Yeni Türkiye Yüzyılı: Köklerinden Göklere Bir Diriliş ve Sorumluluk Çağrısı

Rafet ULUTÜRK

Sevgili gençler,
Geleceğimizin teminatı aziz evlatlarım;

Yeni Türkiye Yüzyılı demek,
yalnızca bir zaman dilimi değil,
sizin omuzlarınıza yüklenmiş tarihî bir emanettir.

Bu yüzyıl;
kavganın değil bilginin,
kötülüğün değil iyiliğin,
bilek gücünün değil akıl, ahlâk ve vicdanın yüzyılı olacaktır.

Bu çağ,
zorbalıkla değil adaletle,
öfkeyle değil hikmetle,
taklitle değil şahsiyetle yükselecektir.

Ve bu yürüyüşün asıl taşıyıcıları sizlersiniz.

Sizden Beklentimiz Net ve Kesindir

Sizlerden üç şey istiyoruz;
ama bu bir rica değil, bir görevdir.

Birincisi: Gerçeği öğrenin.
Tarihinizi, yani gerçek hikâyenizi;
kulaktan dolma bilgilerle değil,
kendi köklerinizden, kendi kaynaklarınızdan öğrenin.

İkincisi: Kahramanlarınızı tanıyın.
Size pazarlanan sahte figürleri değil,
bu topraklara ahlâkı, adaleti ve merhameti mühürlemiş
hakiki öncüleri örnek alın.

Üçüncüsü: Şahsiyet sahibi olun.
Dürüst olun.
Vicdanlı olun.
Merhametli olun.

Başkasına benzemeye çalışmayın.
Çünkü kendi tarihini bilen gençler,
başkalarının yazdığı hikâyelerde figüran olmaz;
kendi destanını yazar.

Bir Medeniyet Yürüyüşü: Buhara’dan Kırcaali’ye

Biz bugün size kuru bir tarih anlatmıyoruz.
Biz size emanet edilmiş bir yürüyüşü hatırlatıyoruz.

Buhara’da ilimle başlayan,
Ahlat’ta irfanla yoğrulan,
Anadolu’da ahlâkla güçlenen
ve Rumeli’de Kırcaali ile vücut bulan
bir medeniyet yürüyüşünden söz ediyoruz.

1434’ten bu yana susturulmuş bir hafızayı,
600 yıl sonra ilk kez Mevlid-i Şerif ile
yeniden konuşturduk.

Bugün bu sessizliği bir belgeselle,
bir bilinç hamlesiyle
tarihin önüne koyuyoruz.

Toprak Konuştu, Artık Kimse Susamaz

Gelibolu’da,
Küçükanafarta Köyü sınırlarında ortaya çıkarılan
8 bin 731 mezar,
bir arkeolojik veri değildir.

Bu;
unutulanların geri dönüşüdür,
tarihin toprağın altından
hesap sormaya başlamasıdır.

Bu mezarlar bize şunu söylüyor:
Bu topraklar sadece savunulmadı;
adanarak geçildi.
Rumeli’ye uzanan o büyük yürüyüş,
işte burada başladı.

Artık Yeter: Kırcaali Müfredata Girmelidir

Buradan açık ve net söylüyoruz:

Kırcaali, millî eğitim kitaplarına girmelidir.

Çünkü bir millet,
kahramanlarını ders kitaplarına koymadıkça
hafızasını tamamlayamaz.

Ama bilin ki;
resmî müfredatı beklemek yetmez.

Sizler bu tarihi tatil gibi okumak zorundasınız.

Nasıl ki bir tatil insanın ruhunu dinlendirir,
zihnini açar,
ufkunu genişletirse;

Kırcaali’nin hikâyesi de
sizi köksüzlükten kurtaracak,
karakterinizi besleyecek,
kimliğinizi sağlamlaştıracaktır.

Bu yüzden diyoruz ki:
Sadece sınav için değil,
sadece not almak için değil;

adam olmak için okuyun.

Gelecek, Sorumluluk Alanlarındır

Sevgili gençler,

Güçlü olmak, başkalarını ezmek değildir;
mazluma el uzatmaktır.

Kahraman olmak, her şartta kazanmak değildir;
her şartta iyi kalabilmektir.

Geleceği kurmak;
geçmişi inkâr ederek değil,
mirasını omuzlayarak mümkündür.

Atalarımız dünyayı adaletle yönetti.
Biz imkânsızın peşinde değiliz;
zaten bize ait olan
adalet sancağını yeniden devralmanın peşindeyiz.

Son Çağrı

Kendinize inanın.

Dünya yönetimine hazır olun.
Zihnen,
ahlâken,
vicdanen kendinizi yetiştirin.

Çünkü gelecek;
sessiz kalanların değil,
“Ben de varım” diyerek sorumluluk alanların olacaktır.

Kırcaali’nin duası hâlâ Balkan rüzgârlarında yankılanıyor:

“Köklerine sahip çık,
geleceğe umutla yürü.”

Biz bu çağrıyı duyduk.
Ve artık bu yoldan geri dönüş yok.

Hepinizi,
sorumluluğunu bilen yüreklerin
bu onurlu yürüyüşüne
şahitlik etmeye davet ediyorum.

Saygıyla, muhabbetle ve hürmetle…

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

14 + eighteen =