Çocuklar… Biraz Sessiz Olalım! Bu Salonda Sesler Yankılanmaz, Acılar Yankılanır

Dr. Nedim BİRİNCİ

Şu ilk resme bakın.
1877–1878 Osmanlı–Rus Savaşı’ndan sonra kalan çocuklar bunlar.
Bakın gözlerine…
Oyuncakları yok, gülüşleri yarım.
Siz sabah okula gelirken anneniz sizi uğurladı ya…
İşte bu çocukların uğurlayanı yok.

Şimdi buraya gelin.
Bu resimde isimleri ellerinden alınmış insanlar var.
Bir anne, çocuğunun adını yüksek sesle söyleyememiş.
Çünkü ad bile korkmuş burada çocuklar.
Bir insanın adı yasaklanırsa, kalbi de sessizleşir.

Bu tabloya bakmak zor ama bakacağız.
Adı “Çığlık”.
Bağıran yok…
Çünkü bazen bağırmak bile yasak olur.
İnsan içinden bağırır, kimse duymaz.

Şu köy baskınlarını anlatan resimler…
Kapılar gece kırılmış.
Çocuklar uykularından korkuyla uyanmış.
Bir anne çocuğunu saklarken titremiş.
Siz korktuğunuzda yanınıza kim geliyorsa,
bu çocukların yanında kimse yokmuş.

Şimdi göç yollarındayız.
Bakın, insanlar yürümüş… çok yürümüş.
Yolda kalanlar olmuş.
Toprağa bile verilemeden…
Bir anne evladını son kez bile okşayamamış.
Bu, insanın kalbinde hiç kapanmayan bir yaradır.

Şu eski gazetelere yaklaşın.
Okuyun ama yavaş okuyun.
“Anne gelmiş, çocuk kalmış.”
Bir cümle…
Ama bir annenin ömrü bu cümlede bitmiş.

Şimdi Bosna…
Srebrenitsa…
Tarih değişmiş ama gözyaşı değişmemiş.
Anneler hâlâ beklemiş.
Bir çocuk büyümüş ama babası hiç gelmemiş.

Çocuklar…
Bu sergi sizi üzmek için yapılmadı.
Sizi insan yapmak için yapıldı.

Eğer içiniz acıdıysa,
eğer boğazınız düğümlendiyse,
bilin ki bu resimler görevini yaptı.

Unutmayın…
Unutulan acı, tekrar yaşanır.

Bu sergiyi hazırlayan BULTÜRK Derneği’ne teşekkür ediyoruz.
Çünkü burada resimler değil, yarım kalmış hayatlar asılı.

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

11 − 1 =