Kocaeli’de Seçmece Diplomasi

Prof. Dr. Hayati DURMAZ

Alternatiflerin olması her zaman iyidir, tek düze olmayı engeller, farklılıklar ve farklı bakış açıları size yeni ufuklar açar. Bakış açınızı zenginleştirir… Tabi değerlendirirseniz…

Mesela karpuz alırken seçersiniz; bazısı elinin tersi ile tık tık vurur, kimisi şaplak atar karpuza…

Satıcı da bağırır zaten, “Seçmece karpuuuz!” diye. Müşteri gelip tek tek bakıp, beğendiğini alsın der. Kimi de der ki, karpuzun kulağını yani sapını iyice bükmelisin ki, biraz canı yansın, suyu kesilsin ama olgunlaşsın.

Kimisi de der ki suyunu kesme, bol olsun ki, sulu olsun, kocaman olsun tabağı doldursun.

Ama şaplak atarak seçmece karpuz almanın bazı riskleri de vardır.

Kulağı burkulmuş sanırsınız, kocaman olmuştur, nereden baksanız kırk bir kilo vardır. Ama içi kabaktır.

Çünkü aslında çile çekmemiş, dalından koparıldıktan sonra müşteriyi kandırmak için sapı burkulup çile çekmiş imajı verilmiştir.

Ya da hormonla, ihale usulü şişirilmiştir. Aslında içi boştur ama yapay olarak o kadar şişirilmiştir ki; siz onu insanlara hizmet etmek, tat vermek üzere olgun bir halde sanırsınız. Ama içi cıvıklaşmıştır bir kere.

Yani sizin anlayacağınız karpuz ya kabaktır, ya da cıvık.

Bir de kesmece karpuz vardır ki; o ayrı bir alem…

Baktınız sapından, tıklayarak ve şaplakla bostanı çözemediniz, satıcı “Kesmece” diye bağırıyorsa, şanslısınızdır ki; malına, çalışmasına güveniyor demektir.

Yaptığı iş ortadadır, karpuzu keser; görürsünüz ak koyunla, kara koyunun farkını…

Ama artık “kesmece” diye bağıran karpuzcu kalmadı gibi bir şey.

Malına güvenen dürüst esnaf parmakla gösterilecek kadar az; bir iki numunelik kaldı.

Onların da kanımca koruma altına alınması lazım ki; ilerideki nesillere:

“İnsan evlâdı tacir, böyle olur”du deyip örnek gösterebilelim.

Şimdi herkes seçmeci… Kesmececi kalmadı.

Karpuzcu bağırıyor:

– Gel vatandaş gel! Benim “malım” güzel, seçmece bunlar!

Artık hormonla şişirilmiş mi çıkar, yoksa sanki çile çekmiş gibi; rol mü yapar, satıcının ahlâkına kalmış…

Şimdi diplomasi de böyle oldu.

Adam Hariciye Nazırlığı hayalleri kuruyor. Bu maksatla Balkanlara gidiyor, geziyor, sağda solda iftarlar veriyor, oradaki soydaşlara destek oluyorum mesajları veriyor. Bunlar güzel şeyler…

Ama bir bakıyorsun yanında da koca koca karpuzlar var. Ne yazık ki hormonlu ve sanki memleket hasretiyle acı çeken bostanlar…

Halktan kopuk, yöreden bi haber, stratejik algıdan ve Türkiye’nin menfaatlerinden ise tamamen bi haber, hülyadaki zevat, ahkâm kesiyorlar… Kendi makamlarını kavi hale getirmek için…

Nazır adayımız da kendilerine güvenmiş; bu hormonlu yapılara kulak verip, peşlerinden gidiyor…

Gerçek kulağı burkulup acı çeken, tat veren, organik sulu karpuzlar mı?

Onlar müstakbel hariciye nazırından (?) beş dakikalık randevu bile alamıyorlar…

Tribünlere oynayıp 41 kiloluk karpuzlarla fotoğraf çektirmek varken, küçük ve şekilsiz karpuzla niye sırıtarak fotoğraf veresin ki?

Nasıl olsa Rumeli, Balkan Türkleri saftır; kendisinin da hormonlu olduğu bilinmez zannediyor…

Ne diyelim, kırk bir kere maşallah (!)

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

nine − one =