Bir Ziyaretten Daha Fazlası
Bazen bir ziyaret, yalnızca bir kapının çalınması değildir.
Bazen o kapıdan yeni fikirler, yeni hedefler, yeni ortaklıklar ve geleceğe uzanan yeni yollar girer.
TEK Hedefimiz Eğitim Derneği Başkanı Cem Yıldırımer ve Başkan Yardımcısı Tahsin Kılıç’ın BULTÜRK Derneği’ne gerçekleştirdiği ziyaret, tam da böyle bir anlam taşıdı.
BULTÜRK Genel Başkanı Rafet Ulutürk ile gerçekleştirilen görüşmede bir yandan taziye dilekleri paylaşılırken, diğer yandan yeni dönemde yapılabilecek ortak çalışmalar, eğitim projeleri, gençlik faaliyetleri ve Türk dünyasına yönelik stratejik hedefler ele alındı.
Samimi başlayan sohbet kısa sürede daha geniş bir ufka taşındı.
Masada artık yalnızca iki derneğin yapabileceği programlar değil, Türk dünyasının geleceğine sivil toplum eliyle nasıl daha güçlü katkı sağlanabileceği konuşuluyordu.
Ortak Payda: Gelecek Nesiller
TEK Hedefimiz Eğitim Derneği’nin merkezinde eğitim var.
BULTÜRK ve BGSAM’ın çalışmalarının merkezinde ise Türk dünyası, Balkanlar, tarih, kültür, kimlik ve toplumsal hafıza bulunuyor.
Bu iki alan birbirinden ayrı değildir.
Tam tersine, birbirini tamamlayan iki büyük parçadır.
Çünkü eğitim yalnızca bilgi aktarmak değildir.
Eğitim aynı zamanda bir nesle kim olduğunu, nereden geldiğini, hangi medeniyetin mirasını taşıdığını ve gelecekte neyi inşa etmesi gerektiğini anlatabilmektir.
Bir genç çok iyi eğitim alabilir.
Fakat tarihini bilmiyorsa, kültürel hafızasından kopmuşsa, ait olduğu büyük medeniyet coğrafyasını tanımıyorsa, aldığı eğitimin önemli bir ayağı eksik kalır.
İşte bu nedenle BULTÜRK ile TEK Hedefimiz Eğitim Derneği arasında gelişen temas, sadece kurumsal bir yakınlaşma değil; eğitim ile tarih şuurunun aynı hedefte buluşması olarak görülmelidir.
Cem Yıldırımer: “BULTÜRK ile Çalışmak Bizim İçin Büyük Bir Onur”
TEK Hedefimiz Eğitim Derneği Başkanı Cem Yıldırımer, görüşmede yeni döneme ilişkin proje ve hedeflerini paylaşırken BULTÜRK ile ortak programlar gerçekleştirmekten duyacağı memnuniyeti açıkça ifade etti.
Yıldırımer,
“BULTÜRK ile birlikte program yapmak benim için büyük bir onurdur.”
sözleriyle iş birliğine verdikleri önemi dile getirdi.
Ekim ayından itibaren ortak çalışmalar yapılması düşüncesinin gündeme gelmesi de bu ziyaretin yalnızca nezaket çerçevesinde kalmayacağını gösterdi.
Bu ifade aslında yeni dönemin işaretidir.
Çünkü sivil toplumda gerçek iş birliği, iyi niyet açıklamalarıyla değil, ortak projelerle anlam kazanır.
Türk Dünyasında Soykırımlar: Hafızanın Kitaplaşmış Hâli
Görüşmede BULTÜRK ve BGSAM’ın yakın dönemde ortaya koyduğu çalışmalar da değerlendirildi.
Özellikle “Türk Dünyasında Soykırımlar” kitabının taşıdığı tarihî önem üzerinde duruldu.
Bu tür eserler yalnızca yayımlandıkları yıl için değerli değildir.
Onlar, gelecek nesiller için birer hafıza belgesidir.
Türk dünyasının farklı coğrafyalarda yaşadığı zulümler, sürgünler, katliamlar, baskılar ve asimilasyon politikaları kayıt altına alınmadığında zaman içinde unutulma tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir.
Milletler yalnızca toprak kaybederek zayıflamaz.
Bazen hafıza kaybederek de zayıflar.
Bu nedenle tarihî acıların bilimsel, belgeli ve kuşatıcı biçimde kayıt altına alınması bir milletin geleceğine karşı sorumluluğudur.
TEK Hedefimiz Eğitim Derneği heyetinin bu çalışmayı “tarihe bırakılmış bir eser” olarak değerlendirmesi de son derece anlamlıdır.
Kırcaali Efsanesi: Geçmişi Görsel Hafızaya Taşımak
Görüşmede öne çıkan bir diğer çalışma ise “Kırcaali Efsanesi” belgeseli oldu.
Balkan Türklerinin tarihini, hafızasını ve medeniyet izlerini geleceğe aktarmayı hedefleyen bu çalışma, BULTÜRK ve BGSAM’ın sadece bugüne değil, yarına da eser bırakma anlayışının önemli örneklerinden biri olarak değerlendirildi.
