Rafet ULUTÜRK
Bulgaristan, tarihinin en derin siyasi tıkanıklıklarından birinin eşiğinde, 2026 yılına büyük bir belirsizlikle ama aynı zamanda büyük bir değişim gebe olarak giriyor. Jelyazkov hükümetinin istifası ve sokağın dinmeyen öfkesi, ülkede sadece “geçici bir hükûmet” dönemini değil, mevcut siyasi elitlerin son kullanma tarihinin dolduğunu haykırıyor.
Sokaklardaki halk, neden orada olduğunu çok iyi biliyor: Yozlaşmış statükoya, bitmek bilmeyen şantaj siyasetine ve halkın ekonomik refahını partisel çıkarlara feda eden “eski komünist uşaklara” karşı bir haysiyet mücadelesi veriliyor. Cumhurbaşkanı Rumen Radev’in partilere yönelik sert uyarıları, aslında halkın vicdanının sesidir. Ancak artık sadece uyarmak yetmiyor; topun partilere atıldığı o anayasal süreç, her seferinde aynı çıkmaza saplanıyor.
Çözümün Adı: Radikal Değişim ve Başkanlık Sistemi
Bulgaristan’ın bu sarmaldan kurtulması için “eski usul” koalisyon pazarlıklarının ötesinde bir hamle şarttır. 2026’nın hemen başında beklenen o temel değişikliklerin fitili, bizzat Cumhurbaşkanlığı makamından ateşlenebilir. Bugün Bulgaristan’ın ihtiyacı olan şey, parçalanmış parlamenter yapıdan ziyade, istikrarı sağlayacak bir Başkanlık Sistemi tartışmasıdır.
Rumen Radev için artık vakit, pasif bir hakemlikten aktif bir oyun kuruculuğa geçme vaktidir. Kamuoyunda konuşulan o büyük adım; Radev’in mevcut görevinden feragat ederek, halkın tüm kesimlerini kucaklayan, hazır ve dinamik bir siyasi hareketin başına geçmesidir.
Ortak Çatı: Tüm Halkların ve Azınlıkların Partisi
Bulgaristan’ın kurtuluşu, sadece Bulgarların değil; Türklerin, Pomakların ve diğer tüm azınlıkların kendisini “evinde” hissedeceği bir şemsiye partiden geçmektedir. Bu yeni siyasi oluşum, eski dönemin karanlık figürleriyle değil;
Dürüst, ahlaklı ve bugüne kadar siyasete bulaşmamış isimlerle,
Türk bölgelerinde, toplumun saygısını kazanmış tertemiz Türk adaylarla,
Siyasi rant için değil, devletin bekası için elini taşın altına koyanlarla yol yürümelidir.
Son Şans: Ya Kurtuluş Ya Çöküş
Eski sistemin kalıntıları, ülkeyi birer birer satarken ve kendi iç çekişmelerinde boğulurken, Bulgaristan halkının artık bir gün bile bekleyecek tahammülü kalmamıştır. Radev’in “başkanlık sistemi” vaadiyle ve toplumun tüm renklerini temsil eden dürüst kadrolarla tek başına iktidara yürümesi, Bulgaristan’ın tek gerçek kurtuluş reçetesidir.
Aksi takdirde, 2026 sadece yeni bir erken seçimin yılı değil, Bulgaristan devletinin kurumsal çöküşünün başlangıcı olacaktır. Sandık bu sefer bir “hakem” değil, bir “kurtarıcı” bekliyor. Ve o kurtarıcı, eski sistemin uşaklarından arınmış, halkın öz evlatlarıyla kurulan o büyük ittifak olacaktır.