İliyana YOTOVA’yı Neden Destekliyoruz?

Rafet ULUTÜRK

Smolyan’dan Plevne’ye, Kırcaali’den Bulgaristan’ın Her Köşesine Uzanan Demokrasi, Eşit Vatandaşlık ve Ortak Gelecek Mesajı
Bir siyasetçiyi değerlendirirken yalnızca hangi partiden geldiğine, hangi makamda bulunduğuna veya hangi siyasi çevreler tarafından desteklendiğine bakmamalıyız. Asıl önemli olan, toplumun karşısına çıktığında ne söylediği, insanlara nasıl yaklaştığı ve ülkenin geleceğini hangi değerler üzerine inşa etmek istediğidir.
Bizim İlyana Yotova’ya yönelik olumlu yaklaşımımızın temelinde de bu anlayış bulunmaktadır.
Çünkü Bulgaristan’ın geleceğini yalnızca seçim sonuçlarıyla değil; demokrasiyle, hukuk devletiyle, toplumsal barışla ve bütün vatandaşların eşitliğiyle değerlendirmek gerektiğine inanıyoruz.
Smolyan’da, Plevne’de, Kırcaali’de ve Bulgaristan’ın farklı bölgelerinde verilen siyasi mesajları bu nedenle önemsiyoruz.
Bizim için mesele yalnızca bir cumhurbaşkanının kim olacağı değildir.
Asıl mesele, Bulgaristan Cumhuriyeti’nin nasıl bir devlet olacağı ve bu devletin bütün vatandaşlarına nasıl davranacağıdır.

  1. Bizim Desteğimizin Temelinde Kişiler Değil, İlkeler Vardır
    Bulgaristan çok kültürlü, çok kimlikli ve derin tarihî tecrübelere sahip bir ülkedir.
    Bu ülkede Bulgarlar, Türkler, Romanlar ve diğer topluluklar aynı devletin vatandaşları olarak yaşamaktadır.
    Herkesin ortak bir vatanı, ortak bir hukuku ve ortak bir geleceği vardır. Ancak ortak bir gelecek inşa edebilmek için yalnızca aynı ülkenin sınırları içerisinde yaşamak yeterli değildir.
    İnsanların kendilerini eşit, özgür, güvende ve saygın hissetmeleri gerekir.
    İşte bizim siyasi değerlendirmemizin merkezinde bu anlayış bulunmaktadır.
    Bir cumhurbaşkanı yalnızca kendisine oy verenlerin değil, kendisine oy vermeyenlerin de cumhurbaşkanı olabilmelidir.
    Bir devlet yöneticisi vatandaşlarının kökenini, dinini, dilini veya siyasi görüşünü bir ayrımcılık gerekçesi olarak görmemelidir.
    Bizim savunduğumuz devlet anlayışı budur.
    Devlet herkese eşit mesafede durmalı; hukuk herkesi eşit korumalı; demokrasi herkesin sesini duyurabilmelidir.
  2. Smolyan’dan Yükselen Mesaj: Kanunlar Herkes İçin Eşit Olmalıdır
    Rodop Dağları’nın kalbinde bulunan Smolyan, Bulgaristan’ın tarihî ve kültürel çeşitliliğini yansıtan önemli şehirlerinden biridir.
    İlyana Yotova’nın Smolyan’da yaptığı açıklamalarda özellikle hukuk, devletin vatandaşlarına karşı sorumluluğu ve gençlerin geleceği üzerinde durması dikkat çekicidir.
    Yotova, herkes için aynı kuralların geçerli olduğu, devletin vatandaşlarını koruduğu farklı bir Bulgaristan istediğini ifade etti. Gençlerin ülkelerinde eğitim, iş ve kariyer imkânı bulması gerektiğini de vurguladı.
    Bu açıklamaları önemsiyoruz.
    Çünkü bir ülkede adaletin varlığı yalnızca mahkeme salonlarında değil, günlük hayatın her alanında hissedilmelidir.
    Bir Türk vatandaşıyla bir Bulgar vatandaşı, bir Müslümanla bir Hristiyan, şehirde yaşayanla köyde yaşayan insan devletin karşısında aynı haklara sahip olmalıdır.
    Rodoplar’da yaşayan bir genç, Sofya’da yaşayan bir genç kadar geleceğinden umutlu olabilmelidir.
