Rafet ULUTÜRK
Bulgaristan’da seçim sandıkları her açıldığında, özellikle Kırcaali ve karma bölgeler üzerinden aynı gerçek yeniden görünür hale geliyor: Türk seçmen sadece oy kullanan bir kitle değildir; Bulgaristan siyasetinin yönünü etkileyen, dengeleri değiştiren ve iktidar hesaplarını yeniden kurduran stratejik bir toplumsal güçtür.
Bu gerçek artık Bulgar siyasi partileri tarafından daha doğru okunmalıdır. Çünkü mesele yalnızca “etnik oy” meselesi değildir. Mesele, yıllardır temsil arayan, eşit yurttaşlık isteyen, adalet ve demokrasi talebini sandıkta gösteren bir toplumun siyasal ağırlığıdır.
Türk seçmen bugüne kadar çoğu zaman belirli siyasi yapılarla özdeşleştirildi. Bu durum bir yönüyle doğaldı; çünkü azınlık toplumları, haklarını koruyacak güvenli siyasi adresler arar. Ancak son seçimler, bu tablonun artık daha karmaşık hale geldiğini gösteriyor. Türk oyları hâlâ güçlüdür, hâlâ örgütlüdür, hâlâ belirleyicidir; fakat artık tek bir merkeze mahkûm değildir.
Asıl dikkat çekici gelişme de buradadır.
Yeni siyasi aktörlerin Kırcaali ve Türkiye’deki seçmenler arasında destek bulması, eski modelin tamamen çöktüğü anlamına gelmez. Fakat bu modelin artık sorgulandığını, seçmenin seçenek aradığını ve sadece kimlik üzerinden değil, güven, adalet, temsil ve gelecek beklentisi üzerinden karar verdiğini gösterir.
Bu açıdan Rumen Radev’in siyasi çizgisi ve çevresinde oluşan yeni yapılanmalar için de önemli bir mesaj vardır. Eğer bir parti Türk seçmenden destek alıyorsa, bunu geçici bir seçim başarısı olarak değil, büyük bir sorumluluk olarak görmelidir. Türklerin oyunu almak başka, bu oyların anlamını taşımak başkadır.
Türk seçmenin talebi açıktır: Ne ayrıcalık, ne dışlanma. Ne fazla, ne eksik. Herkes için eşit hukuk, herkes için demokrasi, herkes için adalet.
Bu talep aslında Bulgaristan demokrasisinin de sınavıdır. Çünkü bir ülkede azınlıkların kendini güvende hissetmediği bir sistem tam anlamıyla demokratik sayılamaz. Türklerin siyasi davranışı yalnızca kendi toplumlarının çıkarlarını değil, Bulgaristan’ın demokratik olgunluğunu da ölçmektedir.
Bugün Bulgar partilerinin anlaması gereken temel nokta şudur: Türk oyları satın alınacak, kandırılacak veya sadece seçim dönemlerinde hatırlanacak oylar değildir. Bu oyların arkasında tarih vardır, göç vardır, baskı hafızası vardır, kimlik mücadelesi vardır, ama aynı zamanda birlikte yaşama iradesi de vardır.
Türkiye’de yaşayan Bulgaristan vatandaşlarının artan seçim etkisi de bu tablonun önemli bir parçasıdır. Artık Bulgaristan siyaseti sadece ülke sınırları içinde şekillenmiyor. Türkiye’deki seçmenler, özellikle karma bölgelerdeki sonuçları etkileyen ciddi bir güç haline geliyor. Bu da Bulgar siyasetini daha geniş, sınır ötesi bir seçmen gerçekliğiyle karşı karşıya bırakıyor.
Ancak burada Türk seçmen açısından da dikkat edilmesi gereken bir risk vardır. Oyların farklı partilere dağılması, temsil çeşitliliği sağlayabilir; fakat ortak talepler zayıflarsa pazarlık gücü azalabilir. Bu yüzden mesele hangi partiye oy verildiğinden daha büyüktür. Asıl mesele, Türk toplumunun ortak demokratik taleplerinin siyaset masasında güçlü biçimde korunup korunmadığıdır.
Kırcaali’de görülen tablo bize şunu söylüyor: Eski düzen tamamen yıkılmadı, fakat artık tek başına yeterli değil. Yeni oyuncular sahaya giriyor. Seçmen değişimi izliyor. Genç kuşaklar daha sorgulayıcı davranıyor. Türkiye’deki seçmen daha görünür hale geliyor. Bulgar partileri ise bu yeni gerçeğe ya uyum sağlayacak ya da Türk seçmenin mesajını yanlış okuyarak büyük hata yapacaktır.
Türk oyları Bulgaristan’da her zaman belirleyici olacaktır. Fakat bu belirleyicilik sadece sayıdan kaynaklanmıyor. Bu belirleyicilik, Türk toplumunun siyasal hafızasından, örgütlü duruşundan ve adalet talebinden kaynaklanıyor.
Bugün bütün Bulgar siyasi aktörlerine düşen görev bellidir: Türk seçmeni sadece seçim matematiğinin parçası olarak değil, Bulgaristan demokrasisinin asli unsuru olarak görmek.
Çünkü Türklerin istediği şey çok nettir:
Eşitlik.
Adalet.
Demokrasi.
Saygı.
Güvenli gelecek.
Bunu anlayan parti kazanır.
Bunu küçümseyen parti ise sandıkta cevabını alır.