MHP İSTANBUL İL BAŞKANLIĞI YOLUNDA BİR HEMŞERİMİZİN YANINDAYIZ

BULTÜRK’ten Birlik, Temsil ve Gelecek Mesajı

Siyasette bazı buluşmalar yalnızca bir ziyaret, bazı fotoğraflar da yalnızca hatıra değildir. Doğru okunduğunda bunlar toplumun hangi istikamete yöneldiğini, yeni kadroların nasıl oluştuğunu ve geleceğin hangi ilişkiler üzerine kurulacağını gösteren işaretlerdir.

29 Ağustos Cumartesi günü gerçekleştirilecek MHP İstanbul İl Kongresi öncesinde Fatih MHP ilçesinde Türk Dünyasından Sorumlu Sayın Murad Gülcan’ın BULTÜRK’ü ziyaret ederek İstanbul MHP İl kongre davetini takdim etmesi de bizim açımızdan böyle değerlendirilmesi gereken bir buluşmadır.

Kendisine nazik ziyareti ve daveti için teşekkür ediyoruz. Ancak bu ziyaret vesilesiyle üzerinde durmamız gereken daha büyük bir mesele bulunmaktadır:

İstanbul gibi Türkiye’nin kalbi olan bir şehirde siyaset, yalnızca bugünün teşkilat yapısını değil, Türkiye’nin yarınının insan kaynağını da hazırlamalıdır.

Ve biz BULTÜRK olarak söylüyoruz: MHP İl Başkanı Rumelili hemşehrimiz MHP İstanbul İl Başkanı Volkan Yılmaz, ilk defa göreve gelmiştir.

MHP İstanbul İl Başkanlığı yolunda yürüyen hemşerimizin yanındayız.

Çünkü bizim için mesele yalnızca bir kişinin göreve gelmesi değildir. Mesele; liyakatin, çalışkanlığın, vefanın, teşkilat tecrübesinin ve Türk dünyası bilincinin siyaset içerisinde daha güçlü şekilde temsil edilmesidir.

İSTANBUL İL BAŞKANLIĞI SADECE BİR MAKAM DEĞİLDİR

İstanbul’u yönetmek başka, İstanbul’da siyaset yapmak başkadır.

Türkiye’nin ekonomik, kültürel, sosyal ve demografik merkezi olan İstanbul; Balkanlar’dan Kafkasya’ya, Anadolu’dan Orta Asya’ya uzanan büyük bir insan coğrafyasını bünyesinde barındırmaktadır.

Bulgaristan Türkleri, Batı Trakya Türkleri, Balkan muhacirleri, Kırım Türkleri, Ahıska Türkleri, Azerbaycanlılar ve Türk dünyasının farklı bölgelerinden İstanbul’a gelen yüz binlerce insan bu büyük şehrin sosyal dokusunun parçalarıdır. Dolayısıyla İstanbul’daki güçlü bir siyasi teşkilatın yalnızca ilçeleri ve mahalleleri değil, bu geniş sosyolojik yapıyı da okuyabilmesi gerekir.

İstanbul İl Başkanlığına talip olmak bu nedenle sıradan bir teşkilat görevi değildir.

Bu makam; insanı tanımayı, sokağı dinlemeyi, gençleri anlamayı, diasporayı görmeyi,

Türkiye’nin bölgesel hedeflerini kavramayı ve farklı toplumsal kesimleri ortak bir ülkü etrafında buluşturmayı gerektirir.

BALKANLARDAN İSTANBUL’A UZANAN BİR GÖNÜL COĞRAFYASI

Biz Bulgaristan Türkleri için İstanbul hiçbir zaman yalnızca büyük bir şehir olmadı.

İstanbul bizim için kimi zaman umut kapısı, kimi zaman sığınak, kimi zaman mücadele merkezi oldu.

1989’da Bulgaristan’dan Türkiye’ye sürülen yüz binlerce insanımızın önemli bir bölümü İstanbul’a geldi. Bayrampaşa, Avcılar, Gaziosmanpaşa, Bağcılar, Küçükçekmece ve İstanbul’un daha birçok bölgesi Balkanlardan gelen insanlarımızın alın teriyle büyüdü. Bugün artık yeni bir döneme geçmemiz gerekiyor. Balkan Türkleri yalnızca hatırlanacak bir göç hikâyesi değildir.

Balkan Türkleri Türkiye’nin stratejik insan sermayesidir.

İki ülkeyi bilen, iki dili konuşan, iki kültürü tanıyan, Avrupa’yı ve Balkanları yakından takip eden bu insanların Türkiye’nin siyasetinde, bürokrasisinde, akademisinde, diplomasisinde, ekonomisinde ve sivil toplumunda daha fazla yer alması gerekir. BULTÜRK’ün yıllardır savunduğu temel anlayışlardan biri budur.