    Smolyan’daki açıklamalardan çıkarılması gereken en önemli sonuç şudur:
    Güçlü devlet, vatandaşından korkulan devlet değil; vatandaşının güvendiği devlettir.
  3. Plevne’de Verilen Mesaj: Bölünmeye, Nefrete ve Kutuplaşmaya Hayır
    Plevne’de yapılan açıklamalar, Bulgaristan siyasetinin önemli sorunlarından biri olan toplumsal kutuplaşmaya dikkat çekmektedir.
    Yotova, Plevne’de bölünme, nefret ve çatışma istemediklerini; cumhurbaşkanlığı makamının farklı siyasi partilerin, kurumların, vatandaşların ve sivil toplum kuruluşlarının buluşabildiği bir yer olması gerektiğini söyledi.
    Ayrıca ülkenin geleceğinin ulusal uzlaşma, diyalog ve ortak amaçlarla kurulabileceğini vurguladı.
    Bu yaklaşım, demokratik siyaset açısından önemlidir.
    Çünkü demokrasi yalnızca sandıkta çoğunluğu elde etmek değildir.
    Demokrasi, farklı düşünen insanların birbirlerini düşman olarak görmeden birlikte yaşayabilmesidir.
    Bir ülkede siyasi partiler birbirleriyle rekabet edebilir. Vatandaşlar farklı dünya görüşlerini savunabilir. Ancak bu farklılıklar toplumun parçalanmasına dönüşmemelidir.
    Cumhurbaşkanlığı makamının en önemli sorumluluklarından biri de toplumsal ayrışmaları derinleştirmek yerine ortak bir gelecek anlayışını güçlendirmektir.
    Plevne’deki mesajı bu bakımdan değerli buluyoruz.
  4. Kırcaali’de Verilen Mesaj: Farklılıklarımız Bir Tehdit Değil, Ortak Zenginliğimizdir
    Kırcaali, Bulgaristan Türklerinin tarihî, kültürel ve toplumsal hafızasında özel bir yere sahiptir.
    Bu şehir yalnızca bir coğrafya değildir.
    Kırcaali; geçmişin acılarını, kültürel kimliğin korunması mücadelesini, komşuluğu, dayanışmayı ve birlikte yaşama iradesini temsil eder.
    9 Ekim 2026 tarihinde Kırcaali’de vatandaşlarla buluşan İlyana Yotova ve cumhurbaşkanı yardımcısı adayı Kiril Vılçev, şehrin hoşgörü ve karşılıklı anlayış açısından örnek olduğunu ifade etti.
    Farklılıkların çatışmak zorunda olmadığını, anlaşmazlıkların diyalog yoluyla çözülebileceğini söylediler.
    Bu yaklaşımın önemi büyüktür.
    Çünkü Bulgaristan Türklerinin geçmişinde yalnızca güzel hatıralar bulunmamaktadır.
    Özellikle 1980’li yıllarda yaşanan zorla isim değiştirme politikaları, kültürel baskılar ve 1989 göçü, toplumun hafızasında derin izler bırakmıştır.
    Bu tarih unutulmamalıdır.
    Ancak geçmişin acıları geleceğin düşmanlıklarına da dönüştürülmemelidir.
    Bizim istediğimiz, tarihin doğru öğrenildiği, mağduriyetlerin tanındığı ve aynı yanlışların bir daha yaşanmayacağı demokratik bir Bulgaristan’dır.
    Kırcaali’de verilen hoşgörü mesajı, bu nedenle yalnızca güzel bir siyasi açıklama olarak kalmamalıdır.
    Eşit vatandaşlık, kültürel haklar, ana dili, eğitim, ekonomik kalkınma ve kamu hizmetlerine adil erişim gibi alanlarda somut karşılık bulmalıdır.
    Gerçek hoşgörü, insanların farklılıklarına tahammül etmekten daha fazlasıdır. Onların haklarını kendi haklarımız kadar değerli görmektir.
  5. Dinî Hoşgörü: Birlikte Yaşama Kültürünü Korumak
    Yotova’nın Bulgaristan Başmüftüsü ile gerçekleştirdiği görüşmede dinî topluluklar arasındaki barış ve karşılıklı saygının korunması gerektiğini vurgulaması da dikkat çekmektedir.
