Rafet ULUTÜRK
Öncelikle, bu kıymetli toplantıya katılmam vesilesiyle davette bulunan değerli kardeşim Mehseti Hanımefendi’ye içtenlikle teşekkür ediyorum.
Dünyanın merkezi olan güzel İstanbul’da, Can Azerbaycan’dan gelen kıymetli misafirlerimizi BULTÜRK Derneği adına sevgiyle, muhabbetle selamlıyor, “Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz” diyorum.
Sayın Azerbaycan Konsolosum, Saygıdeğer katılımcılar, kıymetli misafirler, değerli genç kardeşlerim,
Bugün burada sadece bir program için toplanmadık. Aslında burası bir masadan çok, insanlığın ortak vicdanının seslendiği bir kürsü, geleceğe dair kaygılarımızın ve umutlarımızın buluştuğu bir mekândır. Çünkü mesele artık sadece çevre değil, insanlığın kendi varlığını sürdürüp sürdüremeyeceği meselesidir.
İklim krizi, buzulların erimesinden çok daha fazlasıdır. O; güvenli gıdanın, temiz havanın, adil ekonomilerin ve barışın geleceğidir. Ve bu mücadelede en kritik aktörlerden biri de sivil toplumdur.
Biz BULTÜRK olarak, Balkanlar’dan Türkistan’a, Kırcaali’den Buhara’ya, Türk-İslam coğrafyasının her bir köşesinde hem kültürel hem çevresel mirasın korunması için mücadele ediyoruz. Sadece geçmişe saygı değil, geleceğe sorumluluk taşıyoruz.
Sivil toplum kuruluşları, devletlerin ulaşamadığı yerlerde vicdanın sesi olur. Çünkü biz, halkın içindeyiz. Her gün bir çocuğun nefesini, bir annenin duasını, bir yaşlının umudunu dinliyoruz. Ve biliyoruz ki, gerçek değişim yukarıdan değil, aşağıdan başlar.
İklim diplomasisi, artık sadece çevre bakanlarının işi değil. Bu artık bir halk diplomasisi; bu artık bir gençlik hareketi; bu artık bir kültürel seferberliktir.
Bu nedenle STK’lar arası iş birliği, artık bir lüks değil, hayati bir zorunluluktur. Her sivil toplum örgütü, kendi bulunduğu yerin nabzını tutmalı; ama elini yeryüzünün kalbine koymalı.
COP29 bize büyük bir miras bıraktı:
Sadece bir bildirge değil; bir çağrı, bir uyanış, bir sorumluluk…
Bugün burada bulunan her bir STK, aslında bir umut adasıdır. Bu adaları birbirine bağlarsak, bir iklim okyanusu doğar. Küresel etki, yerel gönüllerle başlar.
Unutmayalım:
Doğa bize bir kez daha sesleniyor:
“Gecikirseniz, geri dönemeyebilirsiniz.”
Ve biz geç kalmak istemiyoruz. Biz, çocuklarımızın “neden susmuştunuz?” sorusuna mahcup olmak istemiyoruz. Onlara bırakacağımız en büyük miras; temiz bir hava, yaşanabilir bir dünya ve bilinçli bir toplum olmalı.
Gelin, birlikte çalışalım. El ele verelim. İklim adaleti, yalnız doğaya değil; aynı zamanda insana, geleceğe ve vicdana saygıdır.
BULTÜRK Derneği olarak, bu sorumluluğu hem Türkiye’de hem Balkanlar’da ve tüm Türk Dünyasında taşımaya devam edeceğimizi buradan duyuruyor; bu güzel toplantıya emek veren herkesi saygı ve minnetle selamlıyorum.
Teşekkür ediyorum. Var olunuz.
Rafet ULUTÜRK – BULTÜRK Genel Başkanı