BULTÜRK’ÜN SİYASETE BAKIŞI: İNSAN YETİŞTİRMEK

Bizim siyaset anlayışımız bir seçimden diğer seçime değişen bir anlayış değildir.

Bir insanı bugün destekleyip yarın unutmak da değildir.

Asıl mesele insan yetiştirmektir.

Türkiye’nin önümüzdeki 20-30 yılını konuşuyorsak bugünden gençler yetiştirmeliyiz.

Belediye meclis üyeleri yetiştirmeliyiz.

Milletvekilleri yetiştirmeliyiz.

Diplomatlar yetiştirmeliyiz.

Akademisyenler, bürokratlar, belediye başkanları ve sivil toplum önderleri yetiştirmeliyiz.

Çünkü devletlerin geleceğini yalnızca sahip oldukları silahlar değil, yetiştirdikleri insanlar belirler.

Bir toplum kadro yetiştiremiyorsa zaman içerisinde temsil gücünü kaybeder.

BULTÜRK olarak bizim mücadelemiz tam da burada başlamaktadır:

Bulgaristan Türkleri ve Balkan Türkleri yalnızca seçmen olmamalı; karar mekanizmalarında da bulunmalıdır.

SİYASETTE HEMŞERİLİK NE ANLAMA GELMELİ?

Burada önemli bir ayrımı da yapmak gerekir.

Hemşerimizin yanında olmak, körü körüne bir hemşericilik anlayışı değildir.

Bizim anlayışımızda hemşerilik bir ayrıcalık talebi değil, sorumluluk yüklemektir.

Biz bir hemşerimizin önemli bir göreve talip olmasından gurur duyarken ondan daha fazla çalışmasını, daha adaletli davranmasını, daha fazla insanı dinlemesini ve bulunduğu makamın hakkını vermesini bekleriz.

Çünkü temsil makamına gelen insan artık yalnızca kendisini temsil etmez.

Kendisinden sonra gelecek gençlere de yol açar.

Bir kişinin başarısı bazen yüzlerce gencin önündeki psikolojik engeli kaldırır.

Gençler şöyle düşünmeye başlar:

“Demek ki ben de çalışırsam başarabilirim.”

İşte bizim görmek istediğimiz Türkiye budur.

MHP’NİN TARİHÎ SORUMLULUĞU

Milliyetçi Hareket Partisi’nin Türk siyasi hayatındaki en önemli özelliklerinden biri, Türkiye sınırlarının ötesindeki Türk topluluklarına yönelik tarihî hassasiyetidir.

Balkan Türkleri açısından bunun ayrı bir anlamı bulunmaktadır.

Bulgaristan’da isimlerimizin değiştirildiği, dilimizin yasaklandığı, insanlarımızın cezaevlerine gönderildiği ve yüz binlerce Türk’ün Türkiye’ye göçe zorlandığı dönemlerde Türkiye’deki milliyetçi çevrelerin Bulgaristan Türklerinin yaşadığı zulmü gündemde tutmasının hafızamızda önemli bir yeri vardır.

Bugün ise mesele yalnızca geçmişte yaşananları hatırlamak değildir.

Yeni dönemin sorusu şudur:

Türk dünyasının geleceğini birlikte nasıl inşa edeceğiz?

21. YÜZYILIN MİLLİYETÇİLİĞİ ÜRETMEK ZORUNDADIR

Bugünün dünyasında milliyetçilik yalnızca sloganlarla anlatılamaz.

Yeni yüzyılın milliyetçiliği;

bilim üretmelidir,

teknoloji geliştirmelidir,

genç yetiştirmelidir,

ekonomiyi güçlendirmelidir,

savunma sanayiini desteklemelidir,

Türk dünyasında ekonomik ağlar kurmalıdır,

diasporayı örgütlemelidir,

kültürel hafızayı korumalıdır.

Çünkü artık devletler yalnızca sınır boylarında mücadele etmiyor.

Mücadele üniversitelerde, laboratuvarlarda, teknoloji şirketlerinde, enerji koridorlarında, medya platformlarında ve gençlerin zihinlerinde devam ediyor.

Bu nedenle Türkiye’nin yeni siyasi kadrolarının da yeni dünyanın dilini okuyabilmesi gerekiyor.

İSTANBUL’DAN BALKANLARA UZANACAK YENİ BİR KÖPRÜ

İstanbul’un Balkanlarla ilişkisi yeniden stratejik bir perspektifle ele alınmalıdır.

Sofya’dan Kırcaali’ye, Filibe’den Şumnu’ya, Deliorman’dan Batı Trakya’ya, Üsküp’ten Prizren’e, Saraybosna’dan Köstence’ye kadar uzanan büyük bir tarihî ve kültürel coğrafyamız bulunmaktadır.

Türkiye bu coğrafyayla yalnızca devletlerarası diplomasi üzerinden ilişki kurmamalıdır.

Belediyeler, üniversiteler, iş dünyası, sivil toplum kuruluşları ve gençlik teşkilatları arasında çok daha güçlü ağlar oluşturulmalıdır.

İstanbul bu sistemin merkezi olabilir.

Bunun için siyasette Balkanları bilen insanların çoğalması stratejik önem taşımaktadır.

GENÇLERİMİZE KAPILARI AÇMALIYIZ

Bizden sonraki kuşağa bırakabileceğimiz en büyük miras makamlarımız değildir.

Açtığımız kapılardır.

Bir genç üniversiteye gidiyorsa elinden tutacağız.

Siyasete girmek istiyorsa yol göstereceğiz.

Diplomat olmak istiyorsa destekleyeceğiz.

İş kurmak istiyorsa tecrübemizi paylaşacağız.

Sivil toplumda görev almak istiyorsa sorumluluk vereceğiz.

Çünkü Türk dünyasının geleceği yalnızca büyük konuşmalarla kurulamaz.

Gelecek, yetiştirilen insanlarla kurulur.

BULTÜRK olarak önümüzdeki dönemde özellikle Balkan kökenli gençlerimizin Türkiye’nin siyasi ve toplumsal hayatında daha güçlü şekilde yer almasını son derece önemsiyoruz.

BİZİM DAVAMIZ MAKAM DEĞİL, TEMSİLDİR

Bugün bir hemşerimizin İstanbul gibi önemli bir şehirde böylesine büyük bir sorumluluğa talip olması bizi memnun etmektedir.

Fakat bizim desteğimizin anlamı şahısların çok ötesindedir.

Biz;

çalışanın,

üretenin,

insanına sahip çıkanın,

Türk dünyasını bilenin,

Balkanları unutmayanın,

gençlere kapı açanın

ve milletine hizmet etmeyi makamdan üstün görenin yanında olacağız.

Çünkü siyasette makamlar geçicidir.

Bırakılan iz kalıcıdır.

BULTÜRK’TEN BAŞKANDAN AÇIK MESAJ

BULTÜRK olarak Türkiye’deki bütün siyasi yapılara yıllardır aynı şeyi söylüyoruz:

Balkan Türklerini yalnızca seçim zamanlarında hatırlamayın.

Bu insanların tarihî hafızasından, Avrupa tecrübesinden, dil bilgisinden, kültürel birikiminden ve insan gücünden yararlanın. Gençlerimize alan açın.

Onları siyasetin seyircisi değil, geleceğin karar vericileri hâline getirin. Çünkü Balkanlarda güçlü bir Türkiye isteyen herkes önce Türkiye’deki Balkan Türklerinin gücünü fark etmek zorundadır.

HEMŞERİMİZİN YANINDAYIZ

29 Ağustos’ta gerçekleştirilecek MHP İstanbul İl Kongresi’nin Milliyetçi Hareket Partisi camiasına, İstanbul’a ve ülkemize hayırlı olmasını diliyoruz.

Kongreler gelip geçer.

Görevler değişir.

İsimler değişir.

Fakat millet için kurulan gönül bağları kalır.

Bizim arzumuz, İstanbul siyasetinde Türk dünyasını bilen, Balkanların sesini duyan, gençlere güvenen ve toplumun bütün kesimleriyle gönül bağı kurabilen kadroların çoğalmasıdır.

Bu nedenle sözümüz açıktır:

MHP İstanbul İl Başkanlığı yolunda hemşerimizin yanındayız.

Ama kendisine vereceğimiz en önemli mesaj da şudur:

Bu destek bir makam için değil, omuzlanacak sorumluluk içindir.

İstanbul’dan Balkanlara, Balkanlardan Anadolu’ya ve Anadolu’dan bütün Türk dünyasına uzanan gönül köprülerini daha da güçlendirmek zorundayız.

Çünkü artık sadece geçmişimizi anlatmanın zamanı değildir.

Geleceğimizi örgütlemenin zamanıdır.

Birlik olacağız.

Gençlerimizi yetiştireceğiz.

İnsanımıza sahip çıkacağız.

Balkanları unutmayacağız.

Türk dünyasıyla bağlarımızı güçlendireceğiz.

Ve nerede milletine hizmet etmek isteyen liyakatli bir insanımız varsa onun önünü açacağız.

BULTÜRK olarak dün olduğu gibi bugün de yarın da milletimizin, Türk dünyasının ve Balkan Türklerinin güçlü temsilinden yana olacağız.

Arzu ÜNAL
BGSAM
Basın Yayın Kurulu

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

three × 3 =