Mehmed TEFİK
Bazı dağlar vardır…
Sadece taş değildir.
Hatıra taşır.
Hasret taşır.
Ve en çok da,
suskun bir haykırışı saklar.
Rodoplar gibi…
Bugün o dağların eteklerinden,
Kırcaali’den
Çanakkale’ye bir ses yükseliyor.
Sessizliğin İçindeki Çığlık
Kırcaali’de hayat sakin görünür.
Ama bu topraklar,
çok şey görmüştür.
Göçleri…
ayrılıkları…
kimliğini koruma mücadelesini…
Ve bu yüzden burada yaşayan bir insan,
Çanakkale’yi sadece duyarak değil,
hissederek bilir.
Uzak Değil, Aynı Kök
Kırcaali ile Çanakkale arasında
sınırlar olabilir.
Ama kökler ayrılmaz.
Çünkü biz,
aynı geçmişin çocuklarıyız.
Aynı dili,
aynı acıyı,
aynı gururu taşıyan…
Bu yüzden Çanakkale,
bizim için yabancı bir destan değil…
Kendi hikâyemizin bir parçasıdır.
Bir Milletin Ayağa Kalkışı
Çanakkale,
sadece bir zafer değildir.
O,
bir milletin yeniden ayağa kalktığı andır.
Dünya “bitti” dediğinde,
yeniden doğrulduğu an…
Ve bu direniş,
Kırcaali’de de yankı bulur.
Çünkü biz de biliriz:
Bazen var olmak,
direnmekle mümkündür.
Kırcaali’den Bir Haykırış
Bugün buradan,
Rodoplar’ın kalbinden
yüksek sesle haykırıyoruz:
Çanakkale!
Sen sadece geçmişte kalmış bir savaş değilsin.
Sen,
bir milletin onurusun.
bir kimliğin direnişisin.
bir yüreğin vazgeçmeyişisin.
Hatıra ve Sorumluluk
Çanakkale’yi hatırlamak,
sadece geçmişi anmak değildir.
Bir sorumluluktur.
Kim olduğumuzu bilmek,
nereden geldiğimizi unutmamak…
Ve bu emaneti
geleceğe taşımak.
Son Söz: Aynı Ses
Bugün Kırcaali’den yükselen bu ses,
yalnız değildir.
O ses,
Anadolu’da,
Orta Asya’da,
Türk dünyasının her yerinde
aynı şekilde yankılanır.
Çünkü Çanakkale,
sadece bir yer değil…
Ortak bir sestir.
Ve biz o sesi
kalbimizde taşıyoruz.
Ve haykırıyoruz:
Unutmadık.
Unutmayacağız.