Tarihi anlatmanın artık tek yolu kitap değildir.
Belgeseller, dijital arşivler, kısa filmler, gençlik programları, seminerler ve sosyal medya içerikleri yeni kuşaklara ulaşmada büyük önem taşımaktadır.
Bugünün gençliği görüntüyle, dijital içerikle ve hızlı bilgi akışıyla büyüyor.
Dolayısıyla Türk dünyasının tarihini gelecek nesillere aktarmak istiyorsak, hafızayı yeni çağın diliyle anlatmayı başarmak zorundayız.
Bu açıdan bakıldığında “Türk Dünyasında Soykırımlar” kitabı ile “Kırcaali Efsanesi” belgeseli aynı stratejinin iki farklı ayağıdır:
Biri yazılı hafıza, diğeri görsel hafızadır.
Rafet Ulutürk: “Türk Dünyası Hepimizin Ortak Buluşma Merkezidir”
BULTÜRK Genel Başkanı Rafet Ulutürk de görüşmede TEK Hedefimiz Eğitim Derneği’nin çalışmalarını takip ettiklerini ve birlikte yapılabilecek her türlü anlamlı projeye açık olduklarını ifade etti.
Ulutürk’ün üzerinde özellikle durduğu husus ise Türk dünyasının ortak payda olduğuydu.
“Türk dünyası hepimizin ortak noktasıdır, hepimizin buluştuğu merkezdir. Eğitimde, kültürde, tarihte ve gençlik çalışmalarında kim samimiyetle hizmet etmek istiyorsa birlikte hareket etmeye hazırız. Güçleri birleştirdikçe hizmet de büyür.”
Bu yaklaşım, yeni dönemin sivil toplum anlayışı açısından önemli bir mesaj taşımaktadır. Çünkü Türk dünyası bir kurumun, bir derneğin, bir vakfın veya bir kişinin tek başına üstlenebileceği kadar küçük bir alan değildir. Milyonlarca insanı, onlarca ülke ve bölgeyi, farklı tarihî tecrübeleri ve geniş bir medeniyet havzasını içine alan büyük bir dünyadan söz ediyoruz. Bu ölçekte çalışmak isteyen herkesin rekabetten önce iş birliğini öğrenmesi gerekir.
Yeni Dönemde Sivil Toplumun Ana Kelimesi: Birliktelik
Bugünün dünyasında ülkeler bile tek başlarına hareket edemiyor.
Ekonomik birlikler kuruluyor.
Savunma ittifakları kuruluyor.
Üniversiteler ortak araştırma merkezleri açıyor.
Şirketler stratejik ortaklıklar geliştiriyor.
Sivil toplum kuruluşlarının da artık aynı anlayışla hareket etmesi gerekiyor.
Kurumların birbirini rakip görmesi, aynı alanda çalışan yapıların birbirinden uzak durması ve her kuruluşun kendi küçük çevresi içinde faaliyet yürütmesi geleceğin ihtiyaçlarına cevap veremez.
Yeni dönemin anahtar kavramı stratejik birliktelik olmalıdır.
Stratejik birliktelik, herkesin kendi kimliğini kaybetmesi anlamına gelmez.
Tam tersine, her kurumun güçlü olduğu alanı ortak hedef için kullanması anlamına gelir.
TEK Hedefimiz Eğitim Derneği eğitim alanında güçlüdür.
BULTÜRK Türk dünyası ve Balkanlar konusunda birikim sahibidir.
BGSAM araştırma, düşünce, yayın ve stratejik perspektif üretebilir.
Bu yapıların ortak projede buluşması, tek tek yapabileceklerinin çok daha ötesinde sonuçlar doğurabilir.
Ekim Ayı Bir Takvim Değil, Başlangıç Olmalı
Görüşmede Ekim ayından itibaren ortak çalışmalar yapılabileceğinin ifade edilmesi önemlidir.
Ancak bu birliktelik yalnızca birkaç toplantı veya konferansla sınırlı kalmamalıdır.
Doğru bir stratejiyle ortak çalışma alanı genişletilebilir.
Gençlere yönelik Türk dünyası eğitim programları hazırlanabilir.
Tarih ve kültür seminerleri düzenlenebilir.
Kitap okuma ve analiz grupları kurulabilir.
Belgesel gösterimleri yapılabilir.
Öğrenciler için Türk dünyası bilgi yarışmaları gerçekleştirilebilir.
Üniversite gençliği ile akademisyenler aynı platformlarda buluşturulabilir.
Balkanlar, Kafkasya ve Türk Cumhuriyetleri üzerine özel eğitim modülleri geliştirilebilir.
Gençlerin kendi tarihleri üzerine araştırma yapmasını teşvik eden projeler başlatılabilir.
Orta ve uzun vadede bir Türk Dünyası Gençlik Akademisi fikri dahi gündeme alınabilir.
Çünkü stratejik ortaklığın değeri, etkinlik sayısıyla değil, yetiştirdiği insanla ölçülür.
Türk Dünyasının En Büyük Sermayesi Gençlerdir
Bugün Türk dünyası üzerine konuşurken enerji yollarından, ticaret koridorlarından, savunma sanayinden, ulaştırmadan ve büyük jeopolitik projelerden söz ediyoruz.
Elbette bunların tamamı çok önemlidir. Fakat bunların tamamının önünde bir unsur vardır:
İnsan. İnsan yetiştiremezseniz teknolojiyi sürdüremezsiniz.
Tarihini bilen nesiller yetiştiremezseniz kültürü koruyamazsınız.
İyi eğitimli gençler yetiştiremezseniz ekonomik kalkınmayı sağlayamazsınız.
Dünya ile rekabet edebilecek kadrolar oluşturamazsanız Türk dünyasının büyük hedefleri yalnızca temenni olarak kalır.
Bu nedenle eğitim, Türk dünyasının en stratejik meselesidir.
Ve eğitim yalnızca okul sıralarına bırakılamayacak kadar büyük bir meseledir.
Aile, okul, üniversite, devlet, sivil toplum, medya ve kültür kurumlarının aynı hedefte buluşması gerekir.
Ortak Hafıza Olmadan Ortak Gelecek Kurulamaz
Türk dünyası birlikteliği sadece ekonomik çıkarlarla kurulamaz.
Kalıcı birliktelik için ortak hafızaya ihtiyaç vardır.
Çanakkale’yi bilmeyen,
Balkan göçlerini bilmeyen,
Kırım sürgününü bilmeyen,
Ahıska Türklerinin yaşadıklarını bilmeyen,
Doğu Türkistan’ı tanımayan,
Bulgaristan Türklerinin asimilasyon dönemini bilmeyen,
Azerbaycan’ın yaşadığı işgalleri ve mücadeleyi anlamayan bir neslin Türk dünyası bilinci eksik kalır.
Bu nedenle tarih eğitimi geçmişe takılıp kalmak değildir.
Tam tersine, geleceğin stratejisini doğru kurabilmek için geçmişten ders çıkarmaktır.
İşte BULTÜRK ve BGSAM’ın hafıza çalışmalarının eğitim kurumlarıyla buluşması bu yüzden önemlidir.
Stratejik Birliktelik Ne Sağlayabilir?
BULTÜRK ile TEK Hedefimiz Eğitim Derneği arasındaki bu yakınlaşma doğru yönetildiğinde üç önemli sonuç ortaya çıkarabilir.
Birincisi, kurumsal güçlerin birleşmesi.
İkincisi, gençliğe daha geniş ulaşılması.
Üçüncüsü ise Türk dünyası bilincinin eğitim yoluyla kalıcı hâle getirilmesi.
Çünkü etkinlikler biter.
Toplantılar sona erer.
Fotoğraflar arşivlere kaldırılır.
Ama doğru eğitilmiş bir insan yıllarca hizmet üretir.
Dolayısıyla sivil toplumun başarısı düzenlediği programların sayısıyla değil, yetişmesine katkı sunduğu insanlarla ölçülmelidir.
Fotoğraftan Projeye, Projeden Kurumsal Hafızaya
Ziyaretin sonunda Cem Yıldırımer, Tahsin Kılıç ve Rafet Ulutürk birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi.
Bu fotoğraf bugün için güzel bir ziyaret hatırasıdır.
Fakat asıl hedef o fotoğrafın yıllar sonra başka bir anlam taşıması olmalıdır.
Bir gün geriye dönüp bakıldığında,
“Eğitim ile Türk dünyası çalışmalarının buluştuğu uzun soluklu iş birliğinin ilk adımı burada atılmıştı.” denilebilmelidir.
Bunun için iyi niyeti programa, programı projeye, projeyi kurumsal yapıya, kurumsal yapıyı ise kalıcı hizmete dönüştürmek gerekir.
Aynı Hedefe Bakanlar Aynı Yolda Yürüyebilir
Bugün Türk dünyasının ihtiyacı daha fazla slogan değil, daha fazla ortak çalışmadır.
Daha fazla ayrışma değil, daha fazla buluşmadır.
Daha fazla kurum yarışı değil, daha fazla güç birliğidir.
BULTÜRK’te gerçekleşen bu ziyaret işte bu açıdan değerlidir.
Çünkü eğitim ile tarih,
gençlik ile hafıza,
sivil toplum ile stratejik düşünce aynı masada buluşmuştur.
Önümüzdeki dönemde bu birliktelik somut projelere dönüşürse yalnızca iki kurum kazanmayacaktır.
Gençler kazanacaktır.
Türk dünyası kazanacaktır.
Gelecek kazanacaktır.
Çünkü büyük hedeflere tek başına yürünmez.
Güçler birleşirse imkânlar büyür.
Bilgi birleşirse ufuk genişler.
Tecrübe birleşirse hizmet kalıcılaşır.
Eğitim ile tarih birleşirse bilinçli nesiller yetişir.
Türk dünyası ortak hedef olursa gelecek birlikte kurulur.
Arzu ÜNAL
BGSAM
Basın Yayın Kurulu