    Yotova, farklı inanç toplulukları arasındaki anlayışın bütün vatandaşların yararına olduğunu ve gençlere birlikte yaşama tarihinin anlatılması gerektiğini belirtti.
    Biz bu yaklaşımı önemli buluyoruz.
    Çünkü din ve vicdan özgürlüğü, demokratik devletin temel taşlarından biridir.
    Bir insan camiye gittiği için, başka bir insan kiliseye gittiği için kendisini farklı muameleye maruz kalmış hissetmemelidir.
    İnsanların inançları devlet karşısındaki haklarını belirlememelidir.
    Devletin görevi inançları birbirine üstün tutmak değil, herkesin inancını özgürce yaşayabilmesini güvence altına almaktır.
  6. Gençlerin Geleceği: Bulgaristan İnsanını Kaybetmemelidir
    Bulgaristan’ın karşı karşıya bulunduğu önemli meselelerden biri nüfus kaybı, göç ve gençlerin gelecek arayışıdır.
    Özellikle küçük şehirlerde ve kırsal bölgelerde gençlerin eğitim, istihdam ve ekonomik fırsatlara erişimi önemli bir sorundur.
    Bir gencin kendi ülkesinden ayrılmak istemesi elbette doğal bir tercihtir.
    Ancak bir genç ülkesinde gelecek göremediği için ayrılmak zorunda hissediyorsa, bu durum üzerinde düşünmek gerekir.
    Smolyan’da dile getirilen gençlere eğitim, çalışma ve kariyer fırsatları sağlanması gerektiği yönündeki açıklamalar bu nedenle önemlidir.
    Kırcaali’de dile getirilen insanların ülkelerinde kalabilmesi için güvenliğe, insanca gelire ve çalışma imkânlarına ihtiyaç duyduğu yönündeki yaklaşım da aynı bütünün parçasıdır.
    Bizim istediğimiz, gençlerin kendi ülkelerinde umutla yaşayabildiği bir Bulgaristan’dır.
    Bir Türk genciyle bir Bulgar gencinin aynı üniversitede okuduğu, aynı kurumlarda liyakatle çalışabildiği ve aynı geleceği birlikte inşa edebildiği bir ülke.
    Çünkü Bulgaristan’ın en büyük zenginliği yalnızca toprakları, ormanları, sanayisi veya doğal kaynakları değildir.
    Bulgaristan’ın en büyük zenginliği insanıdır.
  7. Stratejik Bakış: Eşit Vatandaşlık Bir Millî Güvenlik ve Kalkınma Meselesidir
    Eşit vatandaşlık yalnızca bir insan hakları meselesi değildir.
    Aynı zamanda devletin uzun vadeli istikrarı, ekonomik kalkınması ve toplumsal dayanışmasıyla doğrudan ilgilidir.
    Bir vatandaş kendisini devletin eşit ve saygın bir parçası olarak gördüğünde kurumlara güveni güçlenir.
    Bir genç ülkesinde fırsat bulduğunda kendi geleceğine yatırım yapar.
    Bir toplumda farklı kimlikler kendilerini güvende hissettiğinde ortak vatandaşlık bilinci gelişir.
    Bu nedenle Bulgaristan’ın geleceği için birkaç stratejik hedef önemlidir:
    • Hukukun üstünlüğünün ve bağımsız kurumların güçlendirilmesi.
    • Türkler dâhil bütün vatandaşların kültürel ve dilsel haklarının korunması.
    • Eğitimde, istihdamda ve kamu yönetiminde fırsat eşitliğinin sağlanması.
    • Rodoplar, Kırcaali ve ekonomik bakımdan geri kalmış diğer bölgelerde kalkınma imkânlarının artırılması.
    • Gençlerin karar alma mekanizmalarına daha fazla katılması.
    • Bulgaristan ile Türkiye arasındaki iyi komşuluk ilişkilerinin karşılıklı saygı temelinde geliştirilmesi.
    Bunlar herhangi bir topluluğun diğerine üstünlük sağlaması için değil, bütün Bulgaristan’ın güçlenmesi için gereklidir.
  8. Demokrasi Sözle Başlar, İcraatla Güçlenir
    Yotova’nın açıklamalarını değerli bulmamız, bu açıklamaların sorgulanmadan kabul edilmesi gerektiği anlamına gelmez.
    Siyasette söylenen her güzel sözün bir sorumluluğu vardır.
    Demokrasiye sahip çıktığını söyleyen bir siyasetçinin, farklı görüşlerin özgürlüğünü de savunması gerekir.
    Eşit vatandaşlıktan söz eden bir yöneticinin, ayrımcılığa karşı somut adımlar atması gerekir.
    Gençlerden bahseden bir devlet insanının, gençlerin karşılaştığı gerçek sorunları çözmeye yönelik politikalar geliştirmesi gerekir.
    Bizim beklentimiz budur.
    Bugün yapılan açıklamaları yarın atılacak adımlarla birlikte değerlendirmek gerekir.
    Çünkü gerçek devlet adamlığı yalnızca güzel konuşmakla değil, verilen sözleri hayata geçirmekle ölçülür.
  9. Bulgaristan Türklerinin Geleceği: Haklarımızı Savunurken Ortak Vatandaşlığı Güçlendirmek
    Bulgaristan Türkleri bu ülkenin tarihinin, kültürünün ve toplumsal yapısının ayrılmaz bir parçasıdır.
    Bu gerçek ne inkâr edilmeli ne de siyasi rekabetin bir aracı hâline getirilmelidir.
    Bulgaristan Türklerinin kimliklerini koruması, ana dillerini yaşatması, kültürlerini gelecek nesillere aktarması ve siyasete eşit biçimde katılması demokratik toplumun doğal gereğidir.
    Ancak burada önemli bir noktayı da vurgulamak istiyorum.
    Bulgaristan Türklerinin geleceği yalnızca belirli siyasi partilere, belirli kişilere veya dar siyasi hesaplara bağlı görülmemelidir.
    Toplumun her alanda eğitimli, donanımlı, özgüvenli ve etkili insanlar yetiştirmesi gerekir.
    Üniversitelerde bilim insanlarımız, kamu kurumlarında liyakatli yöneticilerimiz, ekonomide girişimcilerimiz, kültür hayatında yazarlarımız ve demokratik siyasette söz sahibi vatandaşlarımız çoğalmalıdır.
    Bunun yolu içine kapanmaktan değil, kimliğimizi koruyarak toplumun bütün alanlarında aktif olmaktan geçmektedir.
  10. Sonuç: Destek Bir Güven İfadesidir, Aynı Zamanda Bir Sorumluluk Çağrısıdır
    İlyana Yotova’nın Smolyan’da hukuk ve eşit kurallar, Plevne’de diyalog ve toplumsal uzlaşma, Kırcaali’de hoşgörü ve birlikte yaşama üzerine yaptığı açıklamalar, demokratik devlet anlayışı bakımından değerlendirmeye değerdir.
    Bunlar Bulgaristan’ın geçmişten bugüne taşıdığı sorunlara cevap verebilecek önemli ilkelerdir.
    Ancak bir ülkenin geleceğini yalnızca bir cumhurbaşkanı belirleyemez.
    O geleceği vatandaşlar, sivil toplum kuruluşları, eğitim kurumları, siyasi partiler ve devletin bütün kurumları birlikte oluşturur.
    Bu nedenle bizim için esas olan, kim yönetirse yönetsin, Bulgaristan’ın daha adil, daha demokratik, daha müreffeh ve daha huzurlu bir ülke olmasıdır.
    Bir cumhurbaşkanının gerçek başarısı, yalnızca seçim kazanmasıyla değil, görev süresince farklı topluluklar arasında güven oluşturabilmesiyle ölçülmelidir.
    Biz geçmişin acılarını unutmadan, geleceğin umutlarını da kaybetmeden yaşamak istiyoruz.
    Çocuklarımızın birbirlerinden korkmadığı, gençlerimizin birbirlerine düşman edilmediği, insanların isimleri, dilleri veya inançları nedeniyle ayrımcılığa uğramadığı bir Bulgaristan istiyoruz.
    Ve bütün siyasi liderleri bu ilkeler karşısında aynı ölçütlerle değerlendirmeye devam etmeliyiz.
    Çünkü demokrasi, bir kişinin kazanmasından daha büyüktür. Demokrasi, bütün vatandaşların kendisini kazanmış hissettiği bir düzen kurabilmektir.
    Not:
    Bulgaristan Türkleri, demokrasi, eşit vatandaşlık ve Balkanların geleceği üzerine bir değerlendirme.

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

18 + thirteen =