişim. Al. Stanboliyski’nin Başbakan olduğu 21 Temmuz 1921’de yeni bir eğitim yasası çıktı. Bu yasada Türk azınlık eğitimiyle ilgili şu yenilikler göze çarpıyordu:

  • Bulgaristan Türk okulları için yeni bir başmüfettiş atanacaktır. Bütün öteki başmüfettişler gibi yetkileri olacaktır.
  • Yirmiden fazla okulu bulunan Türk okul encümenlerine bir rüştiye ve bir ilkokul öğretmeni seçilecektir. Seçimi Türkler kendileri tarafından yapılacaktır.
  • Türk okullarında Bulgarca öğretim yapılması zorunluluğu kaldırılacaktır.
  • Bulgar okulları gibi Türk okulları için de “okul fonları” oluşturulacak ve bu okullara emlak sahibi olma hakkı tanınacaktı.
  • Programları, yönetmelikleri ve öğretmenleri resmi Bulgar okullarına uyan Türk okullarına da resmi okullar gibi yardım yapılacaktır.
  • Yeni okul binaları yapımında Türklere de kredi verilecek ve inşaat malzemesi alım kolaylığı tanınacaktır.

Bakanlık Genelgelerinde Bulgaristan’da Bulgarlardan sonra Türklerin en büyük azınlık olduğunu ve bu azınlığın 1713 okulu olduğu yer aldı.

Türk okullarında 60 bin 540 öğrenci öğrenim görüyordu.

İşte bu yıl Tam 99 yıl önce, 1922 yılında bu binada Bulgaristan Müslümanları ve Türkleri için “Medresetün Nüvvab” okulu açıldı.

Aslında Medresetü’n-Nüvvab’ın programı geniş konuları kapsayıcı olarak hazırlanmış, Türk Tarihi ve Türk Edebiyatı Tarihi gibi konuları da ihtiva etmiş olmasına rağmen, Nüvvab dini okul diye yanlış söylenmektedir.

 

Al. Stanboliyski döneminde Bulgar hükümetleri yarım asır yerine getirmedikleri yükümlülüklerin bilincine vararak Türk azınlığa yardım eli uzatmaya başladı. Bulgaristan’da ilk defa Köy halkına toprak dağıttı.

Türk okulları için ilk kez “okul fonu” oluşturuluyordu. Hazine topraklarından Türk okullarına da pay ayrılacak ve onların güçlenmesi sağlanacaktı.

1921 – 22 yılında Şumnu ili Türk okullarına 5 bin dekar, Varna ili Türk okullarına da 2 bin 500 dekar toprak dağıtıldı. Bunlar yetersiz olsa da bu Bulgar Hükümeti tarafından atılan bir ilk adımdı.

Halkına hizmet eden yine öldürüldü.

1923’te Aleksandır Stanboliyski, sağ kolu bıçkıyla kesilerek en az altı yerinden hançerlenerek, kafası odun kütüğünde gövdesinden koparılarak görülmemiş bir gaddarlıkla öldürüldü.

Emir Bulgaristan’da köylü idaresini katletmek isteyenlerden gelmişti. Büyük Çiftçi liderinin öldürülmesiyle Bulgar barbarlığı efsaneleşti. Katiller İç Makedon Devrim Örgütü (VMRO) çetecisiydi. Tabi ki, arkalarında Rusya vardı. Stanboliyski, Stanbolov ve daha birçok siyasi liderin ölümü onların elinden olmuştur. Aynı güçler aynı yılda Eylül ayaklanmasını da kana boyarken 5 bin kişiyi katletti. Savaşlardan dönenler hapishanelere dolduruldu.

1919 Nöyyi Barış Anlaşması’yla ülkede tüm azınlıkların kültürel ve dini hakları teminat altına alınmıştır. 1923’te Al. Stanboliyski Çar ve darbeci ordulular, sözde milliyetçiler tarafından öldürülür, hükümete darbe yapılır.

____________________________________________

  • Şumnu Nüvvap Okulu – Bu okul, 29 Eylül 1913’te İstanbul’da imzalanan Türk – Bulgar Barış Antlaşması Ekinde bir müftü vekili, kadı okulu olarak belirlenmiştir. Sofya Başmüftülüğüne bağlı, Bulgaristan Türklerinden toplanan gönüllü yardımlarla kuruldu. Bulgaristan Türk azınlığı iki Avrupa Savaşı arasında Türk kimliği omurgasını oluşturan aydın kişilerini bu ortaokuldan sonra 5 ile 8 yıl arasında Türkçe eğitim veren yüksekokula borçludur. 1926’da ilk mezunlarını verdi 1947 yılına kadar 677 öğrenci Nüvvap okulunda okudu.

BULGARİSTAN TÜRKLERİNİN ilk MİLLÎ KONGRESİ 1929 yılı

Türkler, 50 yıllık azınlık tarihleri boyunca ilk kez Millî Kongre düzenleyerek, birçok sorunlarını gündeme getirmek, bu konular üzerinde tartışmak, hal çaresi bulmak için türlü türlü görüşler ortaya atmak imkânını bulmuş ve bu kongrede önemli kararlar almışlardır.

31 Ekim – 3 Kasım 1929 tarihleri arasında Sofya’da Bulgaristan Türk azınlığının Millî Kongresi yapılmıştır. Kongreye katılacak heyetler Bulgaristan’ın dört bucağından Türkler tarafından seçimle belirlenmiş ve gönderilmiştir. Ayrıca okul kurulları, cemaat kurulları da kendi aralarında temsilciler seçerek Sofya’da yapılacak Kongreye göndermişlerdir.

Millî Kongrenin Gündemi:

  1. Bulgaristan Türk azınlık okulları,
  2. Bulgaristan Türklerinin (ve genellikle Müs lümanların) dinî kurumlan ve vakıfları,
  3. Hayır dernekleri.

Millî Kongrenin gündeminde birinci noktayı Türk okulıarı konusunun oluşturması bir raslantı değildi. Türk azınlığın en büyükderdi, özel okullarıydı. Çünkü bu okullar, Türklerin tek eğitim, öğretim ve kültür ocağıydı. Türk okulları sorunu Kongrede bütün ayrıntılarıyla ele alındı, birçok dertlerin bulunduğu açıklandı, bazı konular hakkında çeşitli görüşler dile getirildi.

1929 yılında Sofya’da toplanan Bulgaristan Türklerinin Birinci Kongresinde, müftülükler konusu uzun uzun tartışıldı. Hükümetin kendi istediğini Başmüftü yapması kınandı. Müftüler seçimle işbaşına gelmelidir dendi.

________________________________

ŞUMNU ÖĞRETMEN OKULU

Bulgarlar tarafından zaptedilince, Türk okullarını destekleyecek malî güç kalmadı.

93 savaşından sonra Türk okulları ancak 1885 yılında canlanmaya başladı. Bu gelişmeler aşağıda gösterilmektedir.

Ders yılları  Okul Sayısı    Öğretmen Sayısı       Öğrenci Sayısı

1894 / 95     1.300                 1.516                   72.582

1895 /96        1.341                1.549                  75.160

1907 /08         1.234               1.566                  63.516

1909 /10         1.222               1.522                  63.033

1921 / 22        1.713               2.113                 60.540

BULGARİSTAN’DA KURULAN DERNEKLERİ

1923 – 1924 y. kurulan bu kulüpler

Eskicuma (Tırgovişte)   – İnkilap kulübü

Eski Zağra (Stara Zagora)Altınyıldız kulübü

Niğbolu (Nikopol)  – İleri kulübü

Plevne (Pleven)          Kamer kulübü

Rahva (Rahova)         Atilla kulübü

Razgrad                      Gençlerbirliği kulübü

Rusçuk (Ruse)             Yıldızkulübü

Rusçuk                        Terakki kulübü

Varna                          Hilalkulübü

Vidin                           Turan kulübü

Vidin                           Tenvir-i Efkar” kulübü

Vraca (Vratsa)            “Gayret” kulübü

Yenipazar (Novipazar)- Rumeli kulübü

Ziştevi (Sviştov)   – Kuvvet kulübü

Ziştevi               – Balkan kulübü vb

 

Turan Derneğinin Hazırlık Toplantıları

1- Rusçuk       – 1924

2- Plevne         – 1925

Turan Derneğinin Yaptığı Kongreler

3- Varna          – 1926

4- Vratsa         – 1927

5- İslimiye       – 1928

6- Kızanlık      – 1929

7- Filibe          – 1930

8- Eski Cuma – 1931

9- Eski Zağra – 1932

10- Rusçuk     – 1933

________________________

1932 yılında Kırcaali’de VIII. Kongrelerini yapacaklardı Bulgar Hükümeti izin vermedi.

1933’te de Razgrad’ta da izin verilmedi.

Gördünüz gibi “Tohum saç, bitmezse toprak utansın/ Hedefe varmayan mızrak utansın!” sözü ne kadar yerinde olduğunu zamanla anlaşıldı.
________________________________________

Kırcaali’de yayımlanmış 1 Mart 1932 tarihli “Turan” Gazetesini gösterdi

Bulgaristan’da kalan Türk azınlığın haklarını teminat altına alan bu anlaşma hükümleri, 18 Ekim 1925 tarihinde imzalanan “Türk‐Bulgar Dostluk Antlaşması”na kadar uygulanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ku‐ rulması sonrası, Türkiye’nin komşuları ile güttüğü dostluk ve işbirliği poli‐ tikasının bir sonucu olarak imzalanan Türk‐Bulgar Dostluk Antlaşması, her iki ülkedeki Türk ve Bulgar azınlığın haklarını güvence altına almakta ve aynı zamanda özel garantileri de içermekteydi. Bu anlaşma ile birlikte, Tür‐ kiye’deki Bulgarlara ilişkin Lozan Barış Antlaşması, Bulgaristan’daki Türk‐ lere ilişkin de Neuilly Antlaşmasının azınlık haklarına yönelik maddeleri, esas alınmaya başlamıştır

İlk güçlü tepkiler

1968’den sonra Bulgaristan Türklerinin ruhunu saran direnme azmi önce anadili kamu hayatında, kreşlerde ve okullarda yaşatmaya yöneldi. “Anadili” terimi Bulgar diline “soya dönüş sürecinde” “Türkçe” yerine girdi. Daha önce “anadili” kavramını kullanmayan Pomak Türkleri ve Müslüman Romanlar da “anadili” dediler

______________________________________

Müslüman topluğu nüfus olarak şu kaynağı vermişti:

  • Türkler 1.500.000
  • Müslüman Romanlar -250.000
  • Pomak Türkleri 300.000
  • Türk millerinden olanlar 150.000
  • Kırım Tatarları 20.000
  • Arnavutlar 3.000

Toplam Müslüman nüfus (1984)    2.525.000

 

Bulgaristan’da yaşayan Türklerin hepsinden kurtulma fikri aklını sürekli kurcalayan Bulgar hükümetine

10 Ağustos 1950’de Ankara’ya bir nota göndermesinin de rüyada görülen bir kâbus olabilir.

250 bin Türkün 3 ayda göçü istendi.

Türkiye Konsoloslukları 1 Ocak 1950 ile 30 Eylül 1951 arasında 212 bin 150 kişiye Bulgaristan’dan Türkiye’ye giriş vizesi verildi.

1950 – 1951 yıllarında toplam 154 bin 393 Bulgaristan Türkü Türkiye Cumhuriyetine göç etti.

Bu göçü durduran Rusya olmuştur

1953-57 dönemini kapsayan İkinci Beş Yıllık Plan döneminde 100 yeni Türk Okulu binası kurulması öngörülmüştü.

1953 – 54 ders yılında Türkçe 85 ders kitabı basılmıştı. Bunların bir kısmı çeviriydi.  Bulgaristan Türklerinin eğitim öğretim açısından “altın çağı” olarak nitelendirdiğimiz dönemde, (aynı kaynağa göre) 1956 Nüfus Sayımında ortaya çıkan Bulgaristan Türklerinin eğitim düzeni şöyledir:

Sekiz ve daha yukarı yaştaki nüfusun durumunu yansıtır.

                                                  Erkek                       Kadın                            Toplam

  • Okuma yazma bilmeyen: 69.129 113.952                           183.081
  • Yarım okul eğitimi görmüş olanlar: 69.031 50.069 110.100
  • İlk okul bitiren (I-IV sınıf bitiren) 96.586 72.569 169.155
  • Ortaokul bitiren (I-VII sınıf) 29.196 9.912                             39.108
  • Lise bitiren (I-XII sınıf) 2.699 679                               3.378
  • Yarı Yüksek Öğrenim gören:180 33 213
  • Yüksek öğrenim: 159 33                                  192
  • Ve daha yukarı yaşta olanlar:257.980 247.247          505.227

 

5 Eylül 1951’de Kırca Ali’de ikinci Türk Pedagoji Okulu açıldı. Bu lise düzeyinde bir Türk okuluydu.

Müdürü Turgut Ragıbov’tu. Nüvvab Ali kısmından mezun, Koşukavak (Krumovgrat) daha önce başarılı öğretmenlik yapmış bir aydındı. Yeni okulun kadrosu yarı yarıya Türk’tü.

__________________________________

  • Sofya’da bir Türk Pedagoji Okulu açılacak ve buna 1 Eylül 1952 tarihinde 80 öğrenci alınacaktır.

1950 yıllarıı Türklerin yine iyi yıllarıydı. Dernekler, gazeteler, tiyatrolar, okullar açılmıştı.

1968 yılında komunist merkez komitesi karar alır TEK ULUS olması için. Tek ulus derken herkez Bulgar olacak Bulgara benzeyecek tek ulus propagandası ve çileli günler başladı yine.

Hayatın değerlerini ufaltarak Soykırımı yapan Bulgarlar kendileri kırıldı.
Bizim Türklük mayamız (1984-1989 arası) 5 yılda kabardı, kolektif bilince ulaştık, 1989 Mayısında Ayaklandık. Devlet yıkma damarımız tuttu. Bunun anlamı soykırıma DUR demekti. Bulgar ırkı kendisi öz tarihinde gömediği, yaşamadığı bir yenilgi yaşadılar. Ellerinde tütün iğnesi, domates kazığı, çapa kürek, orak tırpanlı kadınlarımıza yenik düştüler. Hoş görümüzü hor gören Bulgar iradesi kesin kırıldı ve bir daha toparlanamadı. 2 milyona yakın Bulgar ülkeyi utançlar, düştüğü şerefsizlikten utanarak terk etti. Davamıza 35 yıldan beri ihanet eden, bilinçli ifadelerimizde kendilerine “hain” dediklerimizin eliyle bize karşı halen “ılımlı-soykırım” uygulamaya devam ediyorlar.

Onurlu Türk kimliği ile yaşama şerefini kaybetmişler ve kişisel çıkarlarına kurban olmuşlar. Bugün onlar “insanların vatan seçme” hakkından söz ederek 360 bin kişinin göçe zorlanmasını da sözde “insanın seçme hakkı” olarak göstermeye çalışıyorlar. HÖH toplantılarında kafalara akıtmak istenen yeni zehir budur.

1984-89 katliamında verdiğimiz şehitler 37 değil, 200’den fazladır. Yalnız kayıplara karışanlarımız 100’den fazladır. Özürlü kalan 150’den fazla kardeşimiz var. 1 milyon 336 binimiz birden psikolojik-kırım yaşadık, birçoklarımız bugün de gününü gün edemiyor. Aynı soykırımı Pomak kardeşlerimiz de 1913; 1934-1944; 1964 ve 1972-73 dalgalarında yaşadı ve bugün hala Rodoplar’da hiç bir düğünde bayramda şen şakrak eğlenen yok. Yaralarına “çalga” müziğiyle pansuman yapmak isteyenlere uygulanan soykırımsa,

ev yıkma”, mahalleden kovma”, “gece baskınları”, okulsuzluk, işsizlik, yoksulluk ve Batıya kovma şeklinde şiddetlenerek devam ediyor. Dil soykırımı ve Kimlik soykırım ateşi Makedon vatandaşların köy ve kasabalarında yeniden parladı.

Demek istediğim, Bulgaristan ufak ufak acı, dikenli, zehirli soykırım fabrikasının bacası tütüyor. Bizim büyük göç seliyle anavatana gelip yerleşmemizin sebebi devlet zulmüyle kovulmamızdır.

Artık dalganın, rüzgârın dönme zamanı geldi. Çöken bir Bulgaristan kaldı arkamızda. Bir türlü toparlanamadı. Bulgar mayası artık kurumuş, suyu çekilmiş ve dirilme şansı yok. Ne totalitarizmin pisliğini, yüzkarasını temizleyebildiler, ne de vatandaşların yüzü güldü.

Vatan toprağımızda bütün azınlıkların bize TÜRKLERE baktığına artık herkes inandı. Biz kader ortağıyız. Biz çekildik, onlar da memleketi bırakıp gurbetçiliği seçtiler. 1000 köy boşaldı. Sokaklar, semtler boş…

Bu gün ortam ne durumda veya demokrasiye geçişten sonra neler oldu.

Demokrasiye geçtiğimizde Bulgar partileri sınavı geçemediler. 33 yıl geçmesine rağmen hala kendi partilerinde azınlıklardan bir parti bsk. Yrd. Yoktur. Bu da tüm partiler böyledir. Sözde Türk partisi güçlü olması için ne gerekirse yapıyorlar. 1993 yılında azınlıklardan bir parti Hükümet düşürdü. Peki neiçin neden düşürdüğünü soran olmadı. Bu hükümet eski DC yeni DANS ta çalışan muhbirlerin devlet idaresinden hepsi ayıtlanması için bir önerge sunuldu. Bu genelge geçmemesi için bu partiyi kuranlar hemen harekete geçtiler ve hükümeti düşürdüler. Bunun cevabı 33 yıl geçmesine rağmen hala cevap verilmedi neden niçin düşürdüklerini. Bu gün çocuğu Türkçe bilmeyen bir vekilin ismi Türk olmuş hiçbir önemi yoktur.

Sınır kapısında Türk seçmene saldırıldı ve bu konuda hiçbir Bulgar partisi bunun üzerine gitmedi, neden bu insanlar vatandaş değimliydi. İşte bu ikiyüzlülük devam etmeye devam ediyor.

Bu sebeple Bulgaristan’da Rusya, AB, ABD, TR partileri var ama Bulgaristan halkını kucaklayan halk için çalışan bir parti yok. İşte bu sebeple Bulgaristan’ın geleceği çok tehlikeye düştü. Devlet olarak kalması bile belli değil. İşte dün Hollanda’dan açıklama geldi Şengene sokamayız Bulgaristan’da yolsuzluklar diz boyu, sınır kapılarından 50 euroya çok rahat geçebilirsiniz. Bu devlete biz nasıl güvenelim dedi.

Hiç ama hiçbir şey değişmedi. Bizler Bulgaristan Türkleri olarak 1950-1960 yıllarında verilen Komünist dönemde verilen haklarımızı istiyoruz. Başka da hiçbir şey istemiyoruz.

Sizlerle ana fikirlerimizi paylaştık

Hepimiz buradaki durumu ve Bulgaristan’daki gelişmeleri biliyor ve yakından izliyoruz.

Aydınlarımızdan gelecek yeni yaratıcı fikirler, iş çevrelerimizden alacağımız maddi destek ve dayanışma ile dernek çalışmalarında büyük adımlar atılabileceğini, en sıcak ve gönül okşayan Türkiye havasının Bulgaristan’da her Türk hanesine taşınabileceğine inanıyorum.

Yeni mekanımızda konferansımıza geldiğiniz ve sabrınız için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Öncelikle Avrasya Federasyon Başkanımız İsmail CENGİZ, Anadolu ve Tokat federasyonu, Rumel Balkan Dernekleri Federasyon Bsk.yrd. Ekrem Beya Özbekistan, Afganistan, Çuvaşistan, Kırgızistan ve Türk Dünyası gönüllülerine dernek yöneticileri ve BULTÜRK üyelerine hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Buse YAMAÇ
BULTÜRK

Bir 7 kişi ve ayakta duran insanlar görseli olabilir

Konferans sonrası soru cevaplar; BAŞKAN SORU YAMURUNA TUTULDU

BULTÜRK Genel Başkanı Rafet ULUTÜRK’ün “Tarihten Günümüze Bulgaristan” konulu veciz ve doyurucu sohbetinin bitiminde söyleşiye katılanlardan gündem ile ilgili fikir ve soruları alındı.

Soru: Rüstem AVCI; Sayın ULUTÜRK Bulgaristan devletinin prenslikten bu yana geçmişi ile ilgili veciz ifadelerde bulundunuz. Ancak Bulgaristan’ın günümüz ve geleceği ile ilgili düşünce ve öngörüleriniz nelerdir?

Cevap: Tarihinden ibret almayan geleceği hakkında hüküm veremez. O nedenle biz Bulgaristan’ın ve Bulgar halkının tarihi geçmişleri üzerinde fikir sahibi olarak onların geçmişte yaptıkları hataların tekrar etmemesi için günümüzde ve gelecek tarihte Bulgaristan’ın bölgesinde saygın bir devlet güvenilir bir dost başarılı bir ekonomiye sahip devlet olması yönünde çalışmalarımızı sürdürmekteyiz.

Soru: Aydın FİDAN; Sayın ULUTÜRK Bulgaristan’da 2021 yılından bu yana takip etimiz kadarı ile 4 seçim yapıldı halde sonuç maalesef kaos. BULTÜRK’ün ve şahsınızın konu ile ilgili çalışma ve öngörüleriniz nelerdir.

Cevap: Sorunuz için teşekkür ederim: Sizin ve buradaki hazirunun Bulgaristan ile ilgili hassasiyet ve tavırlarınızdan memnun olduk. Ancak sorunuzda bahsettiğiniz seçimler 4 değil Cumhurbaşkanlığı seçimi ile birlikte 5 olduğunu sizlere hatırlatmak isterim. Bu seçimlerin 2021 yılında yapılan 4 tanesinden son 3 seçimlerde BULTÜRK – BGSAM ve şahsım olarak her türlü imkânsızlık ve kısıtlamalara rağmen maddi ve manevi olumsuzluklar içerisinde hizmet vererek 17 bin civarındaki bir oy potansiyelini ekibimizle beraber 93 bin seviyesine çıkartma başarısını gösterdik. Biz görevimizi yaptığımıza inanıyoruz. Meydana gelen kaos ve başarısızlık tümüyle parlamentoda temsil edilenlere aittir. Ayrıca şunu da özellikle belirtmek isterim ki, biz BULTÜRK olarak 2011 yılında Bulgaristan’da ilk defa bir Türk’ü Cumhurbaşkanı olarak çıkarttık. Onlar destek vermedikleri halde bu güne kadar olan tüm seçimlerde derneğimiz ve üyelerimiz ile birlikte Bulgaristan lehinde olmak üzere hep yapıcı ve olumlu politika izleyerek tüm adaylara şartlı da olsa desteğimizi verdik.

 

Soru: Ahmet S.ARSLAN; Sayın ULUTÜRK beyanlarınızdan anladığımız kadarı ile ve sizi kuruluşunuzdan bu yana takip eden bir Bulgaristan vatandaşı olarak bu güne kadar gösterdiğiniz çalışmalarda haklı olduğunuzu gördük. Ancak 2022 erken genel seçimlerinde sahada yoktunuz, neden?

Cevap: Bu güzel soru için teşekkür ederim. Bahsettiğiniz üzre, kuruluşumuzdan bu yana biz Bulgaristan ve Bulgaristan halkı için vefa ve fedakârlığın zirvesinde olmak kaydı ile “SÖZ KONUSU BULGARİSTAN İSE GERİSİ TEFFERUAATTIR” diyerek cansiperhane hiçbir maddi beklentimiz olmamak üzre, ekibimiz ile beraber tabiri caiz ise aç susuz çalıştık. Ancak bu çalışmalarımız uğrunda her türlü fedakarlığı göze aldığımız Bulgaristan devleti ve Bulgaristan halkının menfaatleri doğrultusunda işlem görmeyip çıkarcı ve satılmış menfaatçi siyasilerin ekmeğine yağ sürmüştür. Bu nedenle 2022 yılı seçimlerine katılmayarak gerçek güç sahibinin halkın kendisinin olduğunu Bulgaristan’a ve tüm dünyaya ilan etmek maksadı ile seçimlere katılmayı uygun görmedik. Amma yıkıcı ve yıpratıcı da olmadık. Bizim inancımız şudur. “MİLLETİN EFENDİSİ MİLLETE HİZMET EDENDİR” cumlesine dayanarak millete hizmet edecek efendilerin parlamentoya girmesi için mücadele veriyoruz.

 

Soru: Behçet BAŞARAN; Sayın ULUTÜRK Bulgaristan’da da siyasi faaliyetlere el atan öncü olmaya çalışan Rusya ve AB ülkelerini yanı sıra bölgede varlığını ve ağırlığını hissettiren NATO da müttefik oldukları halde Türkiye’ye karşı hasma ne tutum takınan ABD ve Bulgaristan’daki üstleri hakkında ne düşünüyorsunuz.

Cevap: Beklemediğim bir alandan olmakla beraber enfes bir soru. Soran kardeşime hazırunun önünde çok teşekkür ederim. Söyleşimde de belirttiğim gibi ABD tüm insanlık için Vandal acımasız şeytanca planları kurmakta ve yürürlüğe sokmakta barış ve huzuru ortadan kaldırarak savaş ve kan gölünde insanların boğmakta çok yetenekli olup üzerine daha büyük bir şeytan tanımam.

Son 15 yıl içerisinde özellikle Ortadoğu, Kuzey Afrika, Ön Asya ve Kuzey Avrupa’da uygulamış olduğu sözde barış ve hürriyet hareketleri adı altında özgürlük götürecekleri devletlerin rejimlerini yıkarak liderlerini öldürüp yüzlerce yıl sürecek olan kardeş kavgalarını iç savaşları başlatmıştır. Kimisine Arap baharı adı altında yaklaşarak demokrasi adına katliamlar yaptığına hep beraber şahidiz. Ülkemizde de gezi olayları ve hain 15 temmuz FETO-NATO ayaklanmasını sahnelediler ise de Kahraman Türk Milletinin sağduyulu ve basiretli direnişi ile hüsrana uğradılar. Fakat Cezair, Fars, Libiya, Mısır, Suriye ve İrakta emellerine ulaştılar. Yunanistan ve Bulgaristan’dan önce hedefledikleri Ukrayna’yı pilot bölge seçerek ülkede yapılan iki seçimden Rus yanlısı kazananları tanımayıp üçüncü seçimde kendisine biyat etmiş olanı tanıyarak Ukrayna ile Rusya’nın arasına ayrılıkçı tohumları ekti. Sonuçta aylardır süren dünyayı gıda ve enerji krizine sürükleyen Ukrayna Rusya savaşını başlattı. Bulgaristan ile ilgili olarak ta yapmış olduğu çalışmalarında ve kurduğu üstler marifetiyle sahneye koymayı planladığı Türk-NATO savaşına zemin hazırlamaktadır. BULTÜRK olarak görüşümüz her türlü emperyalist ülkelerin bu tür kirli oyunlarına gelmememizdir.

 

Soru: Abdullah DİNÇER; Sayın ULUTÜRK bahsettiğiniz fikir ve görüşler ve önerilerin hayata geçebilmesi için kuruluşunuzun gönüllülük esasına dayalı bir STK olduğunu biliyoruz. Bu nedenle Bulgaristan siyasetinde söz sahibi olmak için siyasi parti kurmayı düşünüyor musunuz?

Cevap: Sohbetimizin başında da belirtiğimiz gibi şahsım ve BULTÜRK olarak yaklaşık 30 yıldır çalışmalarımızın asıl hedef ve sonucuna işaret ettiniz. Teşekkür ederim. Sizce de malum ki, bir devlet yada halka hizmet edebilmek için tüm rejimlerde (diktatörlük, komunizm ve faşizm hariç) siyasal kuruluşlara ihtiyaç vardır. Hatta demokrasilerin olmazsa olmazları siyasi partilerdir. Bizim de BULTÜRK –BGSAM ve üyelerimiz ile birlikte bu konu ile ilgili çalışma ve araştırmalarımız vardır. An itibarı ile taslak metnimiz hazır olmakla beraber önceliğimiz Bulgaristan’da halen hizmet gören siyasi parti ve liderlerin tümüyle görüşerek bir uzlaşı etrafında buluşmak birinci önceliğimizdir. Söz konusu birliktelik ve uzlaşıyı sağlayamadığımız takdirde Bulgaristan ve Bulgaristan halkı için hizmet verecek bir siyasi kuruluşun ortaya konmasına özen göstereceğiz.

 

Soru: Nedim BİRİNCİ; Sayın ULUTÜRK söz konusu ettiğiniz partinizin dünya görüşü nasıl olacak ve 2023 Mart seçimlerine yetişir mi?

Cevap: Söyleşimizin sonunda en güzel ve canalıcı soruyu yöneltiğiniz için teşekkür ederim. Bizim kuracağımız siyasi parti her şeyden önce her şartlara rağmen Bulgaristan vatandaşlarının tümünü ırk, din ve dil ayrımı gözetmeksizin kucaklayacak bir siyasi kuruluş olacaktır. Partimiz temelde esas olarak “GÜZEL AHLAK” ilkesine sahip olacaktır. Vatandaşları arasında adalet ilkesine dayalı olarak kardeşlik esasını dayanacaktır. İnsanların temel hakları olan seçme ve seçilme haklarına herkes sahip olacaktır. Partimiz Bulgaristan’da yaşayan azınlıkların da yönetimde temsil edildiği şekilde hizmet verecektir. Yine partimiz bölgelerde var olan demografik yapıya öncülük verecektir.

Partimiz Bulgaristan için gerekli olan tüm (sanayi, tarım, hayvancılık turizm, ekonomik ve sosyal, kültürel ) yeniliklere açık olacaktır. Partimizin asıl amacı insana hizmet olup “İNSANI YAŞAT Kİ DEVLET YAŞASIN” ilkesine sadık kalmaktır. Bizim nihai hedef ve görevimiz “HERŞEY BULGARİSTAN İÇİN”

Düzenlemiş olduğumuz söyleşiye katılımlarınızdan dolayı hazıruna ve terletici olsa da hizmetlerimiz açısından açıklayıcı ve yön gösterici soruları soran değerli kardeşlerimize teşekkür ediyorum. Her cumartesi saat 14:00-16:00 arasında BULTÜRK GENEL MERKEZİNDE düzenlemiş olduğumuz bu tür söyleşi ve konferanslara sizleri şimdiden davet ediyor bekliyoruz. BULTÜRK’ü izlemeye devam ediniz. 03.12.2022

Saygılarımla,

Rafet ULUTÜRK
BULTÜRK
Genel Başkanı

Bir 15 kişi ve ayakta duran insanlar görseli olabilir

Bir 9 kişi ve ayakta duran insanlar görseli olabilir

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

19 + thirteen